21 Ocak 2020

Ambargolar ve dolar

II. Dünya Savaşı'nın galipleri Yalta'da ve Brettonwoods'da yeni dünya nizamatının kurallarını koyarken, yeni ağanın parası doları uluslararası rezerv para yaptılar.

Yapılan o gün için zorunluydu. Çünkü eski ağanın toprakları, Avrupa iki savaşın etkisiyle yıkılmış, harap olmuştu. Dahası başta Britanya olmak üzere, Avrupalılar yeni ağaya, ABD'ye borçluydu.

1950'lerden sonrası 1970'lere kadar güllük gülistanlıktı. Vietnam Savaşı dışında savaş 1967 ve 1973 Arap İsrail savaşlarıydı. Bunlar para standardını ve petrol/enerji fiyatlarını ve piyasaların işleyiş kurallarını değiştirdiler.

Ağa, aklına estiği işine geldiği kadar para basmaya başladı. Dünyayı borçlandırdı. Dünyada rezerv para krallığını pekiştirdi. Bundan çok para ve itibar kazandı. Üretmeden, paradan para kazanarak zenginleşti.

Ama sonunda şımardı. Doları her ambargonun ana konusu yapmaya başladı. Aklına estiğinde ambargo koymaya, dolar işlemlerini yasaklamaya, dolar hesaplarına ve varlıklarına el koymaya başladı. Şımarık, yalama saçlı yeni ağa ise, akşam evdeki haleti ruhiyesine göre, sabah ambargo kararı almaya başladı.

Artık doların tahtı sallanıyor. Başta Rusya ve Çin olmak üzere, ağaya meydan okuyanların hepsi yeni arayışlara girdiler.

Ne olur?

Kısaca... Ağalar arasındaki kavgadan kim galip çıkarsa yeni kuralları o koyar.



16 Ocak 2020

Nesil farkı

1973-77 benim Mülkiye yıllarım. Gençliğimin en güzel dönemi.
78 Kuşağı olarak, daha güzel bir yarın için duyarlılığımız zirvede. Hepimimzin ortak yanı "yarin yanağından gayri herşeyi paylaşmak" Ankara'da ailesinin yanında kalanlar, parası olmayan veya zamanında gelmeyen arkadaşlarımızın yanında yemek bile yemiyoruz. Çay, simit ve peyniri paylaşıyoruz.
Hiç unutmam, babam 1977'nin ilk aylarında Röno bir araba almıştı. Okula arbayla gitmeyi hava atmak olarak kabul ettiğimden, okul bitene kadar gitmedim.
Tüketim alışkanlığımız da buna benzerdi. Çoğu arkadaşım, tüketmeyi sosyal bir statü olarak kabul etmezdi. Edenlerle de dalga geçerdik. Sosyal statü bize göre iş ve meslek sahibi olmaktı. Çalmayı, devleti soymayı adi bir davranış olarak kabul ettik. Bu görüşümüzü hiç değiştirmedik.
1980 sonrası Türkiye, diğer az gelişmiş ülkeler gibi, dışa açılma ve ithalata bağımlı bir yapıya dönüştürüldü. Tüketmek insana statü kazandırmaya başladı. Bugün gelinen yerde, arka cebinde büyük cep telefonu taşımak ve onu herkese göstermek bir prestij aracı oldu.
Tüketim statü kazandırınca, iş olanağı ve kazanç azalınca, borçlanma öne çıktı. Hem ülke hem de insanlar borçla prestij kazanmaya başladı.
Sonunda artık hepimiz borçluyuz. Ben tüketimden kaçsam bile ödediğim vergiler arttığı için kıç cebinde borçla aldığı ithal telefonu taşıyanın statüsünü arttırmasına destek oluyorum.
Ne günlere kaldık da demiyorum.

8 Ocak 2020

2020'de zirvedeki riskler

Uluslararası yatırımcıların, özellikle sıcak para yatırımcılarının kararlarını en çok etkileyen unsurların başında küresel, bölgesel ve ülke riskleri gelir.


Bu konuda en çok izlenen yayınlardan birisi "eurasia grup" un Ocak başında yayınladığı yıllık risk raporlarıdır.


2020 Raporunda ele alınan risklerin başlıkları şöyle:


  1. ABD'yi kim yönetiyor?
  2. Çin'in teknolojik alanda ABD'ye bağımlılığını azaltmaya yönelik politikaları.
  3. ABD ve Çin arasındaki güç mücadelesi
  4. Sıkınıtılı dev çok uluslu şirketlerin geleceği ne olacak?
  5. Hindistanda'ki gelişmeler nereye evrilecek?
  6. Avrupa'nın jeopolitik geleceği nasıl olacak?
  7. İklim değişikliğinin ekonomik ve politik geleceği
  8. Ortadoğu'da Şii - Sünni ilişkileri
  9. Latin Amerika'daki toplumsal hareketler
  10. Türkiye'de sosyo-ekonomik gelişmeler

29 Aralık 2019

Vergi mi borçlanma mı?

Vergi toplamadan harcama yapan devletlerin, demokratik yapısı özellikle 2008 Küresel Kiriz sonrasında değişti. Aşırı borçlanma piyasa kurumlarını karar alma sürecinde daha etkin hale getirdi.
Artık "kurucu halkın" değil "piyasa halkının" öncelikleri önemli oldu. Yurttaşlar değil yatırımcılar, şebnemler değil alacaklılar, kamuoyu değil faiz oranları, sosyal hizmetler değil borç servisi öne çıktı.