24 Mayıs 2014

TCMB'nin son faiz kararı ve 12 Trilyon dolarlık küresel parasal sıkılaştırma engeli

Son aylarda ekonominin orta vadeli geleceği hakkında tahminler yapmaya çalışanların en çok üzerinde durdukları konu küresel parasal genişleme. Dert büyük olduğu için çare de kolay değil.

2008 Küresel Krizinin çıkma nedeni belli. Finansal sektörün aktifinde bulunan trilyonlarca dolarlık varlıkların büyük bölümünün karşılığı yok. Diğer bir deyimle, bankalar ve diğer finansal kuruluşlar birilerinden borç para almışlar, bunu karşılığı olmayan menkul varlıklara yatırmışlar. Eğer merkez bankaları bol ve ucuz para vermeseler gelişmiş ekonomilerde değil banka sektör kalmaz. III. Dünya Savasından beter bir yıkım olabilir.


Konuştuğumuz varlıkların büyük bölümü türev ürün. Yani, kredi alacakları gibi basit, karşılığı olan varlıkları kullanarak yaratılan ikincil veya üçüncül menkul kıymetler. Bazı iddialara göre 1.000 dolarlık bir alacak miktarı onlarca türev üründe karşılık olarak gösterilmiş.

Türev ürünlerin büyük çoğunluğu FED faizine endeksli. Oradaki değişime göre bankalar getiri veya zarar yazmak durumunda kalıyorlar.

Krizden önce yenen hurmalar...

Amerikalı bir araştırma şirketi olan Phoenix Capital Research araştırmasına göre sadece ABD bankalarının bilançosunda 12 trilyon dolar değerinde FED faizine endeksli swap ürünler var. Dolayısıyla FED tahvil alımlarından küçük miktarlarda indirime gidip piyasalara mesaj vermeye çalışıyor.

Ama onların mesaj alacak durumları hiç yok. Çünkü faize bağlı türev ürünlerin toplamı 192 trilyon dolarmış. Yukarıdaki miktar sadece doğrudan FED faizine bağlı olanların toplamı. Amerikan merkez bankasının faiz hareketi doğal olarak piyasalardaki diğer faizleri de harekete geçirecek. Tüm türev ürünler etkilenecek. Finansal sektör büyük zararlar yazmasa bile, en basitinden ek sermeye ihtiyacıyla kaşı karşıya kalacak.

Bu durumun farkında olan FED yönetimi, şimdi gittikçe şişen varlık balonunun yaratacağı sorunları da göz önüne alarak ne yapacağını karar veremiyor. Diğer bir deyimle bir yanda şişen varlık balonları diğer yanda patlamaya hazır trilyonlarca dolarlık türev ürünler.

Anlayacağınız dışarıda tarzan (karar alıcılar) zor durumda.

Böylesi bir gelişme TCMB’nin de elini rahatlatıyor

Merkez Bankası’nın son faiz indirimine biraz da bu açıdan bakmakta yarar var. Eğer FED kısa vadede faiz yükseltemeyecekse, ECB Almanlardan izin alır almaz yeni bir parasal genişleme programına başlayacaksa, TCMB neden faiz yükseltsin? Bu öngörüler doğru ise faizleri daha hızlı düşürmek bile gerekebilir. Ama öngörülerin doğru olması şartını unutmadan. Faize bağlı olmaksızın dışarıdan yeteri kadar döviz akmaya devam edecek gibi.

Belki bazı okurlarım “Ama yükselen enflasyon ne olacak?” diyebilir. Bana söyler misiniz enflasyon kimin umurunda? Siyasetçilerin kesinlikle değil. Onlara bağımlı olan kamudaki teknisyenlerin zaten olamaz. Daha önemlisi, baksanıza maaş ve ücretle geçinenlerin bile değil. Çünkü hala daha enflasyondan az oranda maaş zammına seslerini çıkarmadılar. Dolayısıyla bir kaç tane finansal sektör uzmanının ve ekonomistin dışında enflasyonu dert eden kalmadı.

Zaten biliyoruz ki Merkez Bankası da faiz kararıyla enflasyonu değil, finansal istikrar deyip döviz kurundaki oynaklığı hedefliyor. O zaman kısa vadede pek sorun kalmamış gibi görünüyor.


Haydi hayırlısı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme