6 Nisan 2014

Bir kez daha kırılganlık göstergeleri üzerine

Seçimler bitti. Şimdi ekonomide en çok konuşulan konu kırılganlıklar.

Bu bloğu izleyenler hatırlayacaktır. 13 Şubat tarihli yazımda ekonomide kırılganlık göstergelerini ele almıştım.[1] Mali, finansal ve dış kırılganlıkları özetle incelemiştim. Bu yazımda da Türkiye için derlediğim verilerden hazırladığım göstergeleri özetleyeceğim.

2013 yılsonu verileri yeni yayınlandığı için bugüne kadar bekledim. Tek tek verileri yorumlamak yerine aşağıdaki grafiği bilginize sunmayı yeğledim. Önemle belirtmemde yarar var. Eğrilerin rakamsal büyüklüğünden çok kendi içindeki değişimlerini dikkate alarak değerlendirme yapmak daha doğru olur. Yani birinin değerinin daha büyük olması onun daha kırılgan olduğunu göstermiyor.

İyiler ve kötüler


Biliyorsunuz kırılganlık ölçülürken esas alınan şey dış kaynağa olan bağımlılık. Ekonomiye dış dünyadan bakanlar açısından veriler derleniyor.

Şimdi en sağlam taraftan başlıyayım. Fiskal tarafta izlenen bütçe açığı ve kamu borçlanması gibi değişkenlerde sorun olmadığı görülüyor.  2001-2002 Kriz sürecinde bozuk olan göstergeler sonrasında bir sıkıntı olmadan devam ediyor.

Biraz 2010 yılında bozulmuş. Nedeni basit. Referandum ve 2011 yılındaki genel seçimler. Umarım benzeri bir durum bu uzun seçim döneminde yaşanmaz.

Ancak finansal kesim ve dış dengeler olumlu değil.

Finansal sektördeki kırılganlıkların artmasının nedeni kredi genişlemesi ve dış kaynağa olan bağımlılık. Kredi artışları öyle bir hal almıştı ki, Merkez Bankası ve BDDK, biraz geç kalmalarına rağmen, olaya müdahale etmeye çalıştılar.

Bireysel kredilerin artışında önemli bir değişim var. Ama bankaların dövizle borçlarındaki büyümede aynı hıza erişilmesi lazım. 2013 yılında, bankaların dışarıdan aldıkları borcun milli gelire oranı tarihi rekora, yüzde 17,7 düzeyine ulaşmış. 

Grafikten de görüldüğü gibi, finansal sektördeki kırılganlıklar 2001 ve 2007 yıllarında yükselmiş. Ardından krizler yaşanmış. Bu nedenle eğride ciddi düşüşler görülüyor.

Benzeri bir durum dış kırılganlıklar için de söz konusu. Cari açık, dış borçlanma gibi değişkenlerde 2009 yılından sonra gözlenen değişimler dikkat çekiyor. 2001 Krizinden sonra görülen hızlı düzelme son küresel krizden sonra tekrar bozulmaya başlamış.

Durum 2001 öncesine benziyor

Fazla uzatmayayım. Dış ve finansal kırılganlık eğrilerinin 2013 yılsonu durumu, 2001 öncesine benziyor. Eğer Türkiye hızlı bir ekonomik daralmayı ve bankacılık sektöründe dikkatli bir bilanço küçülmesini yönetemezse işimiz kolay değil.

Sevindirici olan durum finansal sektör oyuncularının bir bölümü olacakların farkında. Hazırlıklarını çoktan tamamladılar. Dikkatli bir küçülme çabası içinde olanlar süreci rahat atlatabilecekler.

Siyasetçilerde aynı duyarlılığı gösterirler, küçülmeye razı olurlarsa sorun olmaz. Ama kamu seçimler var. Büyüme ile oy oranı arasında sıkı ilişki olduğu yorumları siyasetçilerin kararlarını etkiliyor. Büyüme yanlısı politikalara önem veriyorlar. Bazen böyle durumlarda siyasi kara alıcılar panikliyorlar. İşte asıl o zaman kırılganlıklar artar ve istenmeyen sonuçlar yaşanıyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme