15 Mayıs 2014

Soma tekme ve ILO

İçim kan ağlıyor. Kendimde değilim desem yalan değil. Normalde ofiste haber ve ekonomi kanallarını izlemeye çalışırım. En azından sessizde tutar, okumayı sürdürürüm. Ama iki gündür ne okumak ne yazmak ne de başka bir şey içimden geliyor. Gözüm televizyonda ve sosyal medyada.

Şansa bakar mısınız? Mülkiye’de dün Soma için dersler boykot edildi. Eğer ders olsaydı ekonomide kayıt dışılığı anlatacaktım. 15 yaşında bir işçinin öldüğü konuşuluyor. Yakını kameralara Kemal’in 15 yaşında olduğunu söylüyor. Çalışma Bakanı, işveren ve yetkili sendika temsilcileri bunun yalan olduğunu iddia ediyorlar.

Neymiş, yaşı 19 imiş. Velev ki 19 olsun. Ne fark eder? Arkadaşlarının top oynadığı, çapkınlık yaptığı yaşlarda hangi şartlar onu yer altında çalışmaya zorlamış acaba?

Hadi şimdi gelin ekonomi konuşun, yazın. Cari açık azalıyor, faizler ve kurlar düşüyor, BİST yükseliyor deyin. Kaç yazar! Soma’daki madencilere, yakınlarına sorun bakalım. Umurlarında mı? Tek dertleri ekmek parası ve bankalara, esnafa olan borçları.

Atılan tekme kime?


Soma’da dün yaşananlardan aklıma kazınan bir kare de, Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in özel kuvvetlerin kelepçelemek için yere yatırdığı vatandaşa attığı tekmeyi görüntüleyen resim. Duygularımı yazarsam mahkemelik olurum. Onun için yorumları size bırakayım.

Devlet memuru, görevli olduğu sırada, karşısındaki kim olursa, hangi görüşten olursa olsun ona devlet adına eşit davranmak zorundadır. Bırakın tekme atmayı, kötü söz bile söyleyemez. Görevdeyken üzerinde taşıdığı “devlet gömleği ayrıcalığını” kendi kişisel amacı için kullanamaz.

Bir kez daha hatırlatayım. Bu topraklarda, düello yerine pusu kurmayı adet edinenlerin çok olduğu hep yazılır. Pusuyu kuran kalleştir, korkaktır. Düellocu ise ölümü göze alabilecek kadar merttir. Düşmanını dövüşmeye davet eder. Ölürse gururuyla, şerefiyle ölür. Pusucu öldürdüğü adamın cenaze namazına gidip kendini gizlemeye çalışır.

ILO Madencilik Sözleşmesi neden imzalanmaz?

Büyük ekonomi olduğunu iddia eden, bölge liderliğine soyunan Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 1995 tarihli Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi hala imzalamamış. Brezilya, Rusya, Ermenistan, Zimbabve imzalamış biz  bekliyoruz. Neyi? Yüzlerce insanın daha ölmesini mi?

Sözleşme maliyet artışı mı yaratıyor, bu mu sorun? Sendikalar neden bu Sözleşmenin imzalanması için grev yapmıyor? Sendikacılık denince sadece ücret zamları mı akla geliyor? Diğer haklar neden hemen unutuluyor?

Dahası, olur olmaz her konuda görüş bildirip, miting yapan TMMOB, neden bunun için kamuoyunda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yapmıyor?

Bir soru daha. Maden ruhsatı verme yetkisi Enerji Bakanlığı’ndan Başbakanlığa alınırken, neden ILO sözleşmesini imzalama yetkisi Çalışma Bakanlığı’nda bırakılıyor?


Yine çok soru sormaya başladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme