20 Haziran 2016

Bütçedeki ve kamu borçlarındaki ilginç gelişmeler

Bazı okurlarım “Bütçe dengeleri harika. Yeter artık, yok bütçe açığı, yok bütçe dışı işlemler gibi konuları daha fazla yazma.” diyorlar.

İnanın bana ben de yazmak istemiyorum. Ama televizyonlara, gazetelere bakıyorum. Ekonomi programlarında bütçe dışı işlemler, kamu dengeleri benzeri konular yerine artık futbol konuşuluyor. Gazetelerde ise Türk milli takımında dağıtılan primlerin TL değil Euro olduğu yazılıyor.  

Bütçe deyince sadece açık rakamına bakılıp geçiştiriliyor. Kamu borç stokuna kimse geniş açıdan bakmıyor. Bütçe dışına, halı altına atılan işlemlerden kimse söz etmiyor.
Gelin önce beş aylık bütçeye bakalım.

Ocak-Mayıs bütçesi 9 milyar dolar fazla verdi. Güzel bir gelişme. Yatırımlar kısa vadeli olduğu için, kimse bunun nasıl sağlandığını, orta vadede sürdürülebilir olup olmadığını konuşmak istemiyor.

Gelir tarafında TCMB ve kamu bankalarından alınan temettü 10,2 milyar lira. GSM gelirleri 6 milyar lira. Çıkarın bunları, bütçe açığı geçen yılın üstüne çıkar. Dahası ve en önemlisi bazı vergilerin tahsilatında sıkıntılar var. Örneğin tahakkuk eden KDV’nin sadece yüzde 36’sı tahsil edilebilmiş. Gerisi birilerinin cebine gitmiş.

Harcama tarafı biraz daha ilginç. Savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış yüzde 30. Terör ortamında normal. Ancak sağlık ve emeklilik harcamaları yüzde 41,5 artmış. Sosyal güvenlik sistemi çok iyi gitmiyor. Aflarla sağlanan gelirlerin etkisi bitince açık büyümeye başladı. Buna karşılık belediyelere bütçeden paylar ve yatırım harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre yarı yarıya azaltılmış. Şimdilik önlem alınarak ödenmeyen paralar yılsonuna doğru gider olarak yazılacak. Açık etkilenecek.

Bütçe kadar önemli başka bir konu daha var. Kamu kuruluşlarının dış borçlarındaki artış.

Kamuda devlet adına borç alan kuruluş Hazine’dir. Bazen kendi aldığı dış borcu KİT’lere, belediyelere ve kamu bankalarına kullandırabilir. Bu borçlar Hazine’nin hesabına kaydedilir. Bir de kuruluşların kendilerinin aldıkları dış borçlar var. Çoğunda Hazine garantördür. Kamu kuruluşu ödeyemezse o öder. Bu da koşullu yükümlülük olarak Hazine’nin defterine yazılır.

Son yıllarda yeni bir dalga yayılmaya başladı. Başta İstanbul Belediyesi olmak üzere bazı kamu kuruluşları ve özelikle kamu bankaları Hazine garantisiz dış borç alıyorlar. Dışarıda para bol olunca borç almak kolay. Ama geri ödeme sorunu çıkarsa ana hissedar Hazine sorumluluktan kaçamaz.

Aşağıdaki tabloda 2006-15 yılları arasında alınan garantisiz borçların milyon dolar olarak dağılımı yer alıyor. Görüldüğü gibi, 2006 yılında bir milyar dolardan az olan garantisiz dış borç stoku, 2015 sonunda 10,7 milyar dolara ulaşmış. Hızlı artışın nedeni Halk Bankası ağırlıklı olarak kamu bankalarının aldıkları dış borçlar.

Yine Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, 2016’nın ilk dört ayında alınan garantisiz borç toplamı 2,4 milyar dolara ulaştığı görülüyor. Yani garantisiz dış borç stoku 13,1 milyar doları geçmiş. Ağırlık yine kamu bankaları ile İstanbul Belediyesinde.

Bankaların dış borç almak için Hazine garantisine ihtiyaç yok fikri bir görüştür. Onlar borç alıp, şirketlere dövizli kredi veriyor olabilirler. Kredi geri dönüşlerinde sorun olmadığı sürece sıkıntı çıkmaz.

Ama belediyeler için 1994 yılında yaşanan Ankara örneğine bakmak yeterli olacaktır.


Bu tür borçlar dövizi girişi oldukça pek dikkate alınmazlar. Ancak 1994 Krizinde olduğu gibi, ilk krizde Hazine’nin başına bela olurlar.


1 yorum:

  1. ''Ancak 1994 Krizinde olduğu gibi, ilk krizde Hazine’nin başına bela olurlar''.GENE balalar,fakat hastalığın ne zaman nüksedeceği exakt olarak belli değil ama doktorun dediğine göre 'temennim değil' ama mutlaka nüksedecek.

    YanıtlayınSil