4 Temmuz 2014

İki konu: bir tür hırsızlık affı (KDV affı) ve KİT görev zararları

Meclis’teki Mali Af Kanun Teklifine ilişkin olarak bir kaç yazı yazdım. Genel olarak mali afların sakıncalarına ve bazı maddelerdeki sorunlara değindim. Sayın Maliye Bakanı Şimşek, Plan ve bütçe Komisyonunda vergi aflarına kendisinin ve Bakanlığın karşı olduğunu söylemiş.

İçim biraz rahatladı. Ama bakanlık dışında hangi güçlerin böylesine kapsamlı bir yasa teklifini düzenledikleri insanın aklına takılıyor. Yoksa özlediğimiz, kuvvetler/ erkler ayrılığı hayata mı geçmeye başladı? Yasama yürütmenin üstünde olduğunu, egemenliği temsil ettiğinin farkına mı vardı? Böyle bir şey yoksa o zaman hükümet ile AKP grubu arasında bir anlaşmazlık olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Ama ben işin bu tarafıyla değil KDV affıyla ilgiliyim. Duyumlarıma göre yasayla, tahsil ettiği KDV’leri devlete ödemediği için vergi incelemesi sonucunda ceza alanların cezaları kaldırılıyor. TÜFE’ye endeksli bir yeniden yapılandırma ile borcun ödenmesi sağlanıyor.

Son sözü şimdi söyleyeyim: TBMM devletten para çalanları af ediyor.

Şimdi bazılarınızın “Dur yahu, bu kadar sert olma. Ne demek hırsızlık?” dediğinizi duyar gibiyim. Açıklayayım: Katma Değer Vergisi (KDV) maliyet ve karın yani satış fiyatının üstüne konur. Satıcı 800 liraya mal ettiği malın üstüne 200 lira kar koyar ve 1.000 liraya satar. Devlette satıcıdan, bu fiyatın üstüne, yüzde 18 KDV ekleyerek satış yapmasını, müşteriden aldığı 180 lira vergiyi defterdarlığa ödemesini ister.

Özetle 118 lira satıcının değil devletin parasıdır. Bu para her ne sebeple olursa olsun, zamanında devlete ödenmiyorsa hırsızlık yapılıyor demektir. Ha elinize silah alıp devletin kasasını soymuşsunuz ha tahsil ettiğiniz KDV’yi kasaya yatırmamışsınız. Hiçbir farkı yoktur. İkisi de hırsızlıktır, ikisi de soygunculuktur.

Bu yasayla TBMM silahlı soyguncuya göstermediği anlayışı KDV soyguncusuna göstermektir. Mantık ne? Efendim bu ekonomik suçmuş. Ekonomik nedenler, sıkışıklık olmasa KDV ödenirmiş. Ya silahlı soyguncunun da ekonomik nedenleri varsa ne yapacağız?

İşin diğer bir tuhaf yanı da, her yerde “Hırsız var” diye bağıran muhalefet, iş popülizme gelince hiç sesini çıkarmıyor. Beyler yol yakınken devleti soyanlara göz yummayacağınızı halka gösterin. Aksi takdirde, diğer hırsızlara karşı yaptığınızı sandığınız mücadelenin mantığı kalmaz.

İkinci konu: 2013 bütçe açığında gizlenen miktar

Hazine 2013 yılından devreden görev zararı toplamını 3,2 milyar lira olarak açıkladı. Bu şu demek, devlet TCDD, TMO ve TKİ gibi KİT’lere zarar etme görevi vermiş. Demiryollarına, ucuz yük taşı; Ofis’e pahalı buğday al, ucuza sat; TKİ’ye halka bedava kömür dağıtımına destek ol maliyetinden aşağı fiyata kömür sat, zararını Hazine’den, bütçeden ödeyeceğim demiş.

KİT’ler verilen talimatı yerine getirmişler. Oluşan zararlar hesap edilmiş, Hazine’ye bildirilmiş. Hazine geçen sene 1,6 milyar liralık görev zararı ödemesi yapmış. Ama bütçe açığını büyütmemek için 3,2 milyar lirayı ödememiş, bu yıla devretmiş. T. Kömür İşletmeleri, 1,8 milyar lira ile en büyük alacağı olan KİT.

Gelelim bütçeye. 2013 yılında TBMM’den geçen bütçe kanununa göre açık 34 milyar liraydı. Sonra başarılı bir performansla (!) açık 18,5 milyar lira olarak gerçekleşti. Biz bütçe dışı işlemlere dikkat çekmeye çalıştık. Ama kimse aldırmadı, Hazine’nin 3,2 milyar lira borcunda söz etmedi. Piyasalar bayram etti. Yetkililer kanal kanal dolaşıp başarılarını anlattılar.


Rakam bu ayın başında yayınlanacağı için birçoğumuz gerçeklerin acı yanını unuttuk. Geçen yılki bütçe açığının yüzde 17,3’ü kadar bir miktarı daha açığa eklemek gerektiğini şimdi anlaşılıyor. Hâlbuki bu kadar artsa bile yine de TBMM’den geçen kanundakinden daha iyi performans söz konusu. Doğru veri neden gizlenir anlamak zor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme