21 Mart 2016

Helikopterle para dağıtmak ve yaklaşan emeklilik krizi

Ekonomistler arasında “helikopterden para saçmak” diye bir deyim vardır. Ekonomik büyüme tıkanınca, gerekirse merkez bankalarının çok para basıp, helikopterle havadan atması anlamına geliyor. Böylelikle, bankalar aradan çıkarılacak, şirketlere ve insanlara kredi/borç vermek yerine doğrudan para verilecek. Varsayım o ki; havadan gelen para hemen harcamaya gidecek ve talep yaratılarak ekonomiye ivme kazandırılacak.
Sanırım bu fikir, çoğunuza inanılmaz, çılgınca gelmiştir. Ama iş öyle değil. Dünyanın tanınmış iktisatçıları konuyu ciddi ciddi tartışmaya başladılar bile. Okuduklarımdan çıkardığım sonuç, gelişmiş ekonomilerde kredi verilerek alınabilecek yolun sonuna gelindi. Faizler eksiye geçti. Ama çoğu ülkede finansal sistem ve bazı ülkelerde reel sektör etkin olarak çalıştırılamadı.
Çünkü sorun derinlerde. 
Yazılarımda çeşitli defalar değindim. Dünyada yönetilen fonların, çok büyük kısmı özel emeklilik fonları ile sigorta şirketlerine ait. Buna karşılık özellikle gelişmiş ülkeler uzayan ömür ve yaşlanan nüfus nedeniyle hızla ciddi bir emeklilik krizine doğru gidiyorlar.
Çok yeni bir Citybank çalışmasına göre, 20 OECD üyesi ülkenin kamu emeklilik fonlarının açığı yaklaşık 78 trilyon dolar. Bu ülkelerin kamu borçlarının toplamının 44 trilyon dolar olduğunu düşünürseniz, emeklilik sistemi açığının ne kadar büyük bir sorun olduğu daha net anlaşılır. 
Sanayileşmiş ekonomiler son krize kadar, bu soruna çare olarak, borsalar ve tahvil piyasalarına yapılan yatırımları öngörüyorlardı. Ancak 2008 Krizinden sonraki dönemde, aktif hisse senedi fonlarının kaybı yüzde 86’lara ulaştı. Emekliler memnun değil. Tahvil piyasalarında da faizler yerlerde sürünüyor.
Bu bağlamda, ekonomik değişkenlere piyasacı açıdan bakmayan Amerikalı iktisatçılar, FED’in son faiz kararını şiddetle eleştiriyorlar. FED’in piyasa davranışlarına göre değil, makro ekonomik gerçeklere göre hareket etmesi gerektiğini ısrarla belirtiyorlar.
Ne yaman çelişki değil mi? FED finansal değişkenlere değil, ekonominin yapısal gerçeklerine bakabilecek olsa neden böyle davranmasın. Ama finansal sistem, özellikle türev ürünler ve denetlenmeyen banka dışı finansal kuruluşlar ve piyasalar dokunsanız elinizde kalacak durumda.
Böylesi olaylar yaşanırken, son günlerin en ilginç gelişmesi IMF’nin topa girmesi. Geçenlerde “Uluslararası parasal sistemi güçlendirmek” başlıklı bir çalışma yayınladı. Konu hakkında bir uluslararası tartışma başlattığını duyurdu. Tartışmanın ana başlıları; kur sistemleri ve anlaşmaları, uluslararası sermeye hareketleri, rezerv politikaları.
Bu tartışmayı başlatmasının nedeni olarak da uluslararası ticarette gelinen aşama, büyüme sorunları ve en dikkat çekeni, artan eşitsizlik gösteriliyor. Bunlara çare bulunmalıymış. (Para politikasıyla eşitsizliğe nasıl çare bulunacaksa?)
Yukarıda da değindiğim gibi aslı dert başka. Yaklaşan emeklilik krizi. Bir yandan helikopterden para atarak, diğer yandan uluslararası parasal hareketlere kurallar getirilerek yaklaşan krizin yükü dünyaya yayılmaya çalışılıyor. 
Çünkü emeklilerin birikimleri ne kadar yüksek gelir getirirse getirsin, 78 trilyon dolarlık açığı kapatmaya yetmez. Ya emeklilik yaşını 70’lerin üstüne çekecekler ya da açığın yükünü dünyaya yaymak için uluslararası parasal sistemi yeniden yapılandıracaklar.
FED’in de dünya piyasalarını neden gösterip faiz kararı almasının arkasında bu neden var sanırım. Çünkü oralarda yatırım yapan fonların çoğu emeklilerin paralarını yönetiyorlar.
Anlayacağınız, eğer bizim gibi yükselen piyasa ekonomilerinin işleri uyanık davranamazlarsa çok ama çok zor. 

Yaşadığımız olaylara bir de bu bakış açısında bakmaya çalışın. Bakalım ne göreceksiniz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme