28 Haziran 2014

12 TABLODA TÜRKİYE EKONOMİSİNİN HİKÂYESİ: “EL ATINA BİNMİŞ ÇALIM SATIYOR”

·      Türkiye dışarıdan kaynak gelmezse büyüyemiyor.

    Tablo: 1 Büyüme ve dış kaynak ilişkisi


 Peki, dışarıda para kimde? Yüzde 70’i ABD, İngiltere ve Japonya’da yönetilen bireysel emeklilik ve diğer sigorta fonları trilyonlarca doları yönetiyorlar. Ortalama
vadesi 15 yıl civarına olan parayla bir yandan iç borçlanmalarını ucuza getirirkendiğer yandan dünya para ve sermaye piyasalarını yönetiyorlar.


Tablo 2: Dünya küresel fon piyasası




·      Özellikle 2005 yılından sonraki dönemde yükselen piyasa ekonomilerine yoğun bir sermaye girişi başladı. Yüksek getiri peşinde koşan fonların risk algılamaları değişti. Artık her yıl trilyon dolardan fazla para bu ülkelere akıyor.

Tablo 3: Gelişme yolundaki ülkelere para akışı (Milyar dolar)


·      Türkiye bu rüzgârdan en çok yararlananların başında geliyor. 1996 yılında 32,4 milyar dolar kadar olan geniş tanımlı sıcak para stoku (dar tanımlı stok 21 milyar dolar);  2013 yılında 236 milyar dolara (dar tanımlı stok 205 milyar dolar) yaklaştı.

Tablo 4: Türkiye’deki sıcak para stoku (Milyon dolar)



·      Dolayısıyla Türkiye’nin döviz borçları hızla çoğaldı. Milli gelirin yarısını geçti.

Tablo 5: Türkiye’nin döviz yükümlülükleri (%)




·      Ancak iç piyasalarda faizler ve vade uzatılıp kamu ve şirket borçlanmaları ucuzlatılırken, yükselen piyasa ekonomilerinde yüksek getirinin olmasını şart koşuyorlar. Haziran 2014 itibariyle 2 yıl vadeli kamu kâğıdına en fazla faiz ödeyen ikinci ülke Türkiye.

Tablo 6: Ülkeler itibariyle faiz





·      Bankalar bilançolarının yüzde 15’inden fazlasına karşılık gelen yabancı kaynakla aktiflerini fonluyorlar. Bu oran 2002 yılında sadece yüzde 8,5 yani bugünkünün yarısı kadardı. Yani kredi dağıtırken veya kamu kâğıdı alırken kullandıkları paranın büyük bir bölümü dışarıdan aldıkları borç.

Tablo 7:



·      Türkiye “el atına binip çalım satıyor”. Önceki yıllarda kamu borçlanıp büyümeye kaynak aktarırken, şimdi özel sektör ve hanehalkı borçlanıyor ve ekonomi büyüyor.

Tablo 8: Türkiye’de borçluluk (Milyar TL)



·      Ülkede borçluluk nominal olarak artığı gibi, reel anlamda yani milli gelire oran olarak da büyüyor. 2002 yılı sonunda milli gelirin yüzde 107 olan tablodaki borçların toplamı, geçen yılsonunda yüzde 124’ü geçti.

Tablo 9: Türkiye’de borçluluk (GSYH ya oran olarak)



·      Ancak değişen sadece borç rakamları değildi. Daha önemlisi tabloda yer alan borçların dağılımında önemli bir değişim yaşandı. 2002 yılında toplam borcun yüzde 75 kadarı kamuya aitken şimdi yüzde 67’si özel sektöre ve hanehalkına ait. Diğer bir deyimle 2001 Reformları etkisini gösterip kamuda mali disiplin sağlanınca balon özel sektör ve hanehalkı tarafında şişti.

Tablo 10: Türkiye’de borçluluk (Toplamın dağılımı %)


·      Aşağıdaki tabloda hanehalkının borçluluğundaki radikal değişimi gösteriyor. 2003 yılında borçların hanehalkının varlıklarına oranı yüzde 5’ten biraz fazla iken 2014’ün ilk aylarında yarısından fazla. Kısa sürede, özellikle 2010 sonrasında görülen borç artışı dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme.

Tablo 11: Yıllar itibariyle hanehalkının varlıkları ve borçları



·      Almadan veren bir Allah olduğuna göre, ev, araba, cep telefonu, tatil hatta gıda almak için borçlanıyorsak ne tür bir bedel ödüyoruz? Kapitalist ekonomide bunun adı faiz ve diğer komisyonlar. Son tablo bu fakir ülkenin yıllar itibariyle iç ve dış borç için yabancılara ödediği faizleri, doğrudan yabancı yatırımlardan yapılan kar transferlerini ve portföy yatırımcılarının ülkelerine götürdükleri gelirleri gösteriyor.

·      2003-13 yılları arasındaki on yılda;
o   Kamu ve özel sektörün dış borçlanmaya ödedikleri faiz toplamı 101,2 milyar dolar,
o   Yapılan kar transferleri 24,5 milyar dolar,
o   Yabancıların ülkelerine transfer ettikleri portföy gelirleri 36,3 milyar dolar,
o   İç borçlanmadan aldıkları Devlet İç Borçlanma Senetlerinden (DİBS) yabancıların elde ettiği tahmini faiz geliri 41,5 milyar dolar,
o   Son on yılda yabancıların dışarıya transfer ettikleri kaynak toplamı 203,5 milyar dolar.

Tablo 12: Yurtdışına yapılan kaynak transferleri (Milyar Dolar)




Şimdi gelin cumhuriyet tarihinin en büyük vergi ve SGK affını bir kez de bu açıdan değerlendirin:
  •        Devlete vergi ve prim vermeyen/veremeyenlerden oluşan esnaf ve iş adamı topluluğu,
  •         Dışarıdan alınan borçla kredi alıp tüketen hanehalkı,
  •        Yüzlerce milyar doları Amerikalı ve Japon emekliye transfer eden bir para ve sermaye piyasası,
  •         Bir biriyle popülizm yarışına girmiş siyasetçiler,
  •         Her geçen gün daha da fakirleşen seçmen.


Sonuç yerine bir can alıcı soru: Eğer yukarıdakiler doğru ise, bu doğruları halka kim, nasıl anlatacak? Sahibi bir gün atı geri almak isterse ne yapacağız?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme