11 Ocak 2014

Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin net brüt ayırımı

Dışa açık ekonomilerde merkez bankaları döviz biriktirmek zorundadırlar.

Örneğin petrol ithalatçısına döviz yok demenin ne anlama geldiğini bizim nesil iyi hatırlar. Hey gidi günler hey. 1979 yılında Ankara’da deposunu doldurduğum arabaya Samsun’a kadar benzin bulamamıştım. Samsun’da park etmeye yetecek benzin kalmayınca arabayı iterek park etmiştik.

Dışa açıklık sadece dış ticarette değil, kambiyo işlemlerinde de önemli.

1989 yılında kambiyo rejimi bir gecede serbestleştirildi. O güne kadar insanların cebinde bir ABD doları taşıması yasakken aniden tüm döviz işlemleri serbest oldu. Yüksek enflasyon nedeniyle zaten Türk Lirası kullanmaktan hoşlanmayan ekonomik birimler hızla dolara yöneldiler. Alış verişe döviz hâkim olmaya başladı. Artık kamu ihalelerinde bile Türk Lirası değil döviz üzerinden teklifler alınıyordu.

Ekonomi, ne yazık ki, bu yapısal değişikliğe hazırlıksızdı. Özellikle kamu açıkları ve bankacılık sisteminin döviz pozisyonu açığına çözüm bulunmamışken ekonomi tamamen dışa açıldı. Diğer bir deyimle daha mendirek duvarları yapılmayan liman, kruvazör turizmine açıldı. Fırtına çıkınca dev gemi limana yanaşamadı.

Sonuç, önce 1994 Krizi, ardından küçük krizler ve sonrasında 2001 çöküşü.

Yeniden yapılanma programıyla yapısal önlemler olabildiğince hayata geçirildi. Ama o güne kadar dalgalı olmayan döviz kuru, serbest dalgalanmaya bırakıldı. Bundan amaç zaten azalmış olan döviz rezervlerinin tamamını kaybetmemekti.

Ekonomiye güven gelince bıyıklı ve bıyıksız yabancılar dışarıdan para getirmeye başladılar. TC Merkez Bankası da bu ortamın doğal bir sonucu olarak döviz rezervlerini artırmaya başladı.
Aşağıdaki tabloda yıllar itibariyle TCMB’nin net ve brüt döviz rezervleri görünüyor. Görüldüğü gibi ilk hareketten sonra 2005-2007 arasında, dünyadaki döviz bolluğundan yararlanarak Merkez Bankası’nın döviz biriktirme performansı iyi.

Ancak net döviz rezervlerinde 2010 yılından sonra bir azalma eğilimi gözleniyor.

Bu arada brüt ve net arasındaki fark şu. Net TCMB’nin kendi birikimi. Diğer bölümü, Merkez Bankası, bankaların rezerv ihtiyaçlarının bir kısmını Türk Lirası yerine döviz olarak tutma hakkı tanıyor ve onlardan döviz topluyor ve brüt rakama ulaşılıyor. Başka bir deyimle, rezervlerin büyük bölümü bir anlamda bankalardan alınan borç. Eğer bankalar parasını geri isterse Merkez Bankası dövizlerini onlara geri vermek durumunda.

Dolayısıyla Merkez Bankası’nın kendine ait net rezervleri 2013 sonu itibariyle 48 milyar dolar kadar.

Şimdi sorun şurada. Dışarıda dövizin azaldığı bir dönemde bizim rezervlerimiz azalıyorsa, sonucu ne olur? Cevabı basit. Eğer başka önlemler alınmazsa döviz kuru yükselmeye devam eder. Merkez Bankası da artışın hızını dizginleyebilmek için rezervlerinden döviz satışı yapar.

Ama nereye kadar?

Bunun da bir sınırı var. Net döviz rezervlerindeki erime hızlanmaya ve yabancılar endişelenmeye başlayınca bu hareket sona ermek zorunda.

Yoksa sonrası Allah kerim.

Tablo: TCMB Uluslararası Döviz Rezervleri (Milyar Dolar)

ULUSLARARASI REZERVLER

DEĞİŞİM (%)
YILLAR
NET
BRÜT
NET
BRÜT
2001
-2,7
19,9


2002
11,4
28,3
520,9
42,0
2003
16,8
35,3
47,5
24,7
2004
20,3
37,6
20,8
6,7
2005
37,3
50,2
83,6
33,5
2006
45,5
60,7
22,1
20,8
2007
56,6
74,7
24,3
23,0
2008
56,9
72,9
0,7
-2,3
2009
57,3
74,8
0,6
2,6
2010
63,3
86,0
10,5
14,9
2011
50,6
87,8
-20,1
2,2
2012
53,6
122,1
6,0
39,0
2013
48,3
132,9
-9,9
8,8

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme