5 Nisan 2014

Ekonomi önceden pupa yelken giderken şimdi rüzgar pruvadan esiyor

Önce bir konuda anlaşalım. Kendisine ekonomik büyüme vaat etmeyen partiye seçmen oy vermiyor. Dolayısıyla mahalli idare seçimlerinden sonra yapılan kamuoyu yoklamalarında seçmenlerin yüzde 70’inin dört ay önce hangi partiye oy vereceklerini kararlaştırdıkları anlaşılıyor. Öyleyse bu kararın arkasındaki en büyük etkenlerden birisi refah beklentisi ve ekonomik istikrardır desek çok yanlış olmaz.

Şimdi gelelim seçmenin neden böyle düşündüğüne.


İster muhafazakar, ister liberal, ister dinci, ister sosyalist veya ulusalcı, isterse bölücü olalım. Hepimizin ortak yanı daha iyi yaşamak. Ekonomide üretilen refahtan daha fazla pay alabilmek.

Belki çoğumuz borçlanarak alabildiğimiz akıllı telefonu refah artışı olarak değerlendiriyor olabiliriz. Olması gereken standartların çok altında varoşlarda yaşamayı, geldiğimiz köydeki şartlardan daha iyi olduğu için rahatlıkla kabulleniyoruz.

Çoğumuz zaten doğrudan vergi ödemediğimiz ve dolayısıyla vergi bilincimiz oluşmadığı için kamu malından pay almayı “domuzdan kıl koparmak” olarak kabulleniyoruz. Dolayısıyla rüşvet, kamu malından çalmayı yadırgamıyoruz.

Sadece ekonomi büyüdü mü, sokağa asfalt atıldı mı ona bakıyoruz.

Dışarıdan döviz gelirken iyiydi

Son on senede dünya önemli bir kriz atlattı. Merkez bankaları önce büyümeyi tetiklemek, sonra da krizden çıkabilmek için döviz bastılar. Bizim gibi iç tasarrufu yetmeyen ülkeler ucuz kaynak buldular. Daha çok kredi dağıtıldı daha çok ithalat yapıldı. Ekonomilerde rüzgar arkadan esti Yelkenler şişti. Pupa yelken giderken çok mutlu olduk.

Ama şimdi rüzgar döndü. Baştan, pruvadan esiyor. Dışarıdan gelen döviz azalmaya başladı.

Tam bu arada bizde de ekonomik sorunlar yerinde dururken uzun bir seçim ortamına girdik. Mahalli idare seçimleri benim beklediğim gibi geçti. 24. Mart. 2014 tarihli yazımdaki yazımda oy oranları üzerindeki tahminlerime bakabilirsiniz.

Bana göre seçimin galibi MHP. Kaybedenleri AKP ve CHP. Uzun uzun tahliller yapmak istemiyorum. Siz benden daha iyisini yaparsınız.

Şimdi daha kritik olan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler geldi. Sorular çoğaldı. Diğer bir deyimle politik riskler azalmadı ortada duruyor:
·      Bugünkü şartlarda 270-280 milletvekili çıkarabilen iktidar erken seçime gider mi?
·      Yoksa seçim sistemi değiştirilip, dar bölge sistemine geçilecek mi?
·      Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?
·      Rüşvet ve yolsuzluk fezlekelerinin üstü tamamen örtüldü mü? Yeni fezlekelerle yargı süreci değişecek mi?
·      Seçimler zamanında yapılacaksa Başbakan kim olacak?
·      Muhalefet ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek mi?
·      Eğer muhalif aday seçilirse AKP’de dengeler nasıl etkilenecek?
·      Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra anayasal değişiklik ve başkanlık rejimi tartışmaları tekrar gündeme gelir mi?
·      BDP + PKK “şimdi ne alırsam kardır” yaklaşımıyla özerklik, kanton, anadilde eğitim, yerel güvenlik kuvveti, Kürt Ortak Pazarı gibi söylemlerinde nereye kadar ciddi tavır alır? Yoksa AKP’nin dümen suyunda kalmaya devam eder mi?
Çok uzatmadan burada keseyim.

Bu ve benzeri sorulara net ve kesin cevaplar bulunmadan siyasi riskler ortadan kalkmaz. Limana daha çok var. Pruva rüzgarda fırtınalı denize doğru hızla ilerleyen tekne çok sağlam değil. Kaptan ve mürettebat konusunda tartışmalar devam ediyor.


Kısacası işimiz daha bitmedi. Deniz tutanlar ilaç alsınlar. Yolunuz uzun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme