16 Ağustos 2017

Sonunda futbolumuz da ekonomimize benzedi

Futbolu artık eskisi kadar yakından takip etmiyorum. Takım tutuyorum ama oynanan oyundan zevk almıyorum. Bunu biraz liglerdeki futbol anlayışına biraz da ilgisizliğime bağlayabilirsiniz.
Korkmayın amacım futbol yorumu yapmak değil.
Son yıllarda yaşanan iki gelişmeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Artık futbol çifte açığa, bütçe ve cari açığa neden oluyor.
Bütçeye etki, profesyonel liglerdeki belediye takımlarının çokluğundan. Kaç tanedir sayamadım. Ama neredeyse her il ve büyük ilçe belediyesi bir tıkıma sahip veya dolaylı yollardan destekliyor.
Sporu desteklemek yasal ve toplumsal olarak belediyelerin görevleri arasında olabilir. Ama yasa koyucunun amacı amatör sporlar olsa gerek. Belediyeler bunun yerine, neredeyse futbolcu simsarlığı yapar hale geldiler. Aşağıda açıklayacağım nedenlerle Süper Ligde kendine yer bulamayan yerli futbolcular, torpille belediye spor kulüplerinde top koşturuyorlar.
Bazı belediyeler ithal sporcular ile yarı amatör dalları destekleyerek basında ve kamuoyunda başkan tanıtımına katkı sağlamaya gayret gösteriyorlar.
İşin ekonomik, bütçeyi etkileyen yanı, Maliye’ye, başta KDV olmak üzere, vergi borcu olanlar dahil birçok belediyenin, bu tür halkla ilişkiler faaliyetleri için harcayacak para bulabilmeleri.
Böylelikle spor tamamen siyasileşiyor. Oy makinesinesine dönüşüyor. 
Futbolun bir de döviz açık pozisyon tarafı oluştu.
Ne alaka demeyin sakın.
Nedir bu 11 yabancı futbolcu oynatabilme kararı? Kim hangi mantıkla buna izin verir? Bazılarınız, “Sen anladığın işe bak. Futbol ayrı bir endüstri” diyecektir.
Evet benim kafam, bir ligde yer alan 18 takımda, 157 yabancıya karşılık 94 yerli futbolcunun forma giymesini almaz. Geçen hafta oynanan maçlarda ilk 11’de; Göztepe 10, Galatasaray, Antalyaspor ve Alanyaspor 9’ar yabancıyla sahaya çıkmışlar. En az yabancıyla sahaya çıkan, 5 futbolcuyla Akhisar Belediyespor.
Gelelim itirazlarıma.
Gelen yabancıların çoğunun spor ömürlerinin sonunda oldukları gerçeğini bir yana koyarak konuyu ele almaya çalışayım. Dikkat ederseniz sadece Avrupa maçlarında ve derbilerde kendilerini zorlarlar. Onun dışında sahada yürüyen, çimlerin kalitesini ölçen uzmanlar gibidirler.
Yanı sıra hiçbir yabancı futbolcu bonservis ücreti dahil transfer bedelini ve diğer alacaklarını TL ile almaz. Euro veya dolar ister. Sadece kulübün verdiği söz de yetmez. Çoğu banka teminat mektubu olmadan imza atmazlar. Yani kulüp alacağını ödemezse, gider bankadan tahsilatını yapar. Kendi açısından haklıdır da. Kulüplerin banka borçlarının bir kısmının arkasında bu uygulama vardır.
Öte yandan, kulüplerin, daha doğru deyimle futbol endüstrisinin döviz açık pozisyonu vardır. Gelirleri, taraftardan topladıkları TL. Yanı sıra yayıncı kuruluş ta abonelerinden TL tahsilat yapıyor. Buna karşılık ödemelerinin çoğunluğu Euro veya dolar. Ödeme zamanı gelince kulüpler piyasadan döviz talep ediyorlar.
Yine bazılarınız, “Türkiye büyük ve dışa açık ekonomi. Birkaç yüz milyon dolardan ne çıkar?” diye itiraz edecektir.
Ama olmaz. Masa örtüsünü Çin’den, futbolcuyu Avrupa ve Afrika’dan ithal ederek neyin peşindeyiz? Ekonomi ithalata bağımlı hale getirildiği gibi şimdi de futbol dışa bağımlı oldu.
Neden Altınordu gibi takımlara özel teşvik verilmez? Yerli altyapı şartları konulmaz? Gençlerimizin futbol oynaması için, eğitim başta olmak üzere tüm alanlarda gerekli önlemler alınmaz? Eğitimde spor, matematik, bilim, meslek yerine ezber ve başka şeyler öne çıkarılır?
Bu arada, İngiltere örneğini verenlere, orada kendi yerel paralarıyla ödeme yapıldığını hatırlatmamda yarar olur mu bilemiyorum? Sanki her şeyimiz; demokrasimiz, hukukumuz, sanayimiz, fikir özgürlüğümüz, spor altyapımız İngiltere gibi de futbol ligimizi de onlara benzetmeye çalışıyoruz.
Bana yardımcı olun. Hakikaten anlayamıyorum. 

5 yorum:

  1. Sayın Özyıldız,olayı iyi yakalamışsınız. Ancak ayrıntıda kıtlık var. Biraz daha ilginç ve doğru bilgilerle yazıyı güçlendirmek hatta süslemek gerekir. Yine de iyi. Başarılar.
    Metin Kazancı
    kazancimetin@yahoo.com

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kıtlıkları giderek için katkılarınızı bekliyorum.

      Sil
  2. TFF'nin bir Türk teknik direktörle çalışsada, çalışmasada her yıl milyonlarca Euro kazanacağı sözleşme imzaladığı, milli forma ile sahaya çıkıp top oynamak için yüzbinlerce Euro'luk primlerin dağıtıldığı bir ortamda klüplerin bu halde olması gayet normaldir.

    YanıtlayınSil
  3. Futbol ölmüş. Allah rahmet eylesin. Türk futbolu. Dünya futbolu da ölüm döşeginde. Yakında ölmesi hak. Paraya bağlı kaldığı surece de ayağa kalkması mucize. Yaşasa bile suni solunum cihazına takılı olarak ona destek veren başka dünyalilarla yaşar.

    YanıtlayınSil
  4. Sayın Özyıldiz gençlerimiz neden top oynasın? Spor yapsın. Top da oynasın ancak sporcu gibi yetistirilirse sporda kalkınıriz. Brezilyalılarin hemen hepsi futbolcu gibi.Bu sayede çok mu kalkınmış durumda.Bizim sporcuya,bilhassa atlete ihtiyacimiz var. Gelişmiş birçok ülke atletizme spora çok büyük önem veriyor,teşvik ediyor gençleri. Biz atlet,sporcu devsirmeyle bu işi ilerletemeyiz. Doğru düzgün sporcu,atlet sayımız bir elin parmaklarını geçmiyor.Sporda devrim yapılması gerekir.

    YanıtlayınSil