23 Nisan 2019

Babamın tokatı

Bugün babamın aramızdan ayrılışının 9. yıldönümü. Onu her geçen gün biraz daha özlüyorum. 
Vefatından sonra (o günlerde köşe yazdığım) HaberTürk gazetesinde yazdığım yazımı tekrar yayımlıyorum.



Son beş ayda hem annemi hem babamı kaybettim.
Doğrudur, sıradan bir olay, hayatın gerçeği. Ama bir de bana sorun. Baba ocağım söndü. Düne kadar baba ocağı ne demek pek bilmezdim. Hayat yavaş yavaş öğretmeye başladı.

Babam bir Cumhuriyet çocuğuydu.

Ne demek istediğimi biraz açayım. Babam ilkokula şartların zorluğu nedeniyle, komşu köyde, 12 yaşında başlamış. Her gün iki saatlik dağ yolunu yürüyerek aşıp okula gitmiş. O yıllardaki koşullar nedeniyle bir derslikte birkaç sınıf bir arada okumuşlar.

18 Nisan 2019

Döviz rezervlerinin sıcak paracılar için önemi

Son günlerin en çok konuşulan konusu yine dolar, Euro olmaya başladı. Bir yandan birkaç hafta önce Londra’daki swap (takas) piyasalarında yaşananların etkileri konuşuluyor. Daha onun etkisi bitmeden, şimdide T.C. Merkez Bankası’nın rezervleri gündemde.
Dünya Gazetesi’nden Alaattin Aktaş’ın rezerv hesapları konusunda verdiği teknik bilgi uzmanların dikkatini çekmişti. Seçimin heyecanıyla, mazbata tartışmasıyla konu unutuldu. Sonra Financial Times konuyu ele aldı. Piyasalar ve karar alıcılar tepki vermeye başladılar.
Bana kalırsa tüm bu tartışmalara son verecek olan TCMB. Acilen açıklayıcı bir bilgi notu hazırlamalı. Rezervlerin nasıl izlendiği, hangi bilanço ve bilanço dışı kalemlerin hesaplara dâhil edildiği en geniş şekliyle açıklanmalı. Bu not piyasa uzmanlarına değil, iktisat bölümü öğrencilerine hitap edecek şekilde hazırlanmalı. Böylelikle her kesin farklı bir hesaplama yöntemi kullanmasının önüne geçilmeli. 
Aslında bu, şeffaflığı ve hesap verilebildiği ilke edinen her merkez bankasının yapması gereken bir şey.

14 Nisan 2019

Gençler ve kıdem tazminatı

Türk Metal Sendikası ve Uludağ Üniversitesinin, Karadeniz Ereğli’de beraber düzenlediği, 27 üniversitenin Çalışma Ekonomisi Bölümü öğrencilerinin 6. Kez bir araya geldiği “AkadEmek Kurultayı’na” konuşmacı olarak davet edilmiştim.
Öğrenciler ve işçilerle beraber olmak, onların ekonomiye ve iş hayatına bakışını kendilerinden dinlemek beni her zaman mutlu ediyor. Onlardan çok şey öğreniyorum.
Bu toplantı sırasında en çok, ekonominin içinde bulunduğu durum, iş sınavları ve kıdem tazminatı fonu hakkında soru soruldu. Yurdun 27 farklı yöresinden, binlerce kilometre yol kat ederek gelen gençler, iş olanakları olarak önlerinde ne tür seçenekler olduğunun az çok farkında idiler. Bir kısmı hayata umutla bakıyor, bir kısmı ise artan işsizlik karşısında ne yapacaklarını bilemiyorlardı.
Ama beni en çok etkileyen konu, gençlerin devlete bakış açıları oldu. 

10 Nisan 2019

Anglosakson bireysel emeklilik fonları ve dolarizasyon


Türkiye ağır bir ekonomik süreçten geçiyor. Sorunun temelinde dış borç sorunu olduğu konusunda geniş bir konsensüs var.

Gözümüz dövizde.

Bazen T.C. Merkez Bankası’nda ne kadar rezerv kaldığını tartışıyoruz. Bazen de yabancılar ne kadar hisse aldı, ne kadar Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) sattı onu takip ediyoruz. Ekonomi medyası, ABD ve AB merkez bankalarının faiz kararlarını izleyen, yorumlayan uzmanlarla (!) doldu. Yayınlarda konuşulan dil bile Türkçe ’den uzaklaşmaya başladı.

Normal mi?

Eğer bu kadar dolarize olursanız neden olmasın? En son veriler, bankalardaki mevduatın %54’ünün, kredilerin %40’nın yabancı para olduğunu gösteriyor.

Bu gelişme, Türkiye’de mevduat ve kredi faizlerini, TC Merkez Bankası’nın davranışlarından çok yabancıların tercihleri belirlemeye başladığı anlamına geliyor. (Ne söylediğimin farkındayım.)


5 Nisan 2019

Özel sektörün dış borçlarını kim, nasıl ödeyecek?


Türkiye’nin dış borç stoku, 2018 yılı sonunda 445 milyar dolara inmiş. Verilere nominal büyüklük olarak bakınca sevinilecek bir gelişme.

Ancak, milli gelire oran olarak hesapladığımız reel borç yüküne bakınca iş değişiyor. Daha önce belirttiğim gibi, 1989 yılından bu yana en yüksek düzeye ulaşmış. Rekor kırılmış. Aşağıdaki grafikten de görüldüğü üzere, 2001 krizinde %56,5 olan dış borç/GSYH oranı, geçen yılsonunda %56,7 olmuş.



Dış borçların 298,4 milyar doları (% 67’si) özel sektöre ait. Oysa önceki kriz yıllarından önce, 1993 yılında özel sektörün dış borç stokundaki payı sadece %33, 2000 yılanda ise %46 imiş.