23 Ocak 2016

2016 bütçesinde neler var?

Bütçeler, iktidarların bir yılda yapacaklarını özetleyen önemli bir politika belgesidir. Çağdaş demokrasilerde vatandaşlar, ne kadar vergi vereceklerini, bütçe harcamalarının nerelere yapılacağını merak ederler. Çünkü vergi verirler. Çoğumuz doğrudan vergi vermediğimiz için bizde bu tür bir merak oluşmamıştır.

Yine de gelin bütçenin içeriğine kısaca bir bakalım.

Bütçe hazırlanırken gelir ve gider kalemleri dört ana ekonomik değişkene dayandırılır: Kur, enflasyon, faiz ve büyüme.


Kurlardan başlayalım. 2015 yılında ortalama 2,72 lira olan dolar kuru, bu yıl 2,99 lira olacakmış. Yani % 10,3 artacakmış. Yılın başında 3 lirayı geçen kurun bu ortalamaya ulaşması için yıl sonunda 2,90 TL civarında olması lazım. Olur mu?

Gelelim enflasyona. 2015 sonunda % 8,8 olan TÜFE’ye, asgari ücrete gelen zam ve sigara, elektrik  gibi artışların etkisiyle % 1,5 -2 kadar ek yük gelecek. Yani şimdiden % 11’e yaklaşacak. Ama 2016 hedefi % 7,5. İç talebi kısmaz, faizleri yükseltmezseniz bu hedef hayal.

Diğer ana değişken faiz konusunda bütçede bir rakam yok. Ancak kur ve faiz böyle olunca faizlerin de ne kadar gerçekçi tahmin edildiği ortada.

Büyümeye bakalım. Bu yıl % 4,5 olacakmış. Nasıl mı? Özel sektör, az tüketecek, tasarruflarını milli gelirin yüzde 1’i kadar artıracak ve yatırım yapacak. Asgari ücret artığı için ve daha rahat tüketici kredisi alınabileceği için vatandaş iç tüketime yönelecek.

Olur mu? Olabilir. TÜİK yeni milli gelir serisini bu yılın Haziran ayında açıklayacakmış. Tahminler durduğumuz yerde % 25-30 kadar büyüyeceğimiz doğrultusunda. Böylelikle kişi başına düşen gelir de artacak. Dahası, Kamu borcu / Milli gelir oranı gibi oranlar düşecek. Bakın AB/D ‘den daha az borçluyuz söylemeleri başlayacak.

Bu varsayımlarla gelir tahmini yapınca, özellikle KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerdeki artış doyurucu oluyor. Toplam yıllık gelir artışı 57 milyar TL. Bunun 17,4 milyar lirası gelirden ve kurumsal vergiden, 21 milyar lirası KDV ve ÖTV’den, 14 milyar lirası ithalden alınan KDV’den, 4 milyar lirası frekans ihalesi gelirlerinden, 4,7 milyar lirası da özelleştirmeden.

Bir rakama dikkat. İthalat yıllık olarak yüzde 1,7 artacak, kur % 10 kadar yükselecek ama ithalden alınan KDV % 17 yükselecek. Burada açıklanması gereken bir şey var.

Harcamalar TBMM’de değişeceği için detaylar henüz yayımlanmadı. Bu bağlamda ana kalemler olarak bakarsak, sosyal güvenlik kurumuna yapılan transferler 102,3 milyar liraya (GSYH’nin % 4,63) ulaşıyor. Geçen seneye göre önemli bir artış.

Personel harcamaları ve cari transferlerdeki artış dikkat çekici. İlki yüzde 18,2 ikincisi % 19,1 büyüyor.

Buna karşılık 2016 yılında yatırımlar, geçen yıla göre % 9 azaltılacakmış. Dahası; KÖYDES, BELDES, TÜBİTAK ARGE, Kalkınma Ajansları ve İller Bankası’na verilen paralar geçen yıldan % 28 daha az olacakmış. Hani ARGE’ye verilecek destek artacaktı?

Sosyal güvenliğe yapılan transferlere, İşsizlik Fonu harcamalarındaki hızlı artışa, personel harcamalarının yıllık değişimine bakınca bütçe otomatik stabilizatörleri çalıştırılıyormuş izlenimi doğuyor.

Yani, ekonominin küçüldüğü, yeteri kadar büyümediği dönemlerde kamu harcamaları geliri düşük sosyal kesimlere yönlendirilir. Onların yapacağı tüketim harcamalarının ekonomik büyümeyi tetikleyeceği düşünülür. Hele bir de referanduma gidilecekse, geniş seçmen kitlelerini oldukça etkileyecek bu tür harcamalar, bütçede esnekliği yok edecektir. Çok açıldık biraz azaltalım anlayışı olmaz, bütçe açığı büyür.

Ancak, yukarıda da değindiğim gibi, milli gelir rakamı da büyütülünce borç stokunun artması kimsenin gözüne batmayacaktır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme