DTH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DTH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2019

Döviz Tevdiat Hesapları ve futbol

Bazen kendime sormadan edemiyorum; “Bizim yerliye karşı bir alerjimiz mi var?”
Nerden çıkardın demeyin. 
Geçen gün gazetede bir haber vardı. Türkiye Kupası yarı final maçına çıkan Galatasaray’ın ilk on birinde hiç Türk futbolcu yokmuş. Adına bakıp aldanmayın. Maç Malatya’da ama sahada sadece 4 Türkiyeli futbolcu var. Onların da hepsi EY Malatyaspor’da.
Milyonlarca dolar para verip getirilen yabancılara bakınca bir kalite, bir futbol bilgisi, bir sportmenlik arıyor insan. Nerdeeee? Çoğu ununu elemiş, ipini sermiş yaşlı futbolcular. Futbol oynamaktan bıkmışlar. Emekliliğe hazırlanıyorlar. Biraz para biriktirip ülkelerine dönmek için gün sayıyorlar.
İyi niyetli olanlar da geldiklerinden birkaç hafta sonra, bizim ligin eyyamcılığını, adam kayırmacılığını, “VAR”sızlığını görünce oynamayı bırakıyorlar. Sadece büyük takımların maçlarında biraz efor sarf edip günlerini geçiriyorlar.

28 Mart 2019

Ekonomide son günlerde yaşananlar ve milli paraya sahip çıkmak


Bir haftadır ekonomide yaşananları anlamak kolay değil. Bazıları dış güçlerin seçimleri etkilemek istediğini iddia ediyor. Olaya bu zaviyeden bakınca, anlamak ve anlatmak kolaylaşıyor.

Evet, her teknik ve ekonomik olayın mutlaka bir politik yanı vardır. Ama siyaset teknik gelişmelerin neresinden sonra etkendir? Bunu çok iyi değerlendirip, kararları ona göre almak önemlidir.

Yaşadıklarımızın tek nedeni var: Sermaye hareketlerinde tam serbestlik ve ekonominin aşırı dolarize olması. Bu bir haftalık bir olay değil. Ağustos 1989’tan başlayan ve 2009’dan sonra hızlanan bir gelişme.

İşin siyasi değerlendirmesini ilgilerine bırakıp, teknik yanını anlamaya çalışalım. Bunun için yerlilerin yılbaşından bu yana hızlanan döviz talebine bakmamız lazım.

Şirketlerin döviz almasının nedeni, dış borç taksitlerini ödemek ve ithalat yapmak.  

Peki, hanehalkının döviz talebi neden artırdı? Bunun bir açıklaması düşen mevduat faizleri olabilir. Enflasyonun altına düşen mevduat faizlerinden hoşlanmayanların paralarını dolara, Euro’ya yatırdığı söyleniyor.

Öte yandan hanelerin artan döviz talebini karşılamak için bazı bankaların, piyasaya yoğun döviz arz ettikleri konuşuluyor. Böylelikle kısmen dizginlenen döviz talebinin devam edeceğini gören spekülatörlerin, swap işlemleri aracılığıyla dövize talebi daha da tetikleri iddia ediliyor.

Olabilir. Ben hareketin ilk başlangıcı olan hanelerin döviz talebine biraz daha geriye giderek, farklı bir açıdan bakmak istiyorum.

Aşağıda sizler için bir tablo hazırladım.

11 Mart 2017

Milyonerler yabancı bankaları tercih ediyor

Bankacılık, tasarrufu olanların parasını kredi ihtiyacı olanlara aktarmaksa, bu topraklarda her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bir yandan dünyada yaşanan gelişmeler diğer yandan içerideki sosyo-ekonomik dengelerdeki oynaklıklar günlük iş ortamını güçleştiriyor.
Kredi tarafında yaşananları şimdilik bir kenara koyalım.
Bugün mevduatlar bakalım.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 2005 yılından buyana mevduat bilgilerine mudi sayısını da ekleyerek yayımlıyor. Mevduatın vade ve türlerine göre bakıldığında, ortalama vadenin üç ay civarında olduğunu anlıyoruz. Diğer bir deyimle, mevduat sahipleri (mudiler) eğer bankanın sunduğu şartları beğenmezlerse, üç ay sonra paralarını çekip başka bankaya ve/veya finansal kuruluşa götürebiliyorlar.
Böylesi bir yapıyla, mudiden kısa vadeli mevduat alıp, şirketlere çok uzun vadeli kredi verilemeyeceğini söyleyebiliriz.
Mevduatın diğer bir yapısal sorunu daha var:
2016 yılı sonu itibariyle bankalardaki 1,5 trilyon liralık mevduatın yüzde 54’ü, 120.805 kişi ve kuruluşa ait. Diğer bir deyimle, mudilerin yüzde 0,16 (binde 16)’sı mevduatın yarısından fazlasına sahipler. Neredeyse tam bir oligopolistik yapı. Küçük bir azınlık, mevduat piyasasını şekillendiriyor. Deyim yerindeyse, bankalar bu şirket ve kişileri memnun edebilmek, mevduatları tutabilmek için kırk dereden su getiriyorlar.

25 Ocak 2017

Dolar en çok İç Anadolu bölgesinde seviliyor

Bu topraklarda 1989 yılının Ağustos’una kadar cebinde bir dolar bulundurmak yasaktı. Dış ticaret işi yapmayan şirketler bile hesabında döviz bulunduramazdı.

Gençler bilmiyor olabilir. 12 Eylül’de siyasi yasaklar getirilmişti. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş ve daha birçok siyasetçinin aktif politika yapması askeri cunta tarafından yasaklanmıştı.

Turgut Özal, 1987 yılında yasakların kalkması için referandum kararı aldı. Sonuç çok küçük bir farkla yasakların kaldırılması yönünde oldu. Eski liderler siyasete dönüş yaptılar.

Aynı dönemde, büyüme sorunu yaşayan ekonomide kaynak sıkıntısı kendini göstermeğe başladı. Arayışlar ve dışarıdan gelen baskılar sonucunda, ekonominin alt yapısı yenilenmeden kambiyo rejiminde serbestleştirmeye gidildi.

Önceden cebinde döviz gezdiremeyen halkımız, yüksek enflasyon ortamında parasının değerini korumak için hızla döviz tevdiat hesabı (DTH) açmaya başladı. Sadece hesap açsa belki sorun bu kadar yaygın olmazdı. 1994 ve 2001Krizleri ile özellikle 2009 Krizlerinden sonra fiyatlama, kiralama gibi her alanlarda da dövizi esas alan sistemler yaygınlaştı.

Dolarizasyonun böylesine yaygın olduğu bir ortamda, birileri dövize karşı tavır alır oldular. Ancak nedense döviz karşıtı söylemler genellikle “milliyetçi” diyebileceğimiz çevrelerden geliyor. (Hemen belirteyim gözlemlerim geniş kamuoyu yoklamalarına dayanmıyor.)

13 Nisan 2016

Yeni TCMB Başkanından beklentiler

Merkez Bankası Başkanlarının değişimi hiç bir zaman kolay olmamıştır. Hem bankanın fonksiyonları hem de ekonominin içinden geçtiği dönemler, bu kadar etki yaratmaması gereken bir bürokratik olayın önemini ister istemez artırıyor.

Şartlar bu defa da değişmedi.

Her Başkandan olduğu gibi, yenisinden beklenenler de farklı.

Yasa her şeyden önce enflasyonla mücadele et, enflasyonu düşür, fiyat istikrarını sağla diyor. Yıllardır enflasyon hedeflemesi politikası uygulayan TCMB bu konuda pek başarılı sayılmaz. Belki bu defa enflasyonla mücadelede daha başarılı olunur. Ama başarısızlığın yasal bir yaptırımı olmadığını biliyoruz.

İktidar partisi ile borç içinde yüzen şirket ve şahıslar, enflasyonun değil faizlerin düşürülmesini daha çok önemsiyorlar. Hem de yavaş değil hızlı bir düşüş beklentileri var. Hızlanmanın gereğini savunanlar, ideolojik bakış açılarını geri çekerek, dünyadaki ekonomik konjonktürü neden olarak gösteriyorlar. FED ve ECB sıfır hatta negatif reel faiz uygularken TCMB’nin yüzde 9’lara karşılık gelen uygulamalarını kabul etmiyorlar.

28 Mart 2016

Dikkat dolarizasyon hızla artıyor

Yazılı ve görsel medyada vatan, millet, Sakarya edebiyatı yapanları izlerken, bir fırsat bulsam da; “Madem bu kadar vatanseversiniz, cebinizde neden Türk Lirası taşımıyorunuz?” diye sormak isterim.

Hemen hemen toplumun her kesiminden insanların bankalardaki ve/veya yastık altındaki parasınn büyük bir çoğunluğu döviz. Bunlara ithalat/ihracat/turizmle uğraşan şirketleri de eklerseniz ekonomide birikimlerilerin önemli bir bölümü yerli parada tutulmuyor.

Aşağıdaki Grafik, Aralık 2012 – Mart 2016 arasında yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki döviz tevdiat hesaplarındaki (DTH) gelişmeleri gösteriyor.

Kaynak: TCMB

19 Eylül 2015

Ödemeler dengesi finansmanı biraz daha bozuldu

Temmuz ödemeler dengesi verileri yayımlanınca ekonomiyle, piyasalarla uğraşanların çoğu, cari açığın miktarına baktı. Beklenenden daha küçük açık rakamı gelince olumlu mesajlar, yorumlar, yazılar bir birini izledi. Hepsi Ağustos gelmeden, ağustos böceği gibi şarkılar söylemeye başladılar.

Ben, hemen finansman kalemlerine bakma alışkanlığımdan vazgeçemedim. Geçen yılla karşılaştırma yapmayı, finansman ihtiyacının azalıp azalmadığını, açığın hangi kalemlerle kapatıldığını araştırmaya başladım.

Her ay yaptığım gibi, TC Merkez Bankası’nın yayımladığı ödemler dengesi verilerinden aşağıdaki tabloyu çıkardım.

Sizi rakamlara boğmak niyetinde değilim.

Tabloyu özetleyeceğim:

26 Mayıs 2015

Çok ilginç bir tesadüf: Gümrük Genelgesi ve DTH artışı

Bugün yazım çok uzun olmayacak.

Önce, daha önce bahsettiğim, gümrüklerdeki idari değişiklikle başlayayım.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, 15 Nisan 2015 tarihli bir genelge yayınladı. Hürriyet’in haberine göre, “2013 tarihli bir önceki genelgede yer alan, yolcu yanında yurda giren nakdin “risk analizi/örnekleme” yöntemiyle kontrol şartı, terörün finansmanı, kara para aklama ve Türk Parasını Koruma Kanunu’na muhalefet suçları yönünden savcılığa suç duyurusu bölümleri çıkartıldı. Son genelgede, “Mal ve hizmet ihracat bedeli, transit ticarete ilişkin kazançlar, yabancı sermaye bedeli veya ‘diğer kaynaklardan’ temin edilen nakdin gümrük giriş noktalarından yurda getirilmesi serbesttir. Bu nakdin beyan edilmesi zorunlu değildir, yolcu beyana zorlanamaz”.

Bu uygulamanın nedeni, zamanlaması ve sonuçlarının neler olacağı konusunda uzun yazılar yazılabilir.

Ben böylesi bir şey yapacağıma, biraz tembelliğe kaçacağım. Aşağıda size Merkez Bankası sitesinden yararlanarak hazırladığım bir tablo sunuyorum. Veriler haftalık döviz tevdiat hesaplarındaki gelişmeleri içeriyor.

Değişimi ben hesapladım.

Ne kadar ilginç değil mi?