30 Ocak 2014

Dövizdeki hareket neden durulmuyor?

Normalde evde TV seyrettiğimiz gece saatlerinde ekonomi haberleri seyretmeye başladık. Bazen TC Merkez Bankası’nın olağanüstü toplantısını bazen de FED’in açıklamasını bekler olduk.

Dışa açık bir ekonomi için döviz dengesi önemlidir. Hele bir de yüksek cari açık veriyor, dövize olan talep az değilse, dövizle ilgili gelişmeleri daha yakından izlemek gerekiyor.


Bu arada küçük bir hatırlatma yapmama izin verin. Ekonomide bir malın fiyatını arz ve talebi belirler. Kur dövizin fiyatıdır. Arz eden FED veya ECB. Yani onların kararlarına müdahale olanağımız yok. Eğer para musluklarını kısıyorlar, arzı azaltıyorlarsa, biz de ne yapıp edip talebi azaltmak zorundayız. Aksi halde döviz fiyatlarının (kurun) yukarı gidişini engelleyemeyiz.
Talebi kısamayınca, arzın azalmasını engellemek için gelen dövize ödenecek yüksek getiriyi sağlamak, faizleri yükseltmek zorunda kalırsınız. Bugün yapılmaya çalışılan da budur.

Peki, talep neden bu kadar yüksek?

Bu sorunun cevabını Merkez Bankası’nın her ay yayımladığı Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerinden bulabiliriz. UYP Türkiye’nin döviz varlıkları ile yükümlülüklerinin stokunu gösterir. Aradaki fark ülkenin net döviz pozisyonunu verir. Yükümlülükler varlıklardan fazla ise, ülkenin döviz pozisyonu açığı vardır.

Bu veriler, döviz şoku olursa ilk önce ve en fazla hangi sektörlerin etkileneceğini anlamak açısından önem taşırlar. Literatürde döviz şoku, döviz akımlarında ani duruşu ifade eder. Bugün için ani bir duruşun söz konusu olmadığını belirtmemde yarar var. Ama arz azalıyor.

Aşağıdaki tablo, 2002 – Kasım 2013 itibariyle sektörler ve toplam olarak döviz pozisyonu açığı, ülkedeki sıcak para stoku ile milli geliri içeriyor. Son sütün ise iki dönem arasındaki değişimi gösteriyor.

Anlaşılacağı üzere, merkezi yönetim ile hanehalkı ile şirketler kesimini içeren diğer sektörlerin döviz açıklarında aşırı artışlar yok. En yüksek artış bankalarda. Özellikle son dönemde dışarıdan yüklü miktarda döviz borçlanmışlar. Diğer bir deyimle cari açığı getirdikleri dövizle finanse etmişler.

Buna karşılık, büyüklük olarak en fazla açık hanehalkı ve şirketler kesiminde. 300 milyar dolara yaklaşmış. Açık hesaplanırken, şirketlerin ve hanehalkının bankalarda bulunan döviz tevdiat hesaplarının varlık olarak ele alındığını belirtmemde yarar var.

Dolayısıyla, arz azalıp kurda bir hareketlenme, ilk ve en fazla tepkiyi, talebi açığı büyük olan bu sektör veriyor.

Madem döviz dengesi dedik, bu dövizin geldiği kaynağa, sıcak para stokundaki değişime bir bakalım. 2002 yılı sonunda 39 milyar dolar kadar olan sıcak para stoku, 2013 sonuna doğru 297 milyar dolara çıkmış. Artış yaklaşık sekiz kat kadar.

Gelen dövizle ne yapmışız? Öyle ya bu kadar sıcak para gelmiş, sektörlerin döviz açıkları bu kadar çoğalmış. Peki, 11 yılda ekonomi kaç kat büyümüş? Rakam öyle beklendiği kadar büyük değil, sadece 3,6 kat.

O zaman şu soruyu sorabiliriz; “Dışarıdan bunca döviz elde eden ekonomi neden aynı oranda büyümüyor acaba?” Aslında cevabı basit. Gelen para üretime değil; borçlanmaya, tüketime, ithalata harcandı. Kısacası yabancılar kendi mallarını satın almamız için bize borç verdiler.

Şimdi morfine alışmış hastanın tedavi yöntemlerini tartışıyoruz.


SICAK PARA, MİLLİ GELİR VE ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONUNDAKİ (UYP) ARTIŞ
Milyar Dolar
2002
2013 Kasım
Artış
Merkezi Yönetim
-55,0
-125,4
2,3
Merkez Bankası
7,5
131,1
17,5
Finansal Sektör
2,5
-126,2
50,5
Diğer Sektörler (Şirketler + Hanehalkı)
-40,4
-296,2
7,3
TOPLAM NET UYP AÇIĞI
-85,4
-416,7
4,9
Geniş Tanımlı Sıcak Para
38,7
296,9
7,7
Dar Tanımlı Sıcak Para
31,5
266,0
8,4
GSYH (2013 OVP Tahminidir)
230,5
822,0
3,6

2 yorum:

  1. Saniyorum bireysel olarak ustumuze dusen; ayagimizi yorganimiza gore uzatmamiz, mumkun oldugu kadar TL yi kullanmamiz, uretmeden para kazanma hayali kurmamamiz ve ulkemizin icinde bulundugu durumu her ortamda anlatmamiz gerekiyor

    YanıtlayınSil
  2. İnsanların ortak yanı tüketimdir. Onun sayesinde yaşarlar. Üretmek ve onun için mücadele etmek sadece eğitimlilerin kafa yorduğu bir alandır. Bir toplumun eğitim düzeyi Ne kadar çok yükselirse, üretime, teknoliye verdiği önem o kadar artar.

    YanıtlayınSil