23 Mayıs 2017

Sistemin bazı parçalarının bakıma/değişime ihtiyacı var

Son günlerdeki bazı gelişmeleri yan yana getirince kafam biraz karışıyor.

Gelmek istediğim konu şu. Geçen yıl, kamu alacaklarının yeniden yapılandırmasına ilişkin kanunun görüşmeleri sırasında, değerli dostum Bülent Kuşoğlu bahsetmişti. Devletin vergi, SGK, gümrük gibi alanlardan alacaklarının aslı (anaparası) 160 milyar liraymış. Bu toplamın 91 milyar lirası vergi alacaklarından, 68 milyar lirası ise SGK alacaklarından oluşuyormuş. Dahası buna yaklaşık 150 milyar liralık ceza ve gecikme faizlerini de eklemek gerekiyormuş.

Benzeri bir rakam, Bülent TAŞ’ın Dünya Gazetesinde yayımlanan makalesinde de var. Yasası geçen yıl TBMM’den geçen, yapılandırmaya konu kesinleşmiş vergi alacağının 90,7 milyar lira olduğunu belirtmiş. Sayın Taş, yazısında toplan yapılandırılan alacaklardan sadece 15,2 milyar liralık tahsilat yapılabildiğini söylüyor. (Ceza ve faizlerin ne kadarının silindiğini ve tahsilat yapıldığını ben yazıda göremedim.)

Kısacası geçen yılsonu itibariyle, devletin vergi ve SGK’dan olan alacaklarının toplamı yaklaşık 310 milyar liraymış. Bu verilerden yapısal bir tahsilat sorunu olduğu anlaşılıyor.

Ancak işin bir de öbür yüzü var. Anlaşılan o ki, devlet sadece alacaklı değil. Aynı zamanda Mart 2017 sonu itibariyle, devletin mükelleflere 140 milyar liralık KDV iadesi borcu bulunuyor.

Bunlar benim görebildiğim bütçenin gelir tarafına ilişkin sıkıntılar.

Harcama tarafında ise, devamlı bütçe dışına atılan işlemler var.

Örneğin, toplamı 123,5 milyar doları bulan Kamu Özel İşbirliği projelerine verilen garantiler, dış borç üstlenim sözleşmeleriyle, kamu yapması gereken yatırımları özel sektöre yaptırıyor. Böylelikle büyük yatırımlar bütçede görünmüyor. Açığı etkilemiyor.

Bir diğer konu, devlet bazı sosyal yardımları bütçeden değil, İşsizlik Fonu üzerinden yapılıyor. Bu yıl harcamaların toplamının 9,3 milyar lira olması hedefleniyor.

Başka bir örnek, Tarım Kanunun 21. Maddesine göre her yıl milli gelirin yüzde biri kadar olması gereken tarımsal destekleme ödemelerini, yeni milli gelir serisine göre olması gereken miktarın yarısı kadar tutuyor. Eğer yeni milli gelir serisi dikkate alınacaksa devletin çiftçiye yasadan kaynaklanan, yaklaşık 14 milyar lira zımni borcu var.

Bunlar kamu dengelerindeki tahsilat ve bütçe dışı işlemlere yönelik sıkıntılar.
Tahsilat söz konusu olunca, bir de özel sektörde yaşananlar var.

Bildiğiniz gibi bankalar, ekonomiyi canlandırmak için, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletine haiz (dolaylı olarak Hazine garantili) kredi veriyorlar. Duyumlarıma göre, KGF’nin bu yıl Hazine’ye yükü 4,5 milyar lira olacakmış Kamu yetkililerinin gelecek yıl için tahmini 5,5 milyar lira. Toplamın 18 milyar lirayı geçmesi beklenmiyormuş. Bu rakamlar, kamu kefaleti olmadan, özellikle küçük ölçekli işletmelere yeni kredi verilemediğinin bir göstergesi.

Öte yandan yeni bir tartışma konumuz var: Banka sertifikası. Bankaların yeni kredi verebilmesi için çıkaracakları türev ürünleri TCMB’nın alıp alamayacağı konuşuluyor.

Bunlar ekonomide, yerleşik bir ödeme/tahsilat sorunun olduğunu gösteriyor. Vergi ve SGK ödemelerinin sadece ekonomik değil, ahlaki bir yanı da var. Bu kadar sık çıkarılan af yasalarından sonra sistem artık düzgün çalışmıyor.

Acaba, ekonomi yeteri hızda büyüyemezse, gelecekte finansal sektörde de bir ödememe sorunu olur mu? Bazı borçlular, yasal sınırları olmasına rağmen, “Borç nasılsa KGF kefaletine haiz, onlar ödesin” der mi?


Bunlar ve benzeri soruların çoğalmaması için ekonominin değişmesi gereken parçalarını değiştirmenin, çarklarını yağlamanın ve sistemin tıkır tıkır çalışmasını sağlamanın zamanıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme