23 Nisan 2014

Özel sektör dış borçlarına verilen Hazine garantisi bir devrin sonudur

2001 Krizi kamu açıkları ve finansal sistemin zafiyeti sonucu çıkmıştır. Batırılmış ama denetlenmemiş bankalar, görev zararlarıyla çivisi çıkan KİT sistemi, devasa bütçe açıkları.

Sonrasında yapısal reformlar ve milyarlarca dolar dış borçla ayağa kaldırılan ekonomi. Alınan borçları hepimiz ödedik. Borç yükünün altında en fazla ezilenler dar ve sabit gelirliler oldu.

2008 Küresel Krizi patlak verdiğinde Türkiye ekonomisi başarılı bir performans gösterdi. Bunu 2001 ‘deki yapısal reformlara borçlu olduğumuzu ilgili herkes kabul ediyor. Diğer bir deyişle halkın büyük bedeller ödeyerek destek verdiği yapısal reformlar zamanı gelince işe yaradı ve dev küresel krizin etkilerini minimum zararla geçiştirebildik.

O zaman 2001 Reformlarını hatırlayalım:


1.     Bankacılık reformu. Kamu bankalarını yeniden yapılandıran, batık bankaları sistemden ayıklayan uygulamalar devlete milyarlarca dolarlık maliyet yükledi.
2.     Kamu Harcama Reformu: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile bütçenin kapsamı genişletildi. Bütçe dışı fonlar kapatıldı, görev zararlarına avans sistemi getirildi. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkesi temel alındı. İç ve dış denetim kurallara bağlandı.
3.     Kamu Borçlanma Reformu: 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Hakkında Kanun ile ilk defa Hazine’nin borçlanmasına limit getirildi. İstediği kadar borçlanmasının önüne engel konuldu.
4.     Kamu İhale Reformu: Kamu İhale kanununun yenilenmesi ve Kamu İhale Kurumunun kurulmasıyla devletin kanayan yaralarından biri tedavi edilmek istendi.
5.     Merkez Bankası Reformu: Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda hayati öneme sahip bir değişiklik yapılarak para politikasının etkinliği artırtılmaya çalışıldı.

Reformlardan ne kadar uzaklaştık?

·      Özel bankalarda şimdilik bir sorun olduğu söylenemez.
·      Kamu bankalarından yine batık kredi hikayeleri gelmeye başladı. (Ora alış veriş merkezi, Madran otelcilik gibi.)
·      Sayıştay denetiminin kuşa çevrilmesi tartışmaları ses bantlarına kadar yansıdı.
·      Kamu İhale Kanunu onlarca değişikliğe tabi tutuldu. Orijinal halinden eser kalmadı.
·      Merkez Bankası faiz kararı alma konusunda ne kadar bağımsız olduğu tekrar tartışılır oldu.

Ancak son çıkan YİD (yap işlet devret) projeleri için alınacak borçlara Hazine üstlenim garantisi verilmesi işi çok ama çok önemli bir konu. Kanımca kamu mali disiplinine yönelik atılan tüm adımların sonunu getirdi.

Nedenleri:

·      Cumhuriyet tarihinde ilk defa devlet özel sektörün aldığı dış borca üstü örtülü garanti verildi.
·      Gazete haberlerine göre 50 ila 75 milyar dolarlık altyapı yatırımı için alınan ve alınacak kredilere üstlenme garantisi verilmiş.
·      Buna isterseniz garanti değil sigorta deyin fark etmez. DASK, deprem sigortası ne zaman hayata geçer? Deprem olunca. Bu garanti de kriz olunca Hazine’ye yük olarak gelecek. Hatırlamakta büyük yarar var. Son Küresel Krizde batan Amerika sigorta devi AIG, 550 milyar dolar kadar aktifi olan bir şirketti. Batış nedeni de verdiği kredi garantileriydi.
·      Bundan sonraki krizde, Hazine sadece altyapı müteahhitlerinin değil, aynen 2001 Krizinde bütün bankaların döviz borçlarına verilen garanti gibi özel sektörün tüm dış borçlarına garanti vermek durumundadır.
·      Dahası bu işlemlerden Hazine’ye gelecek borçlar borç limitine de dahil edilmeyecek. Borçlanma reformunun esaslarından da uzaklaşıldı.
·      Bu kadar büyük yatırımlar bütçenin dışına çıkarıldı. 5018 sayılı Kanunun ruhu delindi. Artık bütçe açıkları gerçek kamu açığını göstermekten çok uzak olacak.


Artık yeni bir ekonomik dalgalanma durumunda risk algılaması eskisinden farklı olacak. O zaman biz neden 2001’de bunca borç alarak bu kadar reform yaptık?  Bunu sorgulamazsak daha çok borç alır, zorla reform yaparız. Torunlarımıza zevk değil dert bırakırız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme