21 Aralık 2014

Önümüzdeki dönemde dünya risk haritası

Yılın bu günlerinde, uluslararası yatırım banklarının yıllık değerlendirme ve bir sonraki yıla ilişkin görüşlerini içeren raporlarını yayımlar. Ben de elimden geldiğince bunları okumaya, dünyayı ve Türkiye’yi nasıl değerlendirdiklerini anlamaya çalışırım.

Okuduklarımdan çıkardığım kısa bir özeti başlılar haliyle, aşağıda bilginize sunuyorum:

·      Diğerlerinin yanı sıra, dünya ekonomisini gelecek yıl etkileyecek üç ana konu var.


o   FED’in faiz yükseltme süreci. Nereden bakarsanız bakın, 2008 Küresel krizinden sonraki dönemin sonuna gelmek üzereyiz. Bu Krizin bittiği anlamına gelmiyor. Ama artık bol dolar dönemi bitti. Sakın ECB ve BoJ gibi diğer büyük merkez bankalarının parasal genişlemeye devam edeceği hikayelerine gereğinden fazla önem vermeyin. Çünkü dünya döviz piyasalarında ve diğer uluslararası para ve sermaye piyasalarında doların etkinliği, Euro ve Yen’den kat ve kat fazla. Dolayısıyla etkisi de farklı olacak.
o   Petrol başta olma üzere emtia fiyatlarındaki düşüş. Rusya örneğinde olduğu gibi bir çok ülkede negatif etki yaratacak olan bu değişim, Türkiye gibi emtia ithalatçısı ülkelere nefes alma fırsatı verecek. Ancak, dünya dengeleri açısından bakınca büyümeye etkisinin pozitif olmayacağı düşünülüyor.
o   Çin de büyümenin yavaşlaması. Uzmanların büyük çoğunluğu dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki dengelerin sürdürülemeyeceğini düşünüyor. Dünyadaki ve özellikle Avrupa’daki büyüme sorununun, Çin ekonomisinde yaratacağı etkilere pek olumlu bakmıyorlar. Bazıları işi patlayacak varlık balonlarına kadar götürüyor.
·      Siyasi riskler ise şunlar:
o   Suriye Krizi. Sorunun başta Türkiye olmak üzere bölgeye yayılma olasılığının arttığından söz ediliyor.
o   Filistin sorunu. Yeni bir İntifada hareketinden endişesi olanların sayısı çoğalıyor.
o   İran nükleer görüşmeleri. Eğer yaz aylarına kadar olumlu sonuçlanmazsa, İsrail-İran füze salvolarının başlamasından endişe ediliyor.
o   Rusya ve komşuları. Ukrayna krizine kesin çözüm bulunmadan köşeye sıkıştırılan “Ayı”nın Baltık ülkeleri ve Kafkaslarda yeni olayların çıkmasına neden olabileceğini ileri sürenler var. Bahsedilen yerlerin Türkiye’ye ne kadar yakın olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.
o   Japonya – Çin arasındaki adalar sorunu. Şimdilik buz dolabında.
o   Nijerya’daki Boko Haram saldırıları. Petrol üreticisi ülkede siyasi belirsizlikleri artırabilir.
o   Pakistan ve Hindistan’da yaşanabilecek olaylar. Taliban’dan tutun Mombai’deki (Bombay) terörist saldırılara kadar iki ülkeyi siyasi istikrar açısından olumsuz etkileyebilecek olaylar tırmanabilir.
·      Başka bir raporda şöyle bir risk sınıflandırması yapılmış:
o   Dinsel ve etnik sıkıntılar yaşanabilecek ülkeler: Lübnan, Filistin, Tunus, İngiltere, Nijerya, Mısır ve Fransa.
o   Eşitsizliklerin büyüdüğü ülkeler: İspanya, Yunanistan, Almanya, Arjantin, Fransa, İtalya, Polonya.
o   AİDS ve diğer hastalıklar: Uganda, Tanzanya, Güney Afrika, Kenya, Senegal, Nikaragua, Venezuela.
o   Nükleer silahlar: Japonya, Ukrayna, Türkiye, Nijerya, Şili, Pakistan, Rusya.
o   Çevre sorunları ve kirlilik: Kolombiya, Tayland, Peru, Filipinler, Çin, Vietnam, Nikaragua.

Doğal olarak siz listeye eklemeler veya çıkarmalar yapacaksınız. Belki de, haklı olarak, “Türkiye’nin nükleer silahlarla ne ilgisi olabilir?” diyeceksiniz. Ben okuduklarımı özetlemeye çalıştım. Ancak ekonomik risklerin ciddi olduğunu ben de kabul ediyorum. Siyasi risk değerlendirmelerini size bırakıyorum.


Bu olası gelişmelerin Türkiye’ye etkilerini ayrı bir yazıda ele alacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme