4 Ocak 2017

Dış borç stokunun dolara etkisi

Önce yıllık enflasyon beklenenden yüksek çıktı. Nedenleri hakkında görüş belirtenler, önemli etken olarak döviz kurlarındaki yükselişi gösteriyorlar. İthalata bağımlı hale gelmiş ekonomide için çok normal bir sonuç. Kur yükseldikçe, önce maliyetler, ardından enflasyon yükseliyor.

Ardından aynı gün sonra dolar yeni bir rekora imza attı. Her arayan aynı soruyu soruyor: “Nereye kadar çıkar?” Cevabı bilen olduğunu sanmıyorum. Sadece tahmin yapanlar var.

Enflasyon ve dolar yükselmeye devam ederse, yakın gelecekte, faizler üzerindeki baskı gündeme gelecek.

Tüm bu gelişmelerin ardındaki neden, üzerinde sıklıkla durduğum gibi, ekonominin bu kadar dolarize olması. Dolarizasyonun artışının bir nedeni dış borçlanma diğeri de şirketlerin içeriden TL yerine dövizle borçlanmaları.

İsterseniz gelin verilere biraz yakından bakalım.

Hazine Müsteşarlığı 1989-2016 Eylül dönemi, Türkiye’nin dış borç stoku verilerini yayımladı. 1989 yılında yaklaşık 44 milyar dolar olan toplam dış borç, geçen Eylül’de 417 milyar dolara yaklaşmış. Artış oranı yüzde 848 gibi çok yüksek bir oran.  Hızlı yükselişin arkasında 1994, 2001 ve 2009 yıllarında alınan dış borçların etkisinin olduğunu belirtmek lazım.

Dış borçlar yıllar boyunca çoğalırken, ilk dikkati çeken şey, kriz yıllarından sonra dış borçlanmada görülen artıştır. 1994 yılında toplam dış borç 68,7 milyar dolar iken 2000 yılında 118,6 milyar dolara ulaşmış. 2001’de borç stoku 113,6 milyar dolara düşmüş, 2008 yılında 281 milyar dolar olmuş. Küresel kriz sırasında 261 milyar dolara düşen dış borç stoku, Eylül 2016 itibariyle 418 milyar dolara yaklaşmış.

Dış borç stokundaki diğer bir gelişme dağılımda görülüyor.

Aşağıdaki grafikte, toplam borçların dağılımı; kamu, bankalar (kamu bankaları dâhil) ve şirketlerin toplam içindeki payı yer alıyor. ( Hesaplara, TC Merkez Bankası’nın ve fonlar ile bankalar dışındaki finansal kuruluşların borçları dâhil edilmediği için toplam yüzde 100 ‘e ulaşmamaktadır).

2001 Krizi öncesinde ağırlıklı olarak kamu dış borç almış. Verilerin kapsadığı dönemin başında toplamın yüzde 64’ü kamuya ait iken, dönem sonunda bu oran yüzde 21’e düşmüş. 2001 Reformları ile önce finansal sektördeki sıkıntılar giderilmiş, ardından büyümeye geçen ekonomi ile şirketler kesimi de bilançolarını düzeltme şansı bulmuş. Diğer bir deyimle yabancılar için daha rahat borç verilebilecek ortam oluşmuş.

Yanı sıra Kambiyo rejiminde 2009 yılında yapılan değişiklikle, içeride daha fazla borç verebilecek bankalar da dış borçlanmalarını hızla çoğaltmışlar. 1989’de yüzde 18 olan banka ve şirket dış borç toplamı, geçen yılın 3. Çeyreği sonunda yüzde 74’e yaklaşmış.

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere, kamunun dış borcunu azaltması ülkenin borç stokunun azaldığı anlamına gelmiyor. Bileşik kaplar gibi, bir yanda borçlar çok fazla artmazken özel sektördeki büyüme ekonominin dolarize olmasına yol açıyor.

Doların rekor kırmasının arkasında, alınan borçları geri ödemeler için gereken dövizin nereden bulunacağı endişesi de var.

Ama artık sorun sadece döviz değil. Yanına enflasyon da eklenecek yönünde yorumlar çoğalmaya başladı. Ekonominin üç ana değişkeni olan; kurlar, fiyatlar ve faizlerdeki belirsizlikler artıyor. Bu da önünü net göremeyen doğrudan yatırımcının kararlarını olumsuz etkiliyor.

Büyümenin ve dolayısıyla işsizliğin daha fazla olumsuz etkilememesi için ekonomik ve siyasi belirsizliklerin ivedilikle giderilmesinde büyük yarar var.



Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme