29 Temmuz 2017

Asya Krizinin 20. yılında ekonomide sıcak paracıların hakimiyeti

Klasik söylemdir; “yıllar ne çabuk geçiyor?” Aradan 20 yıl geçmiş. Tayland’da başlayan Kriz, G. Kore, Endonezya derken dünyayı etkilemişti.
Üzerinde çok bilimsel çalışma yapıldı. Nedenleri araştırıldı. Hatırlayın, adı geçen ülkelerde enflasyon düşüktü. Bütçe açığı yok denecek kadar azdı. Politik istikrar istemediğin kadardı. Diktatörlerin varlığı, “istikrara yaradığı için (?!)” görmemezlikten geliniyordu. Doğrudan yabancı sermaye, sanayiye olduğu kadar dış ticarete açık olmayan inşaat sektörüne de yatırım yapıyordu. Kısacası herkes halinden memnundu. Ortalık güllük gülistanlıktı.
Ancak bir sorun vardı: Dolara sabitlenmiş kur sistemi. Düşük uluslararası rezervlere rağmen ülke kurları dolara bağlanmıştı. Dışarıdan para geldiği sürece sorun olmadı.
İçeride ekonomide büyüyen sorun göz ardı edildi. Görmemezlikten gelindi. Özel sektör bilançolarında hem kur hem de vade uyumsuzluğu artmaya başladı. Kısa vadeli dövizle borçlanan özel sektör uzun vadeli yatırım yaptı. Uzak Doğu ekonomilerinde krediler, tüketim şişti ve varlık fiyatları balon yapmaya başladı. Aşırı döviz girişi yerel paraları değerlendirdi, ithalat ucuzladı cari açık büyüdü.
Ama her şeyin bir sonu olduğu gibi, gün geldi dolar değirmeninin de suyu kesilmeye başladı. Yerel paralara baskı oluştu. Önce Tayland parasını devalüe etti. Ardından diğerleri. Kur ve vade uyumsuzları kendini gösterdi. Ortalık toz dumana döndü.
IMF her zamanki gibi olayın nedenlerine büyük hissedarların penceresinden baktı. Sorun serbest olmayan kur sistemiydi. Eğer kur rejimi öyle olmasaydı sorunlar yaşanmayacaktı.
Hatta 1999 yılında Türkiye ile “İstikrar Programı” yaparken bu görüşü dile getirdi. Ama başta bankalar olmak üzere, ekonomideki büyük açık pozisyonlar nedeniyle, tam serbest kura aşamalı geçişin daha doğru olacağı düşünüldü. 2001 Krizinden sonra zorunlu geçişin sonuçlarını hepimiz biliyoruz.
O yıllarda artık Çin ve birkaç ülke dışında hiçbir yerde serbest olmayan kambiyo sistemi (sermaye hareketleri) kalmadı.
Dövizin sahipleri artık mutlu ve gelecekten umutluydular. Ne kadar mutlu olduklarını birkaç rakamla açıklamaya çalışayım. BIS (Bank for International Settlements) rakamları bu konuda çok şey anlatıyor.
Dünyada günlük ortalama döviz işlemi rakamı 1995 yılında 1,6 trilyon dolarmış. Bu rakama spot ve türev dahil. 2016 sonunda tezgâh üstü piyasalardaki döviz işlemlerinin toplamı 6,5 trilyon doları geçmiş. Yılda 250 iş günü olduğunu düşünürsek, 1,625 trilyon dolar eder. İnanılmaz bir rakam. (Toplamın sadece 1,7 trilyon dolarlık kısmı spot döviz alım satımı. Diğerleri türev ürün.)
İşlemlerin yüzde 57’si New York ve Londra piyasalarında yapılıyor. Aglo-Saksonlar piyasaya hâkim. Bunun arkasındaki neden de bireysel emeklilik fonlarında biriken trilyonlarca uzun vadeli kaynak.
Dünya, doğal olarak, 20 yıl önceki dünya değil. Her şey gibi o da değişiyor. Ekonomik değişimin en önemli yanı, böylesi devasa döviz işlemlerinin, bizim gibi gelişmekte olan ekonomilere etkisi. En kısa özet, borçluluktaki inanması zor artış. 1999 yılında gelişmekte olan ekonomilerdeki borçların toplamı, milli gelirlerinin yüzde 136’sı kadarken, 2017 Mart’ında bu oran yüzde 216’ya çıktı. Dahası borçların çoğu dışarıdan alınmış, dövizli borçlar.
Dolayısıyla artık bu ülkelerin çoğunda, ekonomiyi yönlendirmede hükümetler değil sıcak paracılar daha etkin. Sıcak paracılar için öncelik olan kur istikrarı, ekonomide her şeyin önüne geçmiş durumda. Onların beklentisine ters düşen politikaları, örneğin faiz politikasını, izlemenin maliyeti çok yüksek.
Artık birçok ülke ve hatta IMF, sıcak paranın akılcı yönetimi konusunda arayışlar içinde. Egemenliğin tekrar meclislere, hükümetlere dönmesi için seçenekler tartışılıyor, üretiliyor.

Biz hariç!

4 yorum:

  1. Sizin dediğiniz gibi borç alan emir alır!

    YanıtlayınSil
  2. Elin şeyiyle gerdeğe girenin çocuğuda elin olurmuş.yazık.

    YanıtlayınSil
  3. Elinize sağlık çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş

    YanıtlayınSil
  4. Gelinen iktisâdi sonuç, târihi gelişimi ile birlikte, ancak bu kadar net ve güzel özetlenebilir, açıklanabilirdi.
    Aklınıza, elinize sağlık. Teşekkürler.

    YanıtlayınSil