30 Ekim 2014

Amerikan emeklilerini daha mutlu edebilmek için

Son IMF - Dünya Ekonomik Görünümü ‘nün (World Economic Outlook – October 2014) bir bölümü altyapı yatırımlarına ve finansman ihtiyacına ayrılması dikkatimi çekti. Sadece IMF değil, G20 gibi uluslararası kuruluşlarda bu konuda yoğun çalışmalar yapılıyor.

Özetle söyledikleri şu: Dünya ekonomisi yeteri kadar büyümüyor. ABD dışındaki gelişmiş ülkelerde ve gelişme yolundaki ekonomilerin çoğunluğunda talep canlanmıyor. Başta hanehalkları olmak üzere şirketler ve kamu ağır borç yükü altında. Borç ödedikleri için tüketime veya yatırıma harcayacak paraları azaldı.

Doğal olarak, ekonomi büyümedikçe işsizlik artıyor. Avrupa ülkelerinin çoğu ve Türkiye gibi birçok ülkede geniş tanımlı işsizlik (çalışmak isteyen ama iş bulmaktan ümidi kesenler dâhil) yüzde 20’ler civarında. İşsizlik, insanlık için büyük dert. Dolayısıyla ekonomilerin bir an önce canlanması lazım.

Ama nasıl?


Para politikası seçenekleri yetersiz kalınca maliye politikasına öncelik verilmeye başlandı. Kamu daha çok harcamalı ve ekonomiyi canlandırmalı diyenler çoğaldı.

Akla gelen ilk kamu yatırımları okul, hastane, liman, demiryolu, otoyol vs. Dünyada yıllık altyapı yatırım ihtiyacı toplamı 7,5 trilyon dolar civarında. 2020 yılında bu rakamın yıllık 13 triyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Küresel nüfus artışı, şehirleşme, ekonomik büyüme gibi etkenler bu gelişmede önemli rol oynuyor. Çalışmalar, gelişmiş ülkelerin altyapılarının eskidiğini, gelişme yolundakilerde ise ihtiyacın arttığını gösteriyor.   

Peki, bu kadar para nereden bulunacak?

İlk akla gelen kaynak gelişmiş ülkelerin bireysel emeklilik ve hayat sigortaları fonları. Buralarda toplam 68 trilyon dolar birikti. Yarıdan çoğunluğu emeklilere ait.

Şimdi bir soru daha soralım: Bu fonlar neden yatırım yapacak yer arıyorlar?

Emeklilik fonlarının büyük bir yapısal sorunu var. Dünya nüfusu yaşlanıyor. İnsan ömrü uzuyor. Bireysel emeklilik sistemlerinin varlıkları ve bu varlıkların getirileri yetmez oldu. Sadece ABD emeklilik fonlarının varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki farkın 3 ila 5 triyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Hemen çözüm bulunamazsa, 2025 yılından sonra bu miktar ikiye katlanacak.

 Bu bağlamda, fonlar açıklarını biraz olsun azaltabilmek için önceleri yüksek faiz getiren alanlara para yatırdılar. Ancak şimdi dünyada faizler yerlerde süründüğü için yeni ve yüksek getirili alanlar aramaya başladılar. Bunlardan birisi yüksek faiz ödemek zorunda olan cari açığı büyük Türkiye’deki gibi piyasalar. Ama bu kadar büyük parayı buralara yatırmak riskli. Çünkü buralardaki piyasaların hacmi küçük. Yine de sıcak para olarak milyarlarca doları getirdiklerini unutmayalım. Türkiye yılda 13 milyar dolar civarında faizi bu nedenle dışarıya ödüyor. Tabi bu miktar, devasa açık için bir çerez parası.

O zaman “Neden altyapı yatırımları?” sorusuna cevap bulmak kolaylaşıyor. Büyüme için yatırım ihtiyacı ortada. Para talep eden kamu. Parasına yüksek getiri arayan da Amerikan ve İngiliz emeklileri. O zaman hemen bir yöntem geliştiriliyor. Kamu altyapı yatırımları için Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) sistemi öneriliyor. Devlet projenin gelirleri için kamu garantileri veriyor. Bu garantiler sayesinde, finansal piyasalardakilerden daha yüksek getiri elde edilecek. Fonların açığı kapatılacak.

Bu sistem ABD ve İngiltere için çok akılcı. Çünkü devlet emeklilerini sokakta bırakamayacağına göre, emeklilik fonlarının açığı, buradan olmazsa, bütçeden karşılanacak.

Ama aynı şey yükselen piyasa ekonomileri için söylenebilir mi? Hayır. Onların büyük altyapı ihtiyaçlarını karşılamak için hazine garantili yüksek getirili proje finansman modellerinin maliyetlerini eninde sonunda o ülkede yaşayan dar ve sabit gelirliler ödeyecektir. Yani işçiler, memurlar, bizdeki emekliler ve diğerleri.


Kısacası, Amerikan emeklisi daha rahat etsin diye bizim emekliler biraz daha fakirleşecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme