22 Ocak 2017

Devlet vergi tahsilatı yapamıyorsa

Çok bilinen bir hikayedir. Napolyon, çok önem verdiği bir savaşı kaybedince generalleri toplar. Hesap sorar; “Savaşın kaybedilmesinin nedenleri nelerdir?” der. Bir general, “Yedi nedeni var efendim. Birincisi, barutumuz bitti.” deyince, İmparator hiddetle bağırır; “tamam gerisine gerek yok” der.
Her ay yayımlanan bütçe tahsilat verilerine bakarken, hep bu olay aklıma gelir.
Nedeni basittir.
Bir devletin devlet olabilmesi için ilk yapması gereken şey vergi koymak ve daha önemlisi koyduğu vergiyi toplayabilmekten geçer. Koyduğu vergiyi toplayamayan devlet olmaz.
Verginin tarihte önemli yeri var. İsyanların büyük çoğunluğu vergilere itiraz nedeniyle çıkmıştır. Örneğin, Amerikan bağımsızlık savaşı, İngiltere Kraliçesinin 100 Yıl Savaşlarının yükünü kolonilere yüklemek için ek vergi koyması üzerine başlamıştır.
Belki biraz zorlama bir yorum gibi gelebilir. Bağımsızlık savaşlarının temelinde de kendi egemenliği altında özgürce vergi koyma ve toplama mücadeleleri vardır. Bu nedenle ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın olamayacağı sık tekrarlanan bir gerçektir. Kısacası vergi koymak ve daha önemlisi konulan vergileri toplamak egemenliğin önemli göstergelerinden birisidir.
Ancak vergi hiçbir zaman gönüllülük esasına göre toplanmaz. Nasıl hukukun arkasında güç ve zor olmadan kurallar uygulanamazsa, zorlama olmadan vergi de toplanamaz. Zorlamayı yapacak olan da hukukun üstünlüğüne göre örgütlenmiş devlet aparatıdır.
Oysa Türkiye’de son yıllarda vergi tahsilatında bir sorun var gibi.
Kesin konuşamamamın nedenini, “bütçenin dönemselliği” ilkesinin cezalar için ne kadar geçeli olduğundan emin olamamam. Bu ilkeye göre; bütçede o yıl içinde oluşan (tahakkuk eden) gelirlerin gösterilmesi gerekir. Ama tanıdığım uzmanlar, geçmiş yıllarda tahakkuk eden ve ödenmeyen KDV ile cezaların da bütçede gösteriliyor olabileceğini düşünüyorlar.
Bu bağlamda aşağıdaki tabloya bakarsak.
2006-2016 arası on yıllık dönemde KDV ve ceza tahsilatlarında, özellikle 2009 Krizinden sonra, önemli bir bozulma var. 2006 yılında 27,5 milyar liralık bütçe geliri tahsil edilemezken, geçen bu rakam geçen yıl 293 milyar liraya çıkmış. On yıl önce yüzde 81 civarında olan KDV tahsilat oranı, 2016’da yüzde 52’ye düşmüş. Cezalarda durum daha da vahim. Yüzde 58’lerde olan oran, on yıl sonra yüzde 18 olmuş.
Gelir tahsilatındaki bozulmanın ana nedeni de cezalardaki tahsilat düşüklüğü. Hadi cezaları bir yere kadar anlayışla karşılamaya çalışmak içi kendimizi zorlayalım. Yanlışı, eksiği olmasa ceza yemezdi diyelim.
Ama KDV’ye ne bahane bulacağız? Sizce, müşteriden 100 TL alması gerekirken 118 TL alıp, 18 lirasını KDV olarak devlete vereceğim diyen, devletin malını çalmıyor mu? Yoksa “devletin malı deniz yemeyen domuz” mu diyor? O zaman kul hakkı yemiyor mu?
Dahası, devlet bunu neden göz yumuyor? Devletliğini neden yapmak istemiyor? Belki ağır bir yorum ama, birileri 2006 yılında 3,8 milyar liralık KDV’yi, geçen yıl ise 50 milyar liralık KDV’yi cebinde atmış. Devletin parasıyla hayatını idame etmiş.
Olaya bu açıdan bakınca, “vatan, millet” söylemlerinin hepsinin içi boş. Hele egemenlik denince içime afakanlar basıyor. Daha koyduğu vergiyi toplamaktan aciz bir yapı, nasıl “çağdaş” bir devlet olabilir?
En ilginci de TBMM’dekiler de dahil, hiçbir siyasi partinin vergi olayına devletin temeli; vergi kaçırmaya, vergiye el koymaya hırsızlık olarak bakmaması. Af kanununda seçmene şirin görünmek için sıraya girmeleri. Böylelikle, bir anlamda, savaşta barutun bitmesine göz yumuyorlar. Hal böyle iken, bizde “koyduğu verginin tahsilatını sorgulamayan, bütçe hakkına sahip çıkmayan bir Meclisimiz var” yorumları yapıyoruz.
“Meclis ne yapsın? Bu hükümetlerin işi” demeyin. Eğer vergiler, cezalar fazla ve/veya gereksiz ise o zaman önlem alsın. Vergiyi/cezayı ya kaldırsın ya da düşürsün. Tahsilatı yürütmenin keyfine bırakmasın
Son söz: Korkuya yer vermeyen bir devlette, kanunlar hiçbir zaman gerekli saygıyı görmezler. (Sophokles)



Kaynak: Muhasebat Gen. Müd.lüğü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme