31 Temmuz 2014

Geliyor hazır mıyız?

Bayram bitti piyasaların rengi kırmızıya döndü. Dolar yukarı, borsa aşağı gidiyor. İsterim ki sadece birkaç günlük bir hareket olsun.
Ama pek öyle görünmüyor. Şimdi piyasa uzmanları gelmekte olanın bir düzeltme olup olmadığını tartışıyorlar. Eğer düzeltme ise, önce dövizin yukarı hareketi sonrasında da TCMB’nin faiz yükseltmesiyle bu salvoyu geçiştirebiliriz. Birileri biraz zarar yazar, olur biter. Çok can yanmaz.
Ama gelen, son IMF, OECD ve BIS raporlarının söylediği gibi, kısa dönemli faiz hareketiyle geçiştirilemeyecek kadar büyük bir dalga ise o zaman ne yapacağız? Gelin önce anlamaya çalışalım.
“Şu gelen atlı mıdır?”
Hep ne diyorduk içerideki dengeleri döviz hareketleri belirliyor. Ekonomi dışarıdan gelen parayla büyüyor, cari açık veriyor. Yüksek cari açık, sıcak parayla finanse ediliyor. Yani ne kadar sıcak para o kadar büyüme.
Dövizi; FED, ECB, Bank of Japan ve Bank of England (BoE) gibi büyük merkez bankaları yönetiyor. Gelinen aşamada, FED ve BoE faizleri yükseltmeye hazırlanıyorlar. Kendi piyasalarını yeni duruma hazırlıyorlar. Dünya gözünü FED’e çevirdi. Ne zaman faiz yükseltmeye başlayacak tarih tahminleri yapıyor. Bir kaç ay önce 2016’dan önce olmaz görüşü ağırlık basıyordu. Şimdi 2015’in ikinci yarısı kesin diyenler çoğaldı. Bazıları gelecek yılın ilk aylarını konuşuyorlar. Son olarak Ağustos sonunda ABD - Jakson Hall’da yapılacak toplantıdan çıkacak mesajlar üzerinden heyecan yaratılıyor.
Bu işin bir tarafı. Diğerlerini unutmayalım. Arjantin yine dış borçlarını ödeyemez duruma düştü. Diğer sicili bozuklardan birisi olan Rusya’ya, Ukrayna için, ABD ve AB sıkı ambargo uygulamaları başlattı. O da, uzun yıllardan sonra, anlaşmalara aykırı bir iş yaptı ve karadan karaya orta menzilli nükleer füze denemesi ile cevap verdi. Ukrayna’ya değinmeğe gerek var mı?
Ortadoğu’nun hali ortada. Irak, Gazze, Libya, Suriye... Listeyi siz uzatın. Yaşanan insanlık dramlarını uzun uzun yazsam zamanım yetmez.
Kısacası dışarıda hem ekonomik hem de politik ortam çok karışık. Riskler her geçen gün biraz daha artıyor. Yaşananların hemen hepsi burnumuzun dibinde. Hükümet bölgede yaşanan olaylara balıklama dalmayı bir maharet sayıyor. Hepsinin bir yanı bize kadar geliyor. Kaçacak yerimiz kalmadı.
Bugün çok zarar yazmamak için dikkate alınmayan risklerin yarın ortalık karışırsa, abartılarak hesaplara dahil edileceğini unutmamak lazım.
İçeride durum nasıl?
Siyasi olarak gözümüz cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerden başkasını görmüyor. Bu bağlamda birçok belirsizlik var. Dolayısıyla cevap verilmesi gereken çok soru var: Kim seçilecek? Siyasi dengeler değişecek mi? Başkanlık sistemi için hemen bir anayasa değişikliği ve referandum gündeme gelir mi? İktidar partisinde ve muhalefette, parti içi dengeler değişir mi? Ekonomi yönetimi yerinde kalacak mı? Sosyal medyada yer bulan üst düzey bürokratlara yönelik değişim haberlerinin ne kadarı doğru? Genel seçimlerde koalisyon olasılığı neden bu kadar yüksek görülüyor? Kürt ayrılıkçılarına verilen sözler tutulmazsa bölge ne kadar karışır?
Özetle gelecek bir yılda siyasetin önceliği pek ekonomi olacakmış gibi görünmüyor. Bu saptamam doğru ise, hükümet işin kolayına kaçacaktır. Başta yargı ve vergi olmak üzere, yapısal reformları öncelikli programına alamayacaktır. İşi para politikasıyla, faiz yükselterek geçiştirmeye gayret edecektir.
Parasal genişlemenin dışarıdan gelen dövize bağımlı yapısı nedeniyle, ilk başta kısmen yararlı olabilecek bu adım sonrasında enflasyondaki direnç nedeniyle geçici morfin etkisi yapabilecektir. Gelecek yılın başlarından itibaren yükselmesi beklenen dış faizler nedeniyle, daha fazla döviz için daha yüksek faiz talebi gelecektir. Bu durumda TCMB kısa vadeli faiz politikasında çok dikkatli adımlar atmak zorunda kalacaktır.

Tabi seçimlere giden, yapısal reformları hızlı bir şekilde yapmayan hükümet izin verirse. Vermezse ne olur? İnşallah olmaz. Olursa o zaman daha uzun bir yazı yazmak durumunda kalırım.

1 yorum:

  1. Sevgili Hakan,
    Yazdığın gibi herkes 2016 ortalarını işaret ediyordu. Ben de geçtiğimiz Mayıs ayı içinde ABD'de iken benzer duyumları almıştım. Ama, sanırım işler başka yönde gelişiyor.
    Güzel yazın için teşekkürler.
    Enver GÜNEY

    YanıtlayınSil