12 Ağustos 2015

Kamu yatırım yapmalı mı?

Arz yanlısı iktisatçılar kamunun harcama yapması için daha çok vergi toplaması gerektiğini söyler ve tüm kamu harcamalarının sınırlanmasını isterler. Keynes taraftarları ise kamu harcaması olmadan ekonomide tam kapasiteye (tam istihdama) ulaşılmasının zor olduğunu ileri sürerler.

Bana göre devlet ekonomiyi düzenlemeli ve denetlemeli ama günlük işlere müdahale etmemelidir. Bu harcama, yatırım yapmayacağı anlamına gelmez.

Tartışmaya Türkiye deneyimden yola çıkarak açıklık getirmeye yarayacak bir çalışma, Merkez Bankası’nın son Enflasyon Raporunda yayınlamış. Kamu harcama çarpanı (mali çarpan) incelenmiş. Çalışmada, “Kamu harcama çarpanı, kamu harcamalarında meydana gelen bir birimlik dışsal değişimin milli gelir üzerinde meydana getirdiği etki olarak tanımlanıyor.”

Çalışmanın en ilginç yanı hangi harcamanın milli gelire ne kadar etki yaptığını içeren bölümü. Tahmin edeceğiniz gibi milli gelire en çabuk etki yapan kamu harcama türü yatırımlar. Bir birimlik yatırım harcamasının etki çarpanı 2,1 (Etki çarpanı kamu harcamalarında meydana gelen bir birimlik artışın milli gelir üzerindeki ilk etkisini belirler). Maksimum çarpan ise 3,6 (Maksimum çarpan zaman içerisinde mali çarpanın aldığı maksimum değeri temsil eder). Yani kamu100 liralık yatırım yapınca milli gelire 210 lira etki yapıyor. Maksimum etki ise 360 lira oluyor. Kamu tüketimi için etki çarpanı rakamı 1,4; maksimum çarpan ise 1,9.


Amacım sizi teknik yorum ve rakamlarla sıkmak değil. Sözü bütçe dengelerindeki yapısal ve gittikçe kötüleşen bir soruna getirmek istiyorum.

Kalkınma Bakanlığının verilerine bakınca göreceksiniz. İçinde bulunduğumuz yılda, sosyal güvenlik sistemine bütçeden 80,6 milyar lira transfer yapılacak. Buna karşılık, belediyeler dahil, tüm kamunun yaptığı kamu yatırımlarının toplamı 83,2 milyar lira. Veya başka bir örnek vereyim: 2015 yılında kamunun merkezi bütçede faize ödeyeceği para 54 milyar lira iken bütçede yatırımlara ayrılan ödenek 41 milyar lira.

Evet gelin şimdi pek hoş olmayan bir soru soralım: Daha çok sosyal yardım mı, faiz ödemesi mi yoksa daha çok kamu yatırımı mı?

Durun hemen itiraz etmeyin, “Böyle yanlış soru olur mu?” demeyin. “Sosyal yardım da olsun yatırım da” şeklinde bir yaklaşımın en doğrusu olduğunu ben de biliyorum. Kesinlikle tercih edilen budur.

Ancak, vergi sistemini reforma tabi tutmadan, kamu gelirlerini artırmadan sosyal yardımları çoğaltmanın sonucunun bütçe açığı olduğuna itiraz eden yoktur sanırım. Açık, borçlanmaya o da faiz ödemelerinin büyümesine neden oluyor değil mi?

O zaman, her seçim döneminde bol keseden sosyal yardım vaadi yapanlara mutlaka ama mutlaka hangi vergileri artıracağını da sormak gerekmez mi?

Peki Haziran seçimlerinde kaçımız bu soruyu sorduk? Dahası Kasımda yapılacağı söylenen seçimlerde kaçımız böyle bir soru soracağız? Tamam “Ülke kan gölüne dönmüş, her gün şehit cenazeleri uğurlanıyor. Sınırlarımızdaki savaş riskleri tehdide dönüştü. Sen bütçe dengesi derdindesin.” şeklindeki eleştirileri saygıyla karşılıyorum.

Ama işsizlik, özellikle genç işsizliği ekonomideki en büyük dert. Kamuda gelir ve harcama yapısını değiştirmek için acil önlemler alamazsak, yatırımları artırmazsak sorun gittikçe derinleşiyor. Kamu yatırımları özel sektörün de önünü açacak, onları da teşvik edecek ve ülke tekrar yatırım ortamına dönebilecektir. Tabi inşaatçı değil sanayici girişimcilerin teşvik edildiği bir ortamdan bahsettiğimi özellikle belirtmeme gerek yok sanırım.


Ayrıca hatırlatmama gerek var mı bilmem. İşsizliğe ivedi çözüm bulamazsak yaratabileceği sosyal sorunlar savaşlar kadar yıkıcı olabilir. Hadi gelin, kamunun altyapı ve üretim yatırımlarını çoğaltacak vergi ve harcama önlemlerini almaları için siyasetçileri şimdiden uyarmaya başlayalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme