2 Ağustos 2014

Küresel altyapı yatırımları ve finansman sorunu

Hükümet yerel seçimlere hazırlanırken 3. Havaalanı, 3. Boğaz Köprüsü gibi mega altyapı projelerinin bazı çevrelerce istenmediğini, hatta engellendiğini ileri sürdü. İşin siyasi ve teknik yanı bir tarafa, ben burada finansman konusunda bazı şeyler söyleyeceğim.
Öncellikle bilinmesi gereken şey şu; bir ekonominin büyüme mücadelesinde, kamunun üzerine düşen ilk ve en önemli görev, altyapı yatırımlarını yapmaktır. Altyapı bir doğal tekeldir ve kamu malıdır. İki şehir arasına birden fazla demiryolu yapılmaz. Aynı şehre birden fazla su ve kanalizasyon hattı döşenmez. Dolayısıyla altyapının özelleştirilmesi, tamamen piyasa koşullarına bağlı olarak işletilmesi mümkün değildir. Eğer özel sektörün kısmi dahli gerekiyorsa, mutlaka bağımsız bir otorite tarafından düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekir.
Yıllık 13 trilyon dolarlık piyasa
Yapılan çalışmalara göre, bugün için dünyada yıllık altyapı yatırımı toplamı 7,5 trilyon dolar civarında. 2020 yılında bu rakamın 12,7 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Küresel nüfus artışı ve ekonomik büyüme yarışı bu gelişmenin ana nedeni.
Gelişmiş ülkeler daha çok eskimiş altyapılarını yenilemek için yatırım yaparken, gelişmekte olanlar ekonomik büyüme ihtiyaçları için yeni yatırımlar yapmak durumundalar.
2030 yılına kadar yapılması planlanan altyapı yatırımlarının dağılımı aşağıdaki grafikte yer alıyor. Görüldüğü gibi, yatırımların çoğunluğu ulaştırma sektöründe olacak. Hava, deniz ve demiryolu ağırlıklı bir öncelik var. Ancak kendi içlerinde de öncelik lojistikte. Yani yolcu yerine ticarete önem verilmiş. Ardından enerji ve su geliyor.

Kaynak: The City UK
Para nereden bulunacak?
İş sadece altyapıyla kalsa sorun olmaz. Ama yatırım deyince, sanayisi var, savunması var, hizmetleri var. Kamu yapsın, önceliği buraya versin demekle de olmuyor. Sağlık, emeklilik, eğitim, adalet gibi; artan nüfusun, çoğalan ihtiyaçlarına yetişmek için de kaynak lazım. Gelişmiş ülkeler son Küresel Krizin devletlere yıktığı borçlar, gelişme yolundakiler de yapısal tasarruf yetersizlikleri nedeniyle kaynak yoksunluğu içerisindeler.
Dünyada bu kadar büyük ihtiyaca cevap verebilecek tek para kaynağı, özel fonlar. Bireysel emeklilik, sigorta şirketleri ve diğer kurumsal fonların toplamı 2012 yılsonu itibariyle 87 trilyon dolar. Bu paranın hangi ülkelerde yönetildiği ikinci grafikte görülüyor.
Resim çok net. Dünyada yönetilen paranı yarısı ABD’de. Buna İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerini de eklerseniz toplamı yüzde 90’ı aşıyor.

Kaynak: The City UK
Şimdi gelelim işin özüne. Bahsi geçen fonlar doğrudan proje finansmanı yapmıyorlar. Bankalar aracılığıyla finansman işine giriyorlar. Bu bağlamda, ucuz ve yeterli proje finansmanı bulabilmek  için öncelikle grafikte adı geçen ülkelerdeki kredibiliteniz yüksek olacak. Yetmez bir de kredi derecelendirme kuruluşlarından yatırım yapılabilir ülke notu alacaksınız.

Ayrıca, sağlam ve çevre dostu projeleriniz olacak. Diğer bir deyimle, uzun vadeli ve ucuz para istediniz proje para verenleri ikna edecek özelliklere sahip olacak. Sizden önce onlar gerekliliğine ve karlılığına inanacaklar ki, milyarlarca doları, emeklilerin birikiminden alıp size versinler.
Hepsinde önemlisi bütün dünya aynı kaynaktan para bulabilmek için yarıştığını da unutmamak lazım. Sizin diğerlerinden bir farkınız olmazsa, ağır maliyetler ödemeden para bulmanız çok zor.

Kriz sonrası dünyada ne kolay ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme