8 Nisan 2014

Devlet sosyal yardım mı yapmalı yoksa iş mi bulmalı?

Seçimlerin ardından çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Özellikle oy verme işleminin hemen ardından Ipsos’un yaptığı araştırma oldukça aydınlatıcı. Seçmenlerin yüzde 70’inin seçimlerden dört ay önce kararını verdiği anlaşılıyor. Arkasından yaşanan 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk iddiaları oy verme tercihlerini çok etkilememiş.

O zaman başka nedenler aramak lazım. Örneğin ekonomik gelişmeler. Aslında başlı başına büyük bir araştırma konusu olabilecek bir soru.

Toplumun geniş kesimlerini etkileyen merkezi bütçeden ve belediyelerden son dönemde yapılan harcamalara bakarak tartışmalara katkı sağlamak istiyorum.


Önce bir açıklama yapmakta büyük yarar var. Sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri deyince hastalık ve malullük yardımları; yaşlılık yardımı; aile ve çocuk yardımı; işsizlik yardımı ve iskân yardımının yanı sıra SGK’nın açıklarını kapatmak için merkezi bütçeden yapılan transferleri kapsıyor. Sağlıklı bir değerlendirme yapmak için bu kalemler ele alınmalı.

Ancak oy vermek toplumun geniş kesimlerini ilgilendirdiği için, konuya geniş bir tanımlama yaklaşmakta yarar var. Bu bağlamda yukarıdakilere, toplum refahını artıran kamu hizmetleri; sağlık harcamaları; dinlenme, kültür ve din hizmetleri ile eğitim hizmetlerini de ekliyorum.

Harcamaların çoğu sosyal transferlere

2006-12 yılları arasında yapılan toplam 1.848 milyar liralık merkezi bütçe harcamasının içerinde sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri için harcanan para 352 milyar lira. Bu miktar toplam harcamaların yüzde 19’una karşılık geliyor. Genel kamu hizmetleri kaleminden sonra gelen en büyük kalem.

Bu rakam geniş tanımla 779 milyar liraya ulaşıyor. Toplamın yüzde 42’si. Önemli bir miktar.
Gelin bu rakamlara aynı dönemde belediyelerin yaptığı harcamaları da ekleyelim. Ancak burada sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri için harcanan para çok değil; 4,5 milyar lira. Altı yılda yapılan 349 milyar liralık toplam harcamaların sadece yüzde 1,3’ü.

Merkezi bütçe için yaptığım geniş sosyal transferler tanımını belediyeler için de yaparsak 121 milyar liralık harcama yapıldığı ortaya çıkıyor. Bu da toplam belediye harcamalarının yüzde 63 gibi büyük bir orana ulaşıyor.

Şimdi merkezi bütçe ile belediyelerden yapılan sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerini toplayalım. Karşımıza 357 milyar lira gibi bir rakam çıkıyor. Bütçeden ve belediyelerden altı yılda yapılan 2.197 milyar liralık toplam harcamanın yüzde 16’sını geçiyor.

Geniş tanımlı sosyal harcamalar ise 890 milyar liraya ulaşıyor. Toplam harcamaların yüzde 40’ı. Hiç azımsanmayacak kadar büyük bir gider.

İş mi sosyal yardım mı?

Hadi bir de aynı dönemde devlet ne kadar yatırım yapmış bir de ona bakalım. Rakam sizi şaşırtmasın: 287 milyar lira. Rakama merkezi bütçe, mahalli idareler, KİT’ler, döner sermayeler, İller bankası ve SGK dâhil. Yani tüm kamunun yaptığı yatırım bu kadar.

İşte “zurnanın zırt dediği yer” burası. Devlet sosyal devlet mi olmalı yoksa istihdam yaratan devlet mi? Balık yemeyi mi öğretmeli yoksa balık tutmayı mı?

“Bu ülkede kapitalist pazar ekonomisi uygulanıyor. Devlet ne yatırımı yapacak?” diye soranlara bir kaç soru sorayım: Kapitalist devlet bu kadar çok sosyal yardımı neden yapar? Kaynakların dağılımını piyasa mekanizması yapacaksa kamu neden borçlanarak bu kadar çok para harcar? Neden istihdamı teşvik etmeye, fakirliği kalıcı olarak azaltmaya değil de yoksulluğu devam ettirmeye çabalar. Bölgesel kalkınmaya, yeni teknolojilerin kullanımına ve ARGE’ye daha fazla kaynak ayırmaz?


Bana göre cevabı basit. Seçimlerde daha fazla oy alabilmenin bilinen en kolay yöntemi bu olduğu için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme