26 Ocak 2014

Bu gidişi teknisyenler değil siyasetçiler durdurabilir

Ekonomi çok zor günlerden geçiyor. Yaşananlara türbülans diyen de var kriz diyende. Tanımı ne olursa olsun acilen bir dizi çözüm üretmek gerekiyor.

Çözüm deyince aklınıza hemen para ve maliye politikası gelmesin. O alanlarda yapılacaklar zaten uzun bir liste oluşturmuştu. Artık onlara bir de hukuk, yargı, emniyet, ordu, istihbarat, eğitim, sağlık alanlarında yapılacaklar eklendi. Kısacası devlettin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Devleti çetelerden temizlenmek, rüşvet ve yolsuzluk yapanları hemen cezalandırılmak lazım.


Sadece ceza yetmez. Önemli olan rüşvet ve yolsuzluk mekanizmalarını, sistemlerini ortadan kaldırmak. Yoksa “onlar yapıyor biz yapmayacağız” diyerek, caka satarak çözüm olmuyor. Gücü az olan büfe dağıtıyor çok olan devasa kamu ihalesi. Ama esas aynı; devletin imkanlarını yandaşlara ve yakınlara peşkeş çekmek.

Çözümün nasıl olacağı konusunda sözü, geçenlerde Cumhurbaşkanlığı Devlet Kültür ve Sanat Büyük Ödülü kazanan Daron Acemoğlu’na bırakmak istiyorum. “Ulusların Düşüşü” adlı kitabından uzun bir alıntı yapacağım.

“Her toplum, devlet ve yurttaşların ortaklaşa belirleyip uyguladığı bir dizi ekonomik ve siyasal kurallarla işleyişini sürdürür. Ekonomik kurumlar eğitim görmek, tasarruf edip yatırım yapmak, yeni teknolojiler geliştirmek ve hayata geçirmek vb. için gerekli ekonomik teşvikleri düzenler. İnsanların yaşamlarını hangi ekonomik kurumlarla sürdüreceğini belirleyen siyasal süreçtir. Bu sürecin nasıl işleyeceğini belirleyen ise siyasal kurumlardır. Örneğin, yurttaşların siyasetçileri kontrol edebilmelerini ve davranışlarına etkide bulunabilmelerini belirleyen, bir ülkenin siyasi kurumlarıdır. Bu da karşılığında siyasetçilerin -mükemmel olmasalar bile - yurttaşların temsilcisi mi oldukları  yoksa servet edinmek ve yurttaşların çıkarlarına aykırı düşen kendi çıkarlarının peşinden koşmak için onlara emanet edilen – ya da gasp ettikleri – gücü istismar mı ettiklerini anlaşılır kılar. Siyasal kurumların kapsamına – bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla – yazılı anayasa ve ülkenin bir demokrasi olup olmaması da dahildir. “ [1]

Acemoğlu girişimciliğin önemine vurgu yaparak, gelişmiş ekonomilerde başarılı girişimcilerin  hangi ortamda iş yaptıklarını anlatarak devam ediyor:

“Bu girişimciler rüya projelerinin hayata geçirilebileceğine başından beri güven duyuyorlardı. Kurumlara ve bu kurumların  meydana getirdiği hukukun üstünlüğüne güvenleri tamdı ve mülkiyet haklarının emniyetinden endişe etmiyorlardı. Son olarak siyasal kurumlar istikrar ve sürekliliği güvence altına aldılar. Her şeyden önce bir diktatörün iktidara gelip oyunun kurallarını değiştirmeyeceğinden, varlıklarına el koymayacağından, hapse atmayacağından ya da yaşamlarını ve geçimlerini tehdit etmeyeceğinden emindiler. Ayrıca toplumdaki hiçbir özel menfaatin hükümeti ekonomik bakımdan felaketlerle dolu bir yöne sürüklemeyeceğinden de emindiler; siyasal güç hem sınırlandırılmış hem de yeterince geniş bir biçimde dağıtılmış olduğundan refah için teşvik sağlayan bir dizi ekonomik kurum oluşabilmişti.”

Yukarıdaki satırları sadece içeride yaşananlara bakarak değerlendirmeyin.

Bölgede Suriye, Irak, Mısır siyasi olarak karmakarışık halde. Dünyada yükselen piyasalarda ekonomik dalgalanmalar yayınlaşıyor. Yaşananları 1990’lardaki Krize benzetenler bile var.

Ne olursa olsun çok geç olmadan durumu fırsata çevirebilmek için devlet adamı olmanın, seçimlerdeki kısa vadeli siyasi çıkarları ivedilikle unutup, iktidarıyla muhalefetiyle bir araya gelmenin zamanıdır.



[1] Alt çizgiler bana aittir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme