1 Haziran 2016

Sıcak paracı yüksek gelire geliyor

Döviz kuru aniden yükselince çoğumuzun yüreği ağzına geliyor. Doğrudan döviz piyasalarının içinde olmayanlar hareketin nedenini anlayabilmek için çaba sarf ediyorlar. Son örneğini hükümet değişikliği sırasında yaşadık.

Ancak burada ilginç bir gelişme oldu. Dışarıdan sıcak para getirenler, hisse senedi sattı, devlet iç borçlanma senedi (DİBS) aldılar.

TCMB’nin verilerine göre, yurtdışında yerleşik kişiler, 1- 20 Mayıs arasında, 646 milyon dolarlık hisse senedi yatmışlar. Portföylerini azaltmışlar. Buna karşılık 252 milyon dolarlık DİBS almışlar.

Böylesine kısa süreli hareketlerle piyasa değerlemesi yapmak çok doğru bir şey değil. Hatta bu verilere bakıp uzun dönemli tahliller yapmak, öngörülerde bulunmak da yanlış.

Zaten benim amacım da bu değil.

Sadece hisse senedi satanların neden DİBS aldıklarını açıklamaya çalışacağım.
İzninizle önce ikisi arasındaki farkı hatırlatayım. Hisse senedi yatırımları kısa vadeli yatırımlardır. Ve yatırımcı yatırdığı paradan ne kadar gelir elde edileceğini tahmin eder ama bilemez. Buna karşılık DİBS, yani kamu tahvilleri sabit getirili yatırımlardır. Parasını tahvile yatıranlar, vadenin sonunda ne kadar gelir elde edeceklerini bilirler.

Burada gelir hesaplanırken bir nominal (faiz) yani kasaya giren para vardır. Bir de enflasyondan arındırılmış reel faiz vardır. Sıcak para yatırımcıları için enflasyondan çok nominal getiri önemlidir. Türki Lirasıyla yatırım yapanlar için ise reel faiz öne çıkar. Çünkü onlar enflasyondan daha çok etkilenirler.

Sıcak paracıların davranışlarını daha iyi anlayabilmek için, gelin ülkeler itibariyle nominal ve reel faizlere bakalım. Aşağıdaki tabloda, 15 Mayıs itibariyle,  bazı ülkelerin 2 yıllık tahvil reel faiz gelirleri ile 10 yıllık tahvil nominal faizleri yer alıyor.

Önce Türkiye’ye bakın. Hem reel faizde hem de nominal faizde en yüksek düzeylerde. ABD, İngiltere, Japonya, Fransa, Almanya ve Çek Cumhuriyeti’ndeki “zavallı” (!) yatırımcıların paraları pul oluyor. Reel faizler negatif. Diğer bir deyimle, iki yıl vadeli tahvil alınca zarar ediyorlar. Dahası Japonya’da 10 yıllık tahvil alanların nominal getirileri bile negatif.

İşte bu tablo, yani Türkiye’deki yıllık yüzde 3,1 reel, yüzde 10 nominal faiz geliri, yurtdışı yerleşikleri buraya çekiyor. Yabacılar yüksek gelir elde edebilmek için parasını Hazinenin çıkardığı devlet iç borçlanma senetlerine yatırıyor. Böyle tatlı gelir biraz Brezilya’da ve birkaç ülkede daha var. Başka yerde yok.

Yüksek faiz ödemek demek, sıcak paracının getirdiğinin üstüne bir de faiz geliri ödemesi yapmak demek, hem de dövizle. Peki fazla dövizi, nereden bulacağız? Kendimiz döviz basamayacağımıza göre dışarıdan borçlanarak. Bir anlamda dışarıya kaynak aktararak.

İşin buyanı sıcak paracı için önemli. Hatırlayın yeni hükümet kurulurken kimin Hazine’den sorumlu olacağı konuşuluyordu. Piyasaların beklentilerinden bahsediliyordu. Ekonominin döviz dengesi bu kadar bozuk olunca sıcak paracıların beklentilerinin önem kazanması normal.

Yapılması gereken şey sermaye hareketlerinin bu derece serbest olmasının gereğini düşünmek. Unutmayın, artık IMF bile neoliberal politikaları ve aşırı sermaye hareketleri serbestisini yanlış buluyor. Biz kulağımızın üstüne yatarak bu süreci geçiremeyiz. Gerçekten yapısal bir değişiklik yapmak istiyorsak buradan başlamamız lazım.


Tablo: Ülkelere göre tahvil getirileri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme