15 Ekim 2018

Adaylar belediyelerin borçlarının farkında mı?

Durun hemen gülmeyin. “Hangi siyasetçi borç ödemek için aday oluyor?” demeyin. 
Soruyu sormam doğal değil mi? Siz bir işletmeyi, şirketi, ikinci el konutu vb. alırken tapudan, bankalardan araştırma yapmıyor musunuz?  Ödenmeyen borcu, ipoteği var mı yok mu diye bakmıyor musunuz?
Çoğunuzun verdiği cevabı duyar gibi oluyorum. Rasyonel davranan biri, önceki borçları üstlenmez. Ya satıcının borcu temizlemesini ister ya da borçları üstelenecekse ödemeyi ona göre yapar.
Duyuyor, görüyorsunuzdur. Mahalli idareler için binlerce aday adayı ortalıkta geziyor. Bol keseden vaatler havada uçuşuyor. Bazıları inanılmaz projelerden bahsediyorlar. Küçücük bir ilçe belediyesi başkanlığına aday adayı olan kişi, belediyenin yıllık bütçesinin 10, hatta 20 katı kadar harcama baskısı yaratacak uçuk, kaçık projelerden bahsediyor. 
Bunların çoğunun adaylığı da ciddi değil. Amaçları isimlerinin duyulması. Başkanlık olmazsa, belediye meclisi üyeliğine de razılar.Büyük çoğunluğunun amacı hizmet etmek değil. Kamudan geçinmek.İdealleri yok. O beldede hangi parti kazanacaksa oradan aday olmak için her türlü atraksiyonun içindeler.
Buraya kadar okuduysanız, “sen bunları nereden biliyorsun? Aday mısın yoksa bir partide yönetici mi?” soracaksınız. 
İkisi de değilim!

10 Ekim 2018

Krediler ve ekonominin geleceği

Ben bir olaya, özellikle siyasilerin açıklamalarına, her zaman sorgulayarak, bunun arkasında ne var diyerek bakmaya başlarım. Bu bize Mülkiye’de öğretilenlerden geliyor. Ama uzun yıllar kamuda çalışmanın verdiği bir teknisyen alışkanlığının etkisi de yok değil.
Bu bağlamda, Sayın B. Albayrak, “Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programını”açıklayınca, önce “emirle” (!) enflasyonun nasıl düşeceğini sorguladım. Eğer bu uygulama, parasal disiplin, Merkez Bankası’nın tam bağımsızlığı, mali (kural) disiplin, reel sektörün sorunlu borçlarına vb. çözüm öneren, orkestrasyonu mükemmel bir programın parçası olsaydı, geçici etkisi olabilirdi.
Sonra açıklamaların diğer bölümlerine baktım. İlgimi en çok çeken konu, KDV iadelerinin ödeme sürecinin hızlandırılması oldu.İade miktarı, yani devletin reel sektöre borcu bir iddiaya göre 160, diğerine göre 200 milyar lira. 
Her ne kadar Bakan ödeme konusunda bir mesaj vermiyorsa da, bir niyet beyan ediyor. Eminim bu “niyet” bazı şirketleri heyecanlandırmıştır. (Ama bundan çok alacağı olan müteahhitler için henüz bir açıklama yok. Onları da eklersek kamunun bütçe dışı borçları birkaç yüz milyar lira daha artar.)
Peki bu paralar nasıl ödenecek?

5 Ekim 2018

Haneler ile Hazine’nin iç borç toplamı eşitlenmiş


Yazılarımı izleyenler bilirler. Türkiye’nin borçluluğunu ölçen rakamları Hazine, TCMB, BDDK ve Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerinden derliyorum. Ve yılda en az iki defa yayınlıyorum.

Bu bağlamda, 2002 yılından Haziran 2018’e kadar olan borçları önce iç ve dış, sonra kamu ve özel ayrımıyla tablolarlar halinde aşağıda bilginize sunuyorum. Amacım günümüzün en önemli sosyo-ekonomik ve dolayısıyla politik sorununu rakamsal olarak ortaya koymak.

Tablolar, Hazine (merkezi idare), Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), belediyelerin sadece banka kredileri, reel sektörün (şirketlerin) kredileri ve hane halkının bankalardan aldığı kredi kartları ile tüketici kredilerini içeriyor.


2 Ekim 2018

McKinsey, piyasalar ve demokrasi

Herkes daha önce böyle bir uygulamanın (yabancı danışmanlık) Hazine’ye uygun olup olmadığını soruyor. Ne bileyim ben! Ben çalışırken Hazine birçok konuda danışman tuttu, çalıştı. Neredeyse hepsi, uzmanların kurum içi eğitimini esas alıyordu. Hiçbir istikrar/krizle mücadele programını hazırlarken ve/veya uygularken danışmanlık hizmeti alınmadı. Onlar Hazine, DPT, Maliye ve TCMB uzmanlarının hazırladıkları seçenekler üzerinden müzakere edildi. Bu kurumların uzmanları tarafından hayata geçirildi.
Bana kalırsa konuyu biraz daha geniş açıdan ele almak gerekiyor. Piyasalara ve demokratik yapıya kadar giden geniş bir tartışma/araştırma yapmak lazım. Bu bağlamda ben sadece bir deneme yapmaya çalışacağım. (Yani top sizde. Katkılarınızı bekliyorum.)