1 Mayıs 2014

Çay stokları yine sorun olmaya başlamış

Küçük çay üreticisi olduğumu belirterek yazıya başlayayım. Yani ÇAYKUR’un üretici lehine her uygulaması, az da olsa, bana yarıyor.

2001 Reformlarından önceki dönemde tarımsal destekleme ve tarım ürünü stokları ekonominin ve bütçenin önemli sorunlarındandı. Tütün, şeker, fındık ve çay gibi tarımsal destekleme konusu olan ürünlerde depolar ürün stoklarıyla doluydu.

1991 seçimlerinde, o zamanki muhalefet lideri Ege Bölgesindeki mitinglerden birinde tütün üreticisine, iktidar olurlarsa tütüne “Kim ne veriyorsa 5 bin lira fazlasını vereceğini” söylemişti. 2001 yılında TEKEL depolarında 10 yıl yetecek kadar tütün stoku vardı. Benzeri durum şeker, fındık ve çay içinde geçerliydi.

Sonra önlemler alındı. Reformlar uygulanmaya başlandı. Ürün fazlası olan ürünlerde alternatif ürün ekimi için teşvikler, önlemler hayata geçirilmeye başlandı.


Ancak önceki gün sosyal medyada bir haber okudum. ÇAYKUR Genel Müdürlüğü yaş çay yaprağı üreticilerine bir cep telefonu mesajı göndermiş. Mesaj şöyle; “ Değerli üreticilerimiz, bedeli yaş çay bordrosundan kesilmek üzere, bayilere verilen toptan satış fiyatı paketli çay çeşitlerinden satın almak istiyorsanız 1 yazıp 5453’e kısa mesaj gönderiniz. ÇAYKUR” (www.olay53.com)

İhtiyaçtan fazla üretim var

Sorunu araştırınca karşıma eski günleri hatırlatan bir olay çıktı. ÇAYKUR’un kuru çay stoklarında hızlı bir artış varmış. Diğer bir deyimle tüketilenden fazla kuru çay üretiliyor. Stok birikiyor.

Rakamları araştırmaya başlayınca önce Sayıştay raporlarına baktım. ÇAYKUR’un 2012 raporunda 91 bin tondan fazla 795 milyon liralık stok olduğu belirtiliyor. Rizeli kaynaklar ise 2013 yılı için stokun 110 bin ton civarında olduğunu söylüyorlar. Önceki yıllardaki stok artış rakamları zaman zaman bu kadar büyük artışlar olduğunu gösteriyor.

Şimdi kuru çay stokunu depolayabilmek için kiralık bina aranmaya başlanmış diye haberler var. Aynen geçmişte fındık, tütün ve çayda yaşadıklarımızın bir tekrarı, bir dejavu. Resmi raporlara göre ÇAYKUR satabildiğinden daha fazla kur çay üretiyor.

Rize’de orman kalmadı

Bunu bölgeyi eski günlerle karşılaştırınca anlayabiliyorsunuz. Köylerde kızılağaç, fındık gibi ağaçlar kesildi. Bütün elverişli alanlara çay ekiliyor. Nüfus çoğaldıkça, geçim zorlandıkça daha fazla insan ormanı, fındıklığı kesip çay üretimine geçiyor.

Aslına bakarsanız çay karneyle üretilen, satın alınan bir ürün. Yani izine tabi. Normal olarak her aklına esen istediği gibi yaş çay üretimi yapamaması lazım. Ancak seçimler dönemindeyiz. Rize önemli (!) bir şehir. Hiç kimse çay ekili alanlarda sınırlama yapmaya, üretilen çayı almamaya kalkamaz. Olurda bir belediye kaybedilirse, oylar öncki seçime göre azalırsa ne olur?

Çiftçi zaten baştan haklı. Kıt kanaat geçindiği, bankalara ve esnafa borçların biriktiği bir ortamda oluşan kuru çay stoku onu hiç mi hiç ilgilendirmez. O karnını doyurmak için mücadele ediyor.

Muhalefet? Onlar neden ortalığa dökülsünler ki? Ellerinden gelse daha çok popülizm yaparak biraz daha fazla oy almaya çalışmak bu ülkede siyasetin gereği. Daha az ekelim, ÇAYKUR daha az yaş çay alsın, daha az stok oluşsun deseler, yörede değil oy, ekmek bile alamazlar.


O zaman bu sorunu kim çözecek? Cevap basit: Gelecek krizde IMF/Dünya Bankası. Lütfen kızmayın. Kendi sorunumuzu kendimiz çözemezsek sonuçlarına katlanmak zorundayız. Bunu gelişmelerden hoşlandığımdan değil hatırlatmak, kendimce tarihe bir not düşmek istediğim için yazıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme