7 Haziran 2014

Mali disiplinin tabutuna bir çivi daha çakılıyor

Son aylarda düzenli mali disiplin karşıtı düzenlemeler yapılıyor. Önce olur olmaz her şeye verilen devlet garantilerini gördük. Ardından TC tarihinde ilk defa özel sektörün borçlarını üsteleneceğine izin veren Hazine’yle karşılaştık. Şimdi de harcamaları bütçe dışına çıkaran başka bir işlemle karşılaşıyoruz.

Meclisteki Mali Af Kanunu Teklifi neresinden baksanız tam bir mali disiplin canavarı. Bundan sonra devlet zamanında vergi ve SGK primi veya ceza tahsilatı yapamaz. Neredeyse her seçimden önce af kanunu çıktığına göre devlete olan yükümlülüğünü zamanında ödeyenlere verilmesi gereken ismi yazarsam mahkemelik olurum.

Teklifin 18. Maddesi


Maddeyle 4749 sayılı Kamu Borç Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna bir geçici madde ekleniyor.
“GEÇİCİ MADDE 26 – Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün 2014-2018 Yılları Yatırım Programında yer alan projelerin finansmanı için  her hangi bir dış finansman kaynağından Türkiye Cumhuriyetinin borçlu sıfatıyla sağlayacağı kredileri, anılan Genel Müdürlüğe bütçe gelir ve gider kalemleri ile ilişkilendirmeksizin karşılıksız tahsis etmeye Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu maddeye istinaden sağlanacak krediler hakkında, 14 üncü maddenin beşince altıncı fıkralarının 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun eki (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerine ilişkin hükümler uygulanmaz.” (Alt çizgiler koyulaştırmalar bana aittir)

Bu madde ne anlama geliyor?

Sorun yılların sorunu. TCDD, dünyanın birçok demiryolu şirketi gibi kar edemeyen bir KİT. Sahibi devlet. Devletin Hazinesi. Her zarar eden şirket gibi TCDD’nin para ihtiyacı sermayedarı olan Hazine  tarafından bütçeden karşılanıyor.

Bütçeye her yıl para konuyor. Bir bölümü borç verme ödeneklerine kalanı görev zararlarına. Kendi gelirleri yetersiz olan kuruluş, bütçeden aldığı parayla başta maaş ve ücret ödemeleri olmak üzere zorunlu ödemelerini her ay buradan yapıyor. Yatırımlarını da çoğunlukla bu kalemlerden finanse ediyor.

Bir örnek vermek gerekirse; 2004 yılında sermaye olarak 507, 3 milyon lira, görev zararı olarak da 137,4 milyar lira toplam ödeme yapılmış. Son yıllarda artan yatırım harcamalarını finanse edemeyen TCDD’ye bütçeden aktarılan para da çoğalmış. Geçen yıl sermeye ödemeleri 3,289 milyon liraya, görev zararı ödemeleri ise 293 milyon liraya ulaşmış. Bütçe verilerine bakınca TCDD’ye ödenen  yıllık toplamın son yıllarda 3,5 milyar lirayı geçtiği anlaşılıyor. Belki gözünüze az görünebilir. Ama 2013 yılı bütçe açığının yüzde 20.

Yukarıdaki madenin mali disiplinle ne ilişkisi var denebilir.

Açıklayayım. Belirttiğim gibi bugüne kadar yapılan ödemeler bütçe içinden, ödenek kullanılarak yapılıyordu. Dolayısıyla bütçe açığını büyütüyordu. Geçici madde yatırımla ilgili ödemeler bütçenin dışına atıyor.

Bundan böyle  TCDD’nin yatırımları için gerekli olacak parayı Hazine dışarıdan borç bulacak. Bu borcun proje kredisi veya uluslararası piyasalardan alınan tahvil borcu olması fark etmiyor. Yeter ki TC adına alınmış olsun.

“Bunda ne var? Sermayedar bir yerden para bulmuş, zarar eden şirketine sermaye veriyor” diyebilirsiniz. Buna itirazım yok. Ama asıl dikkat edilmesi gereken nokta işlemin bütçenin gelir ve gider kalemleri ile ilişkilendirilmemesi. Bugüne kadar bütçenin ödenekleriyle yapılan işlemler artık finansman kaleminden, bütçe dışından yapılacak. Böylelikle bütçe açığı küçük görünecek.

Hatırlatmakta fayda görüyorum. FED ‘den sonra ECB’nin yaptığı parasal genişleme sayesinde gelen sıcak para, hem para hem de maliye politikasındaki yapısal sorunların üstünü örtüyor. Ama bu suni denge ne nereye kadar sürecek? Tahminim, çok zamanımız yok.

Ama biz bu arada seçimler dönemini geçiririz diye düşünülüyorsa sonrasında işimizin bugünkünden çok daha zor olacağı kesin. Çünkü tabut, reformlar ötelendikçe,  2001 Krizinde olduğu gibi, biraz daha ağırlaşacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme