7 Ocak 2017

Merkez Bankası faizi ile piyasa faizi arasındaki fark açılıyor

Önceki yazımda, enflasyon ve dolardaki yükselişe değinerek, ekonominin üçüncü makro değişkeni faizlerdeki belirsizliğin arttığını belirtmiştim.

Faiz kapitalist ekonominin önemli bir değişkeni. Nereden bakarsanız bakın son yıllarda halkın çok geniş bir kesimini doğrudan ilgilendiriyor. Çok borçlu olduğumuz için, faiz deyince çoğumuzun aklına öncelikle kredi faizleri geliyor. Birikimi olanlar mevduat faizlerini izliyorlar.

Sokaktaki insan için çok bilinmeyen bir faiz daha var. T.C. Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizine bağlı olan ve diğer faizler üzerinde belirleyici etkisi olan Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (TCMB AOFM).

Bilindiği gibi TCMB politika faizini bir bant içinde belirliyor. Alt ve üst bant (%7,25-8,5) arasında hareket ederek piyasaya para veriyor veya çekiyor.

Bu kaynak bankalar için hayati öneme sahip. Tamam mevduat topluyorlar, diğer bankalardan borç alıyorlar, öz kaynaklarını kullanıyorlar. Ama yetmeyince TCMB’den kaynak sağlıyorlar. Toplanan bu fonlarla, genel olarak, kredi verip, devlet iç borçlanma senedi (DİBS) satın alıyorlar.

Belirtmemde yarar var. Özelikle sıkıntılı zamanlarda, bankalar için TCMB fonları belirleyicidir. Çünkü bir banka çeşitli kaynaklardan fon sağlar kredi dağıtıp, DBS alırken en temel varsayımı başı sıkıştığında TCMB’ye gidip oradan borç alabileceğini varsayar (Son para verme mercii). Dolayısıyla bankalar, borç verme faizlerini (maliyetlerini) hesaplarken TCMB fonlama maliyeti önemli bir göstergedir.

Bahsedilen kaynağın büyüklüğü hakkında bir fikir vermesi için rakamlara göz atalım. TCMB, bankalara; 2 Ocak 2015 tarihinde 42,5 milyar lira; 4 Ocak 2016 tarihinde 94,1 milyar lira; 24 Aralık 2016 tarihinde 125,9 milyar lira ve en son olarak, 3 Ocak 2017 tarihinde 86,8 milyar lira fon sağlamış. Az para değil. Dahası fonlama miktarı, 2 yılda iki kat artmış.

Aynı dönemde TCMB AOFM, yüzde 8,5’lar düzeyinden bir ara yüzde 9’lara çıkmış. 15 Temmuz sonrasında, TCMB bankalara kolaylık sağlamak için doğru bir adım atmış, AOFM’ni yüzde 8’lerin altına indirmiş. Son günlerde, yükseltilen faizlere bağlı olarak, yüzde 8,3 civarlarında seyrediyor.

Buraya kadar her şey normal.

Ancak aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi, piyasalardaki önemli göstergelerden biri olan Hazine gösterge tahvil faizlerini ekleyince bir şey göze çarpıyor. Hazinenin borçlanmak için ödediği faiz ile TCMB AOFM arasındaki fark (spred) açılıyor. Ekonomik konjonktüre bağlı olarak, arada belli bir farkın olması normaldir.

Dikkat çeken husus, Ekim 2016 sonrasında farkın açılmaya başlaması. Bu tarih Moody’s in Türkiye’nin uluslararası kredi derecelendirme notunu düşürdüğü tarih. Aynı dönemde kurlar da yukarı doğru hareketlendi. Anlaşılan o ki TCMB hem ekonomideki faiz düzeyini yükseltmemek hem de Hazine’nin borçlanmasına biraz olsun yardımcı olabilmek için faiz bandını çok değiştirmemiş.  Böylelikle AOFM’ni çok yukarı çekmemiş.

Bununla beraber, ortam pek Banka’nın istediği yönde değil. Piyasadaki risk beklentileri TCMB’ye çok uymuyor. Dolayısıyla piyasa faizlerinin yönü yukarı doğru. Gösterge DİBS faizi yüzde 11’i geçerken, yüzde 8,3 civarındaki TCMB AOFM ile arasındaki fark açılıyor. Aradaki fark yüzde 30’lar düzeyinde. Eğer bir banka, bugünlerde tüm DİBS portföyünü TCMB’den fonlayarak alabilse, güzel getiri elde edebilir.

Kısacası, bir yandan kurlar diğer yandan enflasyon ve piyasadaki faizler Merkez Bankası için hayatı zorlaştırıyor.


Son söz: Zorluklardan korkup kaçan, eninde sonunda onun içine düşer. (Gasson)

Kaynak: TCMB 

1 yorum:

  1. Bankalar icin cok onemli bir kaynak hocam muthis bir gelir kapisi bence. uyguluyorlar mi bilmiyorum ama bildiginiz gibi carry trade diye birsey var. MB negatif reel faizle bankalara boyle bir imkan veriyor. Alacaklari tl yi dolara cevirip hem pozitif reel faiz hemde dolarin deger kazanmasindan dolayi iyi bir gelir elde edebilirler. Belkide dolar bu yuzden deger kazaniyordur. Bir kisir dongu olusmus durumda. MB faizi en az 500 baz puan yukseltmeden bu dongu kolay kolay degismez.

    YanıtlayınSil