KDV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KDV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2019

Bütçenin değişen gelir ve harcama yapısının sonuçları

Sekiz aylık bütçe rakamları mali disiplin konusunu daha dikkatli yorumlamamız gerektiğini gösteriyor. 
Bu bağlamda, sizler için 2006, 2009 ve Ağustos 2019 bütçe gelir ve giderlerinin toplam içindeki paylarını içeren bir tablohazırladım. Nominal büyüklük yerine payları dikkatinize sunmamın amacı yıllar itibariyle değişimi göstermek.  
İlk değişim vergi gelirleri ile vergi dışı gelirler arasında görülüyor. Vergi gelirlerinin toplam içindeki payı, önceki yıllarda yüzde seksenler civarında. Ancak bu yılın ilk sekiz ayında %73’e düşüyor. Buna karşılık vergi dışı gelirler (ki çoğu bir defalıktır) toplam içindeki paylarını %20,7’den %26,8’e çıkarıyorlar. Bu artışın nedeninin, TCMB’den gelen 80 milyar lira olduğunu biliyoruz. 
Yani gelirlerde, vergi dışı gelirler lehine bir pay artışı yaşanırken bu artışta TCMB’nin katkısı da artıyor.

14 Nisan 2019

Gençler ve kıdem tazminatı

Türk Metal Sendikası ve Uludağ Üniversitesinin, Karadeniz Ereğli’de beraber düzenlediği, 27 üniversitenin Çalışma Ekonomisi Bölümü öğrencilerinin 6. Kez bir araya geldiği “AkadEmek Kurultayı’na” konuşmacı olarak davet edilmiştim.
Öğrenciler ve işçilerle beraber olmak, onların ekonomiye ve iş hayatına bakışını kendilerinden dinlemek beni her zaman mutlu ediyor. Onlardan çok şey öğreniyorum.
Bu toplantı sırasında en çok, ekonominin içinde bulunduğu durum, iş sınavları ve kıdem tazminatı fonu hakkında soru soruldu. Yurdun 27 farklı yöresinden, binlerce kilometre yol kat ederek gelen gençler, iş olanakları olarak önlerinde ne tür seçenekler olduğunun az çok farkında idiler. Bir kısmı hayata umutla bakıyor, bir kısmı ise artan işsizlik karşısında ne yapacaklarını bilemiyorlardı.
Ama beni en çok etkileyen konu, gençlerin devlete bakış açıları oldu. 

13 Şubat 2019

Tanzim satışlardan Amerikalı emekliler de mutlu olacak

Ekonomide geçen temmuzdan bu yana yaşananlar sıradan olaylar değil. 2009 Küresel Krizinden çıkış sürecinin bir sonucu olarak biriken sorunlar ve dışardan gelen etkilerle önce kur, sonra faiz, ardından da enflasyon yükselişe geçti. 
Başta özel sektör olmak üzere tüm kesimlerin bilançolarında önemli tahribatlar yaratan dış borçlar, ekonomiyi bir sarmala soktu.
Şirketler başta olmak üzere, bilançosu bozulanlar borçlarını nasıl geri ödeyeceklerinin derdine düştü.
Kimi öz kaynaklarını devreye soktu. Bazıları işini küçültmek derdinde, işsizlik arttı. Diğerleri kamuya olan borçlarını ödemekte zorlanıyor. Başta KDV olmak üzere vergi ve sosyal sigorta primlerinin tahsilatında düşüler yaşanıyor. TCMB’den gelen para olmasa bütçenin nakit dengesi nasıl olurdu acaba? Bunlar yetmeyince bankalara olan borçların geri ödenmesine sıra gelebilir.
Kısacası herkes seçimlerin sonrasına kilitlenmiş durumda. Nisan sonrasında gerekli acı reçeteyi içeren önlemlerin alınacağını düşünenler az değil.
Ancak benim biraz farklı bir gözlemim var.

10 Ekim 2018

Krediler ve ekonominin geleceği

Ben bir olaya, özellikle siyasilerin açıklamalarına, her zaman sorgulayarak, bunun arkasında ne var diyerek bakmaya başlarım. Bu bize Mülkiye’de öğretilenlerden geliyor. Ama uzun yıllar kamuda çalışmanın verdiği bir teknisyen alışkanlığının etkisi de yok değil.
Bu bağlamda, Sayın B. Albayrak, “Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programını”açıklayınca, önce “emirle” (!) enflasyonun nasıl düşeceğini sorguladım. Eğer bu uygulama, parasal disiplin, Merkez Bankası’nın tam bağımsızlığı, mali (kural) disiplin, reel sektörün sorunlu borçlarına vb. çözüm öneren, orkestrasyonu mükemmel bir programın parçası olsaydı, geçici etkisi olabilirdi.
Sonra açıklamaların diğer bölümlerine baktım. İlgimi en çok çeken konu, KDV iadelerinin ödeme sürecinin hızlandırılması oldu.İade miktarı, yani devletin reel sektöre borcu bir iddiaya göre 160, diğerine göre 200 milyar lira. 
Her ne kadar Bakan ödeme konusunda bir mesaj vermiyorsa da, bir niyet beyan ediyor. Eminim bu “niyet” bazı şirketleri heyecanlandırmıştır. (Ama bundan çok alacağı olan müteahhitler için henüz bir açıklama yok. Onları da eklersek kamunun bütçe dışı borçları birkaç yüz milyar lira daha artar.)
Peki bu paralar nasıl ödenecek?

16 Mayıs 2018

Ekonomide ne oluyor?

Ortalık yine toz duman. Kurlar yerinde durmuyor. Her gün rekor tazeliyor. Döviz borcu olanlar televizyonun ve telefonun başından ayrılmıyorlar. Olumlu bir haber bekliyorlar.
Yaşananların nedeni bence basit. 
Önce dış dengeile başlayayım. Şubat 2018-Şubat 2019 arasında 186 milyar dolar dış borç ödemesi var. Bunları ya cepten ödeyeceğiz ya da yeni borç bularak çevireceğiz. Cepten ödeyebilmek için borçlunun döviz geliri olması lazım. Ne yazık ki bazılarının yok. Buna ek olarak 50-55 milyar dolar cari açığı finanse etmek gerekiyor. Anlayacağınız önümüzdeki bir yılda 240 milyar dolar kadar döviz bulamak gerekiyor.
Bu demektir ki elinde dövizi bulunanları menun etmek, güven vermek lazım.
Güven vermek ne demek? Biraz açayım.

20 Ocak 2018

Büyümeye KDV desteği

Geçen yılın bütçe verileri yayınlandı. Açık rakamını, nakit dengesi ile bütçe dengesi arasındaki büyük farkı şimdilik bir kenar koyup, ben bazı gelir ve harcama kalemlerini dikkatinize sunayım.
Gelirlerdeki performansın ithalden alınan KDV, MTV ve çıkarılan yeniden yapılandırma kanunlarının sonuçları olduğu görülüyor. Genel performansı değerlendirmek için enflasyon + büyüme rakamına beraber bakmak lazım. Geçen yıl enflasyon %12 idi. Büyüme ise %6-7 aralığında bekleniyor. O zaman gelirlerde %18-19 civarındaki değişim normal karşılanmalı. Geçen yıl merkezi bütçe gelirleri %14, vergi gelirleri ise %17 kadar artmış. Kötü bir performans değil.

3 Ekim 2017

Bütçe için MTV yerine alternatif öneriler

Hazine’deki görevimin son 3,5 yılını (1999-2003) IMF Programları ve Kriz yönetimi ortamında geçirdim. Bir yandan makro diğer yandan mikro sorunlarla uğraştığımız o dönemde yıllık bütçeleri hazırlarken çok şey öğrendim. Gelir ve harcama tarafındaki hemen hemen her kalemin tek tek ele alındığı uzun toplantıların sonunda TBMM’ye sunulan bütçelerin, sonradan ekonomiye olan etkilerini de bire bir yaşadım.

Son Orta Vadeli Program (OVP) ve yanı sıra açıklanan vergi paketi beni o günlere götürdü. Özellikle MTV ve diğer vergi önlemlerine halkın tepkisi, bürokratların ve siyasetçilerin çelişkili açıklamaları bana hiç yabancı gelmedi.

Bugün idarede görev yapan bürokratlar ilk defa böylesi bir durumla karşılaştıkları için belki biraz sıkıntı yaşıyor olabilirler.

Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Nasıl mı?

16 Ağustos 2017

Sonunda futbolumuz da ekonomimize benzedi

Futbolu artık eskisi kadar yakından takip etmiyorum. Takım tutuyorum ama oynanan oyundan zevk almıyorum. Bunu biraz liglerdeki futbol anlayışına biraz da ilgisizliğime bağlayabilirsiniz.
Korkmayın amacım futbol yorumu yapmak değil.
Son yıllarda yaşanan iki gelişmeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Artık futbol çifte açığa, bütçe ve cari açığa neden oluyor.
Bütçeye etki, profesyonel liglerdeki belediye takımlarının çokluğundan. Kaç tanedir sayamadım. Ama neredeyse her il ve büyük ilçe belediyesi bir tıkıma sahip veya dolaylı yollardan destekliyor.

23 Mayıs 2017

Sistemin bazı parçalarının bakıma/değişime ihtiyacı var

Son günlerdeki bazı gelişmeleri yan yana getirince kafam biraz karışıyor.

Gelmek istediğim konu şu. Geçen yıl, kamu alacaklarının yeniden yapılandırmasına ilişkin kanunun görüşmeleri sırasında, değerli dostum Bülent Kuşoğlu bahsetmişti. Devletin vergi, SGK, gümrük gibi alanlardan alacaklarının aslı (anaparası) 160 milyar liraymış. Bu toplamın 91 milyar lirası vergi alacaklarından, 68 milyar lirası ise SGK alacaklarından oluşuyormuş. Dahası buna yaklaşık 150 milyar liralık ceza ve gecikme faizlerini de eklemek gerekiyormuş.

Benzeri bir rakam, Bülent TAŞ’ın Dünya Gazetesinde yayımlanan makalesinde de var. Yasası geçen yıl TBMM’den geçen, yapılandırmaya konu kesinleşmiş vergi alacağının 90,7 milyar lira olduğunu belirtmiş. Sayın Taş, yazısında toplan yapılandırılan alacaklardan sadece 15,2 milyar liralık tahsilat yapılabildiğini söylüyor. (Ceza ve faizlerin ne kadarının silindiğini ve tahsilat yapıldığını ben yazıda göremedim.)

27 Nisan 2017

Yata kata lüks otomobile Hazine garantisi

Değerli gazeteci kardeşim Sefer Yüksel’in Habertür’teki haberini okuyunca, geçirdiğim vertigo atağından kaynaklanan başımın dönmesi, biraz daha arttı.
Habere göre; Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle verilen kredilerin toplamı 140 milyar lira olmuş. Alınan kredilerin bir kısmı amacına uygun olarak yatırımlar için kullanılmış. Bankacılılara göre; alınan kredilerin önemli bölümünün arsa alımına, lüks arabaya, ofis yeri satın alınmasına harcanmış. Hatta bazıları para fazla geldiği için bir bölümünü başka bankaya mevduat olarak yatırmışlar. Bazı firmalar da daha önce aldıkları KMH (Kredili Mevduat Hesabı) ile rotatif kredilerini, KGF kefaletine haiz kredileriyle kapatmışlar. “Bankacılar, şu ana kadar kullandırılan kredilerin yüzde 30’unun yeniden yapılandırma ve kredi kapama için kullanılmış olabileceğini tahmin ediyor”.
Bu garabet durumu açıklayabilmek için, önce kısaca kredinin ne olduğunu sonra da neden Hazine garantisinden bahsettiğimi açıklamaya çalışacağım.

22 Ocak 2017

Devlet vergi tahsilatı yapamıyorsa

Çok bilinen bir hikayedir. Napolyon, çok önem verdiği bir savaşı kaybedince generalleri toplar. Hesap sorar; “Savaşın kaybedilmesinin nedenleri nelerdir?” der. Bir general, “Yedi nedeni var efendim. Birincisi, barutumuz bitti.” deyince, İmparator hiddetle bağırır; “tamam gerisine gerek yok” der.
Her ay yayımlanan bütçe tahsilat verilerine bakarken, hep bu olay aklıma gelir.
Nedeni basittir.
Bir devletin devlet olabilmesi için ilk yapması gereken şey vergi koymak ve daha önemlisi koyduğu vergiyi toplayabilmekten geçer. Koyduğu vergiyi toplayamayan devlet olmaz.
Verginin tarihte önemli yeri var. İsyanların büyük çoğunluğu vergilere itiraz nedeniyle çıkmıştır. Örneğin, Amerikan bağımsızlık savaşı, İngiltere Kraliçesinin 100 Yıl Savaşlarının yükünü kolonilere yüklemek için ek vergi koyması üzerine başlamıştır.

18 Ocak 2017

Yatırımcı bütçeden sosyal yardım bütçesine doğru

2016 bütçesi, beklendiği gibi genel olarak hedeflere uygun bir sonuçla yılı tamamladı. Bununla beraber ayrıntılara bakınca önemli yapısal değişimler göze çarpıyor.

Fazla detaya girmeden kısaca konuları ele alacağım.

Önce gelirler;

Yılsonu hedefine ulaşıldı. Bunda en önemli katkı vergi barışından gelen gelirler. Maliye Bakanı 13,5 milyar lira tahsilat yaptıklarını belirtti. Kurumlar, gelir vergileri ile KDV tahsilatında son iki ayda görülen performans artışı bunun ispatı.

Ancak genel tahsilat problemi devam ediyor. Örneğin KDV’de yıllık tahsilat oranı yüzde 52. Yani geçen yıl tahakkuk eden yaklaşık 104 milyar liralık KDV’nin neredeyse yarısı toplanabilmiş. Daha kötüsü de var. Faizler, paylar ve cezalarda tahsilat oranı sadece yüzde 18,3. Öyle ki, 205 milyar liralık tahakkukun 38 milyar lirası Hazine’nin kasasına girebilmiş. Anlaşılan artık zamanında vergi ve ceza ödemek istisnai bir davranış olmuş.

4 Kasım 2016

Vergi alma borç al

Hazine 2017 yılı borçlanma (finansman) programını açıkladı. Geçmiş yıllardan gelen eğilim devam ediyor.

Birkaç rakam vereyim. Bu yıl borç stokunu 30 milyar lira civarında büyütecek olan Hazine gelecek yıl 37 milyar lira kadar yeni borç alacak. Yani toplam borç stoku bu tutarlarda artacak. Kur ve faiz tahminleri tutarsa, Hazine’nin toplam borç stoku (borcun anapara toplamı) 750 milyar lira civarında olacak.

Devletin, 2017 yılında, içeriden dövizle borçlanmayacağını anlıyoruz. Yanı sıra Hazine, Merkez Bankasında güçlü rezerv biriktirmeye ve piyasadan gelecek beklenmedik dalgaları göğüslemeyi amaçlıyor.

Dış borçlanma için konulan 6,7 milyar dolarlık hedef, yurt dışında şartlar ne olursa olsun ulaşılması kolay bir hedef. FED faiz artırsa bile bu miktarın 6 milyar dolarlık kısmını oluşturan tahvil borçlanmasını gerçekleştirmek zor olmayacaktır.

21 Ekim 2016

Rakının sigaranın vergi yükü de fakire

Harcamalar üzerinden alınan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin dar ve sabit gelirliye yük olduğu, bilinen ama nedense pek konuşulmayan bir gerçektir.

Bu bağlamda A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. H. Hakan Yılmaz ve Sayıştay’dan Dr. Mehmet Ali Özyer ile TCMB’dan Serap İnci Özyer; “Türkiye’de Maliye Politikası Uygulamasında 2002-2013 Döneminde Harcama Vergilerinin Yeniden Dağıtım Etkisi” başlıklı, yeni bir bilimsel çalışma yapmışlar.  

Makale vergilerin, gelirin yeniden dağıtımı ve gelir eşitsizliğinin düşürülmesini sağlamak gibi önemli rolü olduğunu belirterek başlıyor.

Daha sonra, “İncelenen dönemde toplam vergi gelirleri içinde % 33,3 den başlayıp % 32,68’e doğru azalan bir paya sahip olan KDV, halen uygulanan % 18’lik standart oran açısından düşünüldüğünde, gelirlerinin tamamına yakınını tüketen düşük gelirliler açısından gelir dağılımını bozucu etkisinin olduğu düşünülebilir.” saptamasıyla devam ediyor.

12 Ekim 2016

Ağır borç geri ödemeleri harcanabilir geliri azaltıyor

Harcanabilir gelir bir milli muhasebe kavramıdır. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya çeşitli eklemeler, çıkarmalar yapılarak elde edilir. Amaç ekonomide tüketim ve tasarruf miktarlarını bulmaktır desek yanlış olmaz.

Ben harcanabilir gelir tanımına, son dönemdeki gelişmeleri açıklayabilmek için, birkaç ekleme yapacağım. Bilinen tanımı biraz değiştirip hanelerin borçlanmasını, borç geri ödemelerini ve devlete ödenmeleri gereken yükümlülükleri de ekleyeceğim. Amacım yaşadığımız büyüyememe sorununa özel tüketim harcamaları açısından bakmak.  

Anlatımı basitleştirmek için önce formülü yazayım.

17 Temmuz 2016

Yılın ilk altı ayının bütçe performansı

Son günlerde yaşadığımız olaylar bu kadar sıcakken, bütçe performansını yazmanın/okumanın zor olduğunu biliyorum. 12 Eylül 1980’i yaşamış bir insan olarak, ister asker olsun ister sivil, demokrasi dışı her hareketin, ülkenin geleceğine, demokrasisine vurulmuş bir darbe olduğunu çok iyi biliyorum.

Ama hayat devam ediyor. Biz de günlük konularımıza geri dönmek zorundayız. Bugün, rakamlar yeni olduğu için yılın ilk yarısının bütçesindeki gelişmelere bakmaya çalışacağım.

Aşağıdaki tablo, son küresel krizden sonraki yılların, Ocak-Haziran ayları toplam verilerini içeriyor.

Çok uzatmadan kısaca içine bulunduğumuz yılı değerlendireyim: 

23 Ocak 2016

2016 bütçesinde neler var?

Bütçeler, iktidarların bir yılda yapacaklarını özetleyen önemli bir politika belgesidir. Çağdaş demokrasilerde vatandaşlar, ne kadar vergi vereceklerini, bütçe harcamalarının nerelere yapılacağını merak ederler. Çünkü vergi verirler. Çoğumuz doğrudan vergi vermediğimiz için bizde bu tür bir merak oluşmamıştır.

Yine de gelin bütçenin içeriğine kısaca bir bakalım.

Bütçe hazırlanırken gelir ve gider kalemleri dört ana ekonomik değişkene dayandırılır: Kur, enflasyon, faiz ve büyüme.

19 Ocak 2016

Tahakkuk eden KDV toplansa bütçe açık vermezdi

2015 yılında bütçe 22, 6 milyar lira açık verdi. Yıl başında tahmin edilen açıktan 1,7 milyar lira fazla. Dinlediğim ve okuduğum tüm yorumcular, uzmanlar bu gelişmeyi başarı olarak nitelendirdi. Geçmiş yıllara, dünyanın ekonomik şartlarına, Türkiye’de yaşanan politik olaylara bakınca, çoğumuz olumlu görüşlere hak verdik.

Ancak benim bütçenin detaylarına bakıp karar vermek gibi bir sorunum var. Neden bu kadar açık verildiğini anlamakta çok zorlanıyorum. Çünkü Türkiye ekonomisi, bırakın bütçe açığı vermeyi daha fazla harcama yapma yeteneğine sahip.
İzin verin açıklıyayım.

Aşağıda size bir tablo hazırladım. Kaynak Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü. Tablo tahakkuk eden vergi ve gelirlerin ne kadarının tahsil edildiğini gösteriyor. Yani bir ekonomik faaliyet olmuş, yasalara göre gelir ortaya çıkmış, Bakanlık alacak olarak kaydetmiş. Ama devlet alacağını bir nedenle toplamamış veya toplayamamış.

15 Ekim 2015

Uyarı: 1 Ocak piyasalar için çok önemli bir gün

1 Kasım seçimleri siyasi ve toplumsal olarak hayati öneme haiz. Sonuçları merakla ve heyecanla bekleniyor.

Bekleyenler sadece bizler, yurttaşlar değiliz. Hisse senedine ve devlet borçlanma senetlerine yatırım yapanlar da çok heyecanlılar.

Nedeni basit. Olayı basında ilk ele alan Dünya Gazetesi yazarı Dr. Bumin Doğrusöz. Bazı vergi kanunlarının geçici maddelerindeki 1 Ocak sendromunu çok güzel özetlemiş.

Eğer yeni bir kanun çıkmazsa, Gelir Vergisi Kanunun geçici 67. Maddesi, Kurumlar Vergisi Kanunun Geçici 2. Maddesi, Katma Değer Vergisi Kanunun geçici 17. ve 23. Maddeleri yılbaşından itibaren yürüklükten kalkacak.

Kalksın ne olur?

16 Aralık 2014

Devletten sadece siyasetçiler ve bürokratlar mı çalıyor?

Yarın, geçen yıl 17 – 24 Aralıkta yapılan ve dört bakanın istifasına yol açan yolsuzluk operasyonların birinci yılı. Bildiğiniz gibi TBMM’de bir komisyon bu konuda çalışıyor.

Ben araştırması devam eden bir olayı yazmayacağım. Siyasal ve hukuksal sonuçlarını zaten her gün hepimiz tartışıyoruz. İş öyle bir noktaya getirildi ki, küçük hırsızlıklar mubah görülür oldu. Dahası toplumun geniş kesimleri böylesi yaklaşımlara tepki vermez oldu. Bunun nedenleri ne olabilir? Bence olayın bu yanı üzerinde durulması gerekiyor.

Size bir KDV örneği vermek istiyorum.