Alt yapı yatırımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alt yapı yatırımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2019

KÖİ uygulamaları daha da yaygınlaşacak

Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2018 yılı Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) Raporunu yayınladı. KÖİ projeleri, verilen garantiler, bütçeye gelen yükleri, köprü ve otoyol geçiş ücretleri gibi başlıklarla sıkça gündeme gelmeye başladı. Dolayısıyla, konuya ilgi duyanlar bu raporu dört gözle bekleniyordu.
Rapor beklentileri karşılıyor mu derseniz cevabım hayır.
İçerik tamamen dünyada ve Türkiye’deki KÖİ uygulamalarının güzellemeleriyle dolu. Avrupa ülkeleri arasında en yüksek yatırım tutarı bizde. Gelişmekte olan ülkeler arasında da Brezilya, Hindistan ve G. Kore ile beraber ilk sıralardayız.
Bizdeki projelerin sektörel dağılımı ve büyüklükleri de tek tek ele alınmış. Bu alanda detaylı sayılacak bilgiler var. 
Rakamsal büyüklere gelince. Rapor “Uygulama sözleşmesi imzalanan 242 projenin toplam sözleşme değeri (yatırım tutarı + kamuya ödenecek miktar) 139,8 milyar ABD Doları olup 71,3 milyar ABD Doları ile en büyük pay havaalanı projelerine aittir.”diyor. 

23 Ocak 2018

Bir KÖİ projesi örneği: Zafer Havaalanı

Birkaç gün önce Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) projelerini uzun bir yazıyla ele almıştım. (http://www.hakanozyildiz.com/2018/01/kamu-ozel-isbilirligi-projelerine-bu.html) Bol kepçe verilen kamu garantilerinden bahsederek, “Bu kadar garanti verildikten sonra, yatırımları devlet kendi yapsa daha iyi olmaz mı?” demiştim.
Ülkesini çok seven bir okurum, yazı hakkında sorular sorduktan sonra, örnek bir KÖİ projesi hakkında sınırlı bilgiler verdi. Ben de sizlerle paylaşıyorum. Okuduktan sonra, yukarıdaki önerimin doğruluğu hakkında kararı siz verin.
Zafer Havaalanı Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak illerine hizmet veriyor. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) 2010 yılında yap-işlet-devret (YİD) modeliyle ihaleye çıkıyor. İhaleye tek teklif geliyor.
Projenin yatırım maliyeti 50 milyon Euro. Yolcu kapasitesi ise yılda 2 milyon kişi. Şirket havaalanını 30 yıl işletecek, ardından DHMİ’ye devredecek.

1 Mart 2017

Köprü ve hastaneler mali kırılganlığı artırıyor

Mali disiplinden bahsederken, bütçe dışı yükümlülükler geçiştirilir oldu. Doğaldır, önemi kriz gelene kadar anlaşılmaz. Ekonomi darbe yemeye başlayınca, bütçeye gelen önceden hesaplanmayan, beklenmedik (!) yükler can acıtıcı olur.
Dünyada bu konuda yapılan çalışmalar dikkat çekiyor. Son olarak, OECD koşullu yükümlülükler konusunda, “Koşullu Yükümlülüklerin Yönetiminde Kamu Borç Yöneticilerinin Rolü” başlıklı yeni bir çalışma yayınladı. Güzel olan yazarının, geçmişte birlikte çalışmaktan gurur duyduğum, Hazine şube müdürlerinden Lerzan Ülgentürk olması. Kendisini kutluyorum.
Çalışma üç tür koşullu yükümlülükten bahsediyor. i) Kamu kredi garantileri, ii) Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinden gelen yükümlülükler ve iii) Kamu destekli sigorta sistemleri.
İlkine örnek olarak, KİT’ler, belediyeler ve bankalar için verilen dış borç garantileri verilebilir.
KÖİ garantilerini artık çoğumuz, köprü, otoyol ve hastaneler için verilen garantiler ile bu projelerin dış borç üstlenimlerinden biliyoruz.
Üçüncü türe örnek olarak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun mevduat garantileri ile tarım sigortalarına verilen katkıyı gösterebiliriz.

7 Şubat 2017

Varlık Fonu mu denetimsiz Hazine mi?

Kusura bakmayın. Bugün yazım biraz uzun olacak.

Dünden beri Varlık Fonu hakkında yazılar yorumlar uçuşuyor. Mahfi Eğilmez[i]’in yazdıkları gibi doyurucu olanları ufkumuzu açıyor. Bu bağlamda pek söylenmeyen, yazılmayan kalmadı ama ben birkaç konuya, önemi nedeniyle, değinmeden geçemeyeceğim.

TVF aslında bir varlık fonu değil. Çünkü dünyada varlık fonları ya bütçe fazlaları ya petrol gibi petrol, altın gibi doğal kaynak gelirleri ya da kamu çalışanlarının bireysel emeklilik fonlarının paralarını kaynak olarak kullanırlar. Eğer İşsizlik Fonunun paraları ile Bireysel Emeklilik sistemine yapılan kamu katkı payları kullanılmayacaksa, bizdeki durum tam tersi. Varlık Fonuna aktarılan işletmelerin, Hazineye vergi dışı gelir olarak ödedikleri milyarlarca lira vardı. Bu açıdan bakınca bundan böyle daha büyük bütçe açığı söz konusu olacak.

Fon buna rağmen neden kuruldu diye bakınca, amaçları arasında büyüme oranına katkı sağlamak var. Bunun sağlanacak kaynaklarla büyük projelerin finansmanına katkı sağlamak yoluyla olacağı söyleniyor.

31 Ağustos 2016

Bir varlık fonu varmış bir mali disiplin yokmuş

Üzerinde çok durulan konudur. Türkiye’de iç tasarruflar yetersiz olduğu için dışarıdan tasarruf (sıcak para) ithal edilir, cari açık verilir. Hükümet bu derde çare olacağı, büyük altyapı yatırımlarını finansmanında yardımcı olacağı düşüncesiyle Ulusal Varlık Fonu (UVF) kurdu.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’ye göre Ulusal Varlık Fonu 200 Milyarın dolar kadar paranın birikmesi beklenmekte.
"Para nereden gelecek?" derseniz. Cevabı, Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın 30 Ağustos tarihli Haber Türk gazetesinde Rahim AK’la yaptığı söyleşide bulabiliriz. “ Varlık Fonu uluslararası iyi uygulamalar örnek alınarak düzenlenecek. Bu fon yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda kaynak temin edecek. Böyle bir şirketin kaynak temin etmesinin birinci yolu özel sektör mantığı ile çalışacak, kurumsal yönetim ilklerine göre yönetilecek, mali tabloları uluslararası denetim şirketlerinin denetiminden geçecek ve şeffaf olacak.” demiş.
Önce yurtiçi piyasalardan borçlanmaya bakalım.

29 Ağustos 2016

Ankara’yı sel aldı BM uyardı

Ankaralılar için TBMM önündeki Akay alt geçidi, inşaatının başlangıcından beri sorundur. Uzmanlar bu projenin, hem ulaşım hem de diğer açılardan yanlış olduğunu ısrarla söyleye geldiler. Ama kimse dinlemedi.
Sonrası malum. Her yağmurda orası ve diğer bazı alt geçitler suyla dolar. Otomobillerini kayık gibi kullanılmaya çalışanlar yolda kalırlar. Ardından trafik tıkanır. Ve bu tekrarlanır durur.
Ama eskiden yaşananlardan bir fark var. Önceleri sadece bazı gazete ve televizyonlarda yer bulan batık araba görüntüleri, artık akıllı telefonu olanlar amatör kameraman ve muhabirler ile sosyal medya sayesinde gizlenemiyor.
Bana sorarsanız bu görüntüler bize yakışıyor (!). Sorumluları başkaları seçmedi ki. Seçerken, uzmanlık yerine belediyecilikle ile alakası olmayan özelliklere önem verirsek olacağı budur.
Tek avunduğumuz şey sorun sadece başkentte yaşanmıyor. Diğer kentlerde de benzeri olaylar var. Daha bu sabah haberlerde, K. Maraş - Elbistan’da 10 bin kişinin şehir suyundan zehirlendiğinden söz ediliyordu.
Basın bu haberleri gündeme getirdikçe yetkililer hemen dünyayı örnek göstermek için, daha önceden hazırlattıkları haber ve görüntüleri servis etmeyi alışkanlık edindiler.
Ben de bu bağlamda dünyadaki duruma bir bakayım dedim.

12 Ağustos 2015

Kamu yatırım yapmalı mı?

Arz yanlısı iktisatçılar kamunun harcama yapması için daha çok vergi toplaması gerektiğini söyler ve tüm kamu harcamalarının sınırlanmasını isterler. Keynes taraftarları ise kamu harcaması olmadan ekonomide tam kapasiteye (tam istihdama) ulaşılmasının zor olduğunu ileri sürerler.

Bana göre devlet ekonomiyi düzenlemeli ve denetlemeli ama günlük işlere müdahale etmemelidir. Bu harcama, yatırım yapmayacağı anlamına gelmez.

Tartışmaya Türkiye deneyimden yola çıkarak açıklık getirmeye yarayacak bir çalışma, Merkez Bankası’nın son Enflasyon Raporunda yayınlamış. Kamu harcama çarpanı (mali çarpan) incelenmiş. Çalışmada, “Kamu harcama çarpanı, kamu harcamalarında meydana gelen bir birimlik dışsal değişimin milli gelir üzerinde meydana getirdiği etki olarak tanımlanıyor.”

Çalışmanın en ilginç yanı hangi harcamanın milli gelire ne kadar etki yaptığını içeren bölümü. Tahmin edeceğiniz gibi milli gelire en çabuk etki yapan kamu harcama türü yatırımlar. Bir birimlik yatırım harcamasının etki çarpanı 2,1 (Etki çarpanı kamu harcamalarında meydana gelen bir birimlik artışın milli gelir üzerindeki ilk etkisini belirler). Maksimum çarpan ise 3,6 (Maksimum çarpan zaman içerisinde mali çarpanın aldığı maksimum değeri temsil eder). Yani kamu100 liralık yatırım yapınca milli gelire 210 lira etki yapıyor. Maksimum etki ise 360 lira oluyor. Kamu tüketimi için etki çarpanı rakamı 1,4; maksimum çarpan ise 1,9.

30 Ekim 2014

Amerikan emeklilerini daha mutlu edebilmek için

Son IMF - Dünya Ekonomik Görünümü ‘nün (World Economic Outlook – October 2014) bir bölümü altyapı yatırımlarına ve finansman ihtiyacına ayrılması dikkatimi çekti. Sadece IMF değil, G20 gibi uluslararası kuruluşlarda bu konuda yoğun çalışmalar yapılıyor.

Özetle söyledikleri şu: Dünya ekonomisi yeteri kadar büyümüyor. ABD dışındaki gelişmiş ülkelerde ve gelişme yolundaki ekonomilerin çoğunluğunda talep canlanmıyor. Başta hanehalkları olmak üzere şirketler ve kamu ağır borç yükü altında. Borç ödedikleri için tüketime veya yatırıma harcayacak paraları azaldı.

Doğal olarak, ekonomi büyümedikçe işsizlik artıyor. Avrupa ülkelerinin çoğu ve Türkiye gibi birçok ülkede geniş tanımlı işsizlik (çalışmak isteyen ama iş bulmaktan ümidi kesenler dâhil) yüzde 20’ler civarında. İşsizlik, insanlık için büyük dert. Dolayısıyla ekonomilerin bir an önce canlanması lazım.

Ama nasıl?

2 Ağustos 2014

Küresel altyapı yatırımları ve finansman sorunu

Hükümet yerel seçimlere hazırlanırken 3. Havaalanı, 3. Boğaz Köprüsü gibi mega altyapı projelerinin bazı çevrelerce istenmediğini, hatta engellendiğini ileri sürdü. İşin siyasi ve teknik yanı bir tarafa, ben burada finansman konusunda bazı şeyler söyleyeceğim.
Öncellikle bilinmesi gereken şey şu; bir ekonominin büyüme mücadelesinde, kamunun üzerine düşen ilk ve en önemli görev, altyapı yatırımlarını yapmaktır. Altyapı bir doğal tekeldir ve kamu malıdır. İki şehir arasına birden fazla demiryolu yapılmaz. Aynı şehre birden fazla su ve kanalizasyon hattı döşenmez. Dolayısıyla altyapının özelleştirilmesi, tamamen piyasa koşullarına bağlı olarak işletilmesi mümkün değildir. Eğer özel sektörün kısmi dahli gerekiyorsa, mutlaka bağımsız bir otorite tarafından düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekir.
Yıllık 13 trilyon dolarlık piyasa