Önce geçen hafta
basında yer alan haberi hatırlatayım.
13. Aralık.2017
tarihli Yeni Şafak: “Borç batağına düşenler müftüye koştu.
Güneydoğu Anadolu’da taziye çadırlarında, 3 gün öğle ve akşam yemeği veriliyor.
Taziye yemekleri için kişi başı 7-15 TL fiyat çıkaran yemek fabrikaları bile
açıldı. Ancak taziye evi maliyeti için kredi çeken acılı ailelerin artmasıyla
halk çareyi müftülüğe koşmakta buldu.”
Okuyunca
çarpıldım. Düşünsenize bankadan kredi çekeceksiniz, yemek fabrikasına yemek
ısmarlayacaksınız. Günlerce misafir ağırlayacaksınız. Niye? Size başsağlığına
geleneler aç kalmasın yemek yesin diye. Tahminim çevrede aileyi tanıyan,
tanımayan herkes taziye evine koşuyordur. Kabul edelim ki, bir öğlen bedava
yemek, çoğu insan için hatırı sayılır bir ikramdır.
New York’tan,
Londra’dan dövizle borç alan yerli banka, Diyarbakır’da, bir İslami gelenek
olan taziye çadırı için faizli borç veriyor. Biri bana sorsa “neokapitalizm-
finansallaşma nedir?” dese. Bu kadar güzel anlatamazdım.
İzninizle diğer
örnekleri de vereyim sonra konuyu biraz daha açayım.
HAKAN ÖZYILDIZ