19 Ocak 2016

Tahakkuk eden KDV toplansa bütçe açık vermezdi

2015 yılında bütçe 22, 6 milyar lira açık verdi. Yıl başında tahmin edilen açıktan 1,7 milyar lira fazla. Dinlediğim ve okuduğum tüm yorumcular, uzmanlar bu gelişmeyi başarı olarak nitelendirdi. Geçmiş yıllara, dünyanın ekonomik şartlarına, Türkiye’de yaşanan politik olaylara bakınca, çoğumuz olumlu görüşlere hak verdik.

Ancak benim bütçenin detaylarına bakıp karar vermek gibi bir sorunum var. Neden bu kadar açık verildiğini anlamakta çok zorlanıyorum. Çünkü Türkiye ekonomisi, bırakın bütçe açığı vermeyi daha fazla harcama yapma yeteneğine sahip.
İzin verin açıklıyayım.

Aşağıda size bir tablo hazırladım. Kaynak Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü. Tablo tahakkuk eden vergi ve gelirlerin ne kadarının tahsil edildiğini gösteriyor. Yani bir ekonomik faaliyet olmuş, yasalara göre gelir ortaya çıkmış, Bakanlık alacak olarak kaydetmiş. Ama devlet alacağını bir nedenle toplamamış veya toplayamamış.


Tabloda rakamlar bütçe gelirleri, vergiler ve KDV olarak ayrı gösterildi. Bütçe gelirleri vergi dışı gelirleri de içeriyor. Örneğin sadece yüzde 7’si tahsil edilebilen para cezaları burada yer alıyor. 115 milyar lira ceza yazılmış bunun 8 milyar lirası toplanabilmiş.

Burası tam bir garabet örneği. Devletin ilgili kurumları 41,6 milyar lira yargı para cezası yazmışlar sadece 0,4 milyar lirası toplanabilmiş. Trafik cezalarının yarısı bile tahsil edilememiş. Yazılan vergi cezalarının yüzde 6,5'i kasaya konabilmiş.

Burada teorik bir sorun var. Devlet kurallar ve kurumlar bütünüdür. Gerektiğinde ilgili kurumlar kural koyar. Vatandaş ona uymak zorundadır. Uymayana ceza verilir. İş vatandaşın ve/veya bürokratın inisiyatifine bırakılamaz. Eğer ceza uygulanmayacaksa ya yazılmasın ya da tahsil edilsin.

Ancak tahsil edilemeyeceğini Maliye Bakanlığı da biliyor. Bütçeye ona göre rakam koymuş. Hedeflerini tutturmuş. TBMM de buna onay vererek, bir anlamda “ceza yazılsın ama tahsil etme” demiş.

Vergi gelirlerindeki tahsilat anlayışındaki sorunu daha iyi anlatabilmek için KDV’yi bilerek ayrı gösterdim.

Çok iyi bildiğiniz gibi KDV maliyet ve kardan sonra fiyata eklenir. Satıcı daha sonra devlete ödemek üzere müşteriden KDV’yi alır kasasına koyar. Örneğin akaryakıt istasyonuna gittiğimizde bize verilen KDV fişi, o iş yerinin aslında bir tür vergi dairesi olduğunun göstergesidir.

Şimdi tabloya bakın lütfen.

Son iki yıldır tahakkuk eden KDV’nin sadece yüzde 59’u devletin kasasına girmiş. Geçen yıl, yüzde 41’ine karşılık gelen 32,3 milyar lira, sizden benden devlete ödemek üzere alınmış. Ama para Maliye’ye ödenmemiş, cebe atılmış.

Anlayacağınız bazıları devletin parasına el koymuşlar. Bana göre aleni hırsızlık yapmışlar. Bunların arasında belediyeler, KİT’ler, zarar eden şirketler, geçinme sıkıntısı çeken, borcunu ödeyemeyen KOBİ, esnaf vb. her kesimden işletme var.
Eğer devlet isteseydi bu paraları bir şekilde toplardı. Belki belediyeyi, belki KİT’i belki de seçim döneminde şirketleri, KOBİ’leri, esnafı üzmemek için bunu yapmadı. Ekonomik faaliyet devam etsin, ben alacağımı sonra faiziyle tahsil ederim dedi.

Peki Maliye alacağını alamayınca açık nasıl kapandı? Tahakkuk eden KDV’yi, kesilen para cezasını toplamayan devlet, gidip piyasalardan açık kadar borçlandı. Hazine içeride ve dışarıda parası olanlara, belki de devlete KDV ödemeyip cebine koyanlara, yüzde 10’lar civarında faiz ödedi.

Eğer bütçe açık vermeseydi, faizler bu kadar yüksek olmayacak, devletin harcamaları daha fazla olabilecek ve büyüme hızı kesinlikle olandan daha üst seviyelerde olacaktı.


Daha da önemlisi, devletin parasını çalarak kul hakkı yiyenler, ve onlara bilerek göz yumanlar, belki biraz daha rahat uyku uyuyabileceklerdi.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme