5 Temmuz 2017

Bankaların sorunlu kredilerinde son durum

Ekonomide “John Ahmet’in devir daim makinesi” şöyle çalışıyor: Hazine, bankalar ve gücü yeten şirketler dışarıdan ucuz borç alıyor. Yetmezse Merkez Bankası’ndan yardım isteniyor. Bankalar bunların üstüne mevduatları da ekliyor. Sonunda Hazine’ye, KOBİ’lere, tüketicilere, kredi kartı sahiplerine; konut/otomobil almak isteyenlere kredi veriliyor. Böylelikle kamu ve özel sektörün yaptığı tüketim ve yatırım harcamaları artıyor. Ekonomi büyüyor. Ama üretken yatırımlar yeteri kadar çoğalmadığı için yeteri kadar istihdam yaratmadan büyüyor.

Buraya kadar olan bölüm, işin zevkli tarafı.

Ancak bir de eğlencenin sonrası var. Borçların geri ödeme zamanı gelince her borçlu aynı davranışı gösteremiyor.  Kimi yeteri kadar gelir elde edemediği için, bir kısmı diğer borçlarına öncelik tanımak zorunda kaldığı için, bazıları da ödemek niyetinde olmadığı için borç taksitlerini zamanında ödemiyorlar.

O zaman partide sarhoş olanları ayıltmak, zurna gibi olanları birinin evlerine götürmek lazım. Bu görev her zaman ve her yerde kamu hazinelerine düşüyor.
Şimdi gelin, bu bilgiler ışığında bizdeki kredi rakamlarına bakalım.

Geçen yılın son çeyreğinde, Türkiye’de kredilerin yıllık büyümesi yüzde 8-9 civarlarındaydı. Bu oran bu yıl haziran sonu itibariyle yüzde 18’leri geçti. Özellikle yılbaşından sonraki artış dikkat çekiyor. Artışın nedenini artık hepimiz biliyoruz: Hazine destekli Kredi Garanti Fonu (KGF). KGF’nin verdiği kefaletle 180 milyar liralık kredi dağıtıldı.

Yapılan yorumları izliyorsanız bu hareketin, büyümeyi destekleyici, zamanında ve doğru yapılan bir işlem olduğu konusunda gittikçe artan bir söylem göze çarpıyor.
Kanımca haklılar.

Nedenini aşağıdaki tabloda göreceksiniz.

Tablo 2012-2016 yılları itibariyle, bankaların sorunlu kredilerini içeriyor. 2016 yılına ait veriler, alacak imkânı kalmadığı için bilançodan silinerek, varlık yönetim şirketlerine satılan kredilerin 30 milyar liraya ulaştığını (toplam sorunlu kredilerin yüzde 19,7’si) gösteriyor. Bir önceki yıla göre artış yüzde 23 olmuş.
Ödemelerinde sıkıntılar olan ama yeniden vadeye yayılan, yapılandırılan kredilerin toplamı 64 milyar lirayı geçmiş (toplam sorunlu kredilerin yüzde 42,2 si). Buradaki yıllık değişim yüzde 62 ile büyük bir orana ulaşmış.

Banka bilançolarında görünen tahsili gecikmiş alacaklar da 2016 sonunda 58 milyar lira olmuş (toplam sorunlu kredilerin yüzde 38,1’i).

Böylelikle toplam sorunlu kredilerin toplamı 152 milyar liraya ulaşmış. Bu rakamın yıllık artışı ise yüzde 36,6 olmuş. Verilerin kapsadığı dönemin en büyük artışı.

Tabloda sorunlu kredilerin toplam kredilere ve özkaynaklara oranı da görülüyor. Toplam kredilere oran yüzde 8,8 ile en üst düzeyde. Görüldüğü gibi rakam her yıl artıyor.

Dahası sorunlu kredilerin özkaynaklara oranı yüzde 50,7 ile bir zirveye çıkmış. Bu oranın anlamı basit. Teorik olarak, bir kredi batarsa mevduat sahibini korumak için sermayeden ödeme yapılır.  Dolayısıyla özkaynakların verilen kredilerin belli oranında olmasına gerek vardır.

Veriler de gösteriyor ki, eğer KGF devreye girmeseymiş bankacılık sektörü kredi verme konusunda çok istekli olamayacakmış. Uzun zamandır KGF kefaletleri konusunda Hazine Müsteşarlığı’nı ikna etmek için çaba gösteren sektörün talepleri karşılık görünce, yeni krediler hızla dağıtılmaya başlanmış. Ekonomiye can suyu olmuş. Büyüme artan gelirlerle değil borçlarla ivme kazanmış.


Şimdi resmin son halini görmek için yılsonunu, geri ödemelerin başlayacağı günleri bekleyeceğiz. Hızla çoğalan kredilerin tahsili de aynı hızla devam ederse, hem bankalar hem de Hazine derin bir nefes alacak, rahatlayacak.


Kaynak: BDDK, TBB ve kendi hesaplarım

7 yorum:

  1. resmen 1-2 yıl sonra gümleyecez :(

    YanıtlayınSil
  2. Uluslararası kreditörlerin Türkiye'de neden Varlık Yönetim Şt. sahiplenmek istediklerini şimdi daha iyi anladım. ;)

    YanıtlayınSil
  3. Peki, sayın hocam aslında bu durum geçici olarak durumu kurtarmak ama asıl sorunu ötelemek demek değil mi bir anlamda? Hala katma değer üreten reel sektör oranında kıpırdanma yok.

    Ayrıca, alınan kredilerin önemli bir kısmı mevcut borçların yeniden yapılandırılması veya döviz alımında kullanıldı diye de bilgiler var elimizde. Hatta ve hatta bunların bir bölümü de tüketime gitmiş. Yani aslında KGF'nin gerçel anlamda can suyu olan kısmı verilen kredi miktarının yarısı kadar. Hatta bugün itibarıyla artmaya tekrar başlayan dolar ve euroyu da düşünecek olursak, tekrar bir kerdi iştahı başlayabileceğini ve bunun da dolar alımına gidebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle sizin olumlu algıladığınız bu durum çok riskli ve hatta bir felaketin başlangıcı da olabilir.

    Bilmiyorum bu senaryoya katılır mısınız?

    Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide belirsizlikler arttıkça senaryolar da çoğalır. Dolayısıyla eğer dikkatli olunmazsa her senaryo gerçek olabilir.

      Sil
  4. güzel bir çalışma ancak bazı kısımlarının doğru anlaşılması gerekiyor.
    Silinen krediler ile birlikte bu krediler için ayrılmış olan KARŞILIK rakamını da TOPLAM SORUNLU KREDİLER RAKAMINDAN düşmeniz gerekiyor.
    Bu hali ile sanki hiç karşılık ayrılmamış sorunlu kredi var algısı oluşuyor. Bu ayrılmış olan karşılıklar da ÖZKAYNAKLARIN KZ hanesine eksi olarak yazılmış.
    Öte yandan özkaynaklardan (henüz sorunlu olmasa da) genel kredi karşılığı ve yapılanmış krediler için ayrılmış karşılıklar da düşmüş durumda. Bu sebeple onun da dikkate alınarak bu hesaplamanın yapılması gerekiyor. Eğer bu bahse konu işlemler yapılmazsa, bankacılık sektörü bugün itibari ile batmış olur.
    Bu düzeltmelerin yapılmamış olmasının sebebi 2 sebepten olabilir:
    1. Bu yazıyı hazırlayan kişinin bilgi düzeyi eksiktir.
    2. Kasıtlı olarak bu tür bir bilgilendirme yapmaktadır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı yazan muhasebeci değildir. Kendince makroekonomik yorum yapmaya çalışmaktadır.
      Dolayısıyla yazıda bir kasıt aramadan önce muhasebe ile makro iktisat arasındaki farkın anlaşılmasında büyük yarar vardır.

      Sil
    2. İyide karşılıklarıda düşseniz artış oransal olarak değişmez.neticede karşılıkları tüm yıllarda düşeceksiniz. Tabloda anlatılmak istenen hasıl olmuş bence. Saygılar.

      Sil