2 Mayıs 2016

KİT’lerden elde edilen vergi dışı gelirlerin yapısı

Bütçenin önemli gelir kaynaklarından birisi de KİT’ler, kamu bankaları ve TC Merkez Bankası’ndan elde edilen vergi dışı gelirlerdir.

Vergi dışı gelirlerin yapısını bilmek, bütçe gelirlerinin sürekliliğini anlayabilmek açısından önemlidir. Eğer bu kaynaklarda oynaklık ve/veya dönemsellik varsa, bütçe açığını büyütmemek için vergi gelirlerini ayarlamak gerekebilir. Ancak vergi gelirleri ayarlanamıyorsa, doğal sonuç yaşanacak, bütçe açığını kapatmak için daha fazla borçlanmak gerekecek.

Aşağıdaki grafikte 2005-15 yılları arası dönemi kapsayan veriler yer alıyor.

İlk bölümde; KİT’ler, Türk Telekom (TT), PTT ve Diğer iştiraklerden elde edilen temettü gelirleri yer alıyor. 2005 yılında 2,1 milyar olan bu gelirler, 2015 yılında 4,4 milyar liraya çıkmış. Gelirlerin yapısına yakından bakmakta yarar var. 2005-13 arasında en önemli kalemlerden birisi TT ‘un temettü gelirleri. 2013-14 yıllarında EÜAŞ (Elektrik Üretim AŞ)’de bir nakit operasyonu yapılmış. Elektrik dağıtımının özelleştirmesinden elde gelirlerin bir bölümü, TEDAŞ’ın EÜAŞ ’a borcu olarak alınmış ve oradan da bütçeye gelir yazılmış. Grafikten görüldüğü gibi bu gelirlerin toplamı 2014 yılında 6,2 milyar lira iken geçen yıl 1,9 milyar liraya düşmüş.

İkinci bölümde gösterilen kamu bankaları ve TCMB’ den alınan temettüler, toplam vergi dışı gelirler içinde önemli yer tutuyor. Hatta Merkez Bankası’ndan alınan temettüler olmasa bütçe açığı oldukça büyür. (Bilindiği gibi temettüler banka ve KİT’lerin bir önceki yılda elde edilen karlarından alınıyor. Gelirler ise cari yılda elde ediliyor). Merkez Bankası’nın karı, elinde tuttuğu ve büyük çoğunluğu bankalardan munzam karşılık olarak aldığı dövizlerin değerindeki değişimden kaynaklanıyor. Diğer bir deyimle, bankalar dışardan döviz borçlanıyor, bir nedenle TCMB’na veriyor. O da yıl içindeki kur hareketlerinden gelir elde ediyor. Temettüyü dönüp en büyük hissedarı olan Hazine’ye ödüyor. Bir anlamda bankalardan dolaylı bir vergi alınıyor. Hem de az buz değil.

Üçüncü bölüm, KİT’lerden elde edilen hasılat payları. Örneğin Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) havaalanlarında uçaklardan, yolculardan ve hava kontrol hizmetlerinden elde ettiği gelirlerin büyük bölümünü Hazine’ye aktarıyor. Ancak verilen garantiler nedeniyle bu gelirlerin azalacağı, hatta Hazine’nin DHMİ’ye sermaye aktarmak zorunda kalacağı tahmin ediliyor.

Dördüncü kalem olan 406 sayılı Kanun ve imtiyaz sözleşmesi uyarınca yapılan Hazine payı ödemeleri, adından da anlaşılacağı gibi Telekom ve GSM imtiyaz sözleşmeleri için yapılan ödemeleri içeriyor. Geçen yıl bu kalemden bütçeye gelen gelir 2,9 milyar lirayı geçmiş.

Son bölüm gelirleri diğer gelirler olarak tanımlayabiliriz. Toplamları da oldukça küçük.

KİT’lerden elde dilen vergi dışı gelirlerin toplamına baktığımızda, 2009 ve sonrasında olduğu gibi, gelirlerin kriz dönemlerinde oldukça azaldığını görüyoruz. Tahmin edebileceğiniz gibi, bunun en büyük nedeni, bu yıllarda TCMB’nin ve bankaların gelirlerinin azalması.


Bu bağlamda toplamı 6 – 13 milyar lira arasında değişen vergi dışı gelirlerin sürekli olmasını beklememek lazım. O zaman yapılması gereken ilk değişiklik vergi reformunu hızlandırıp, buralardan elde edilen bir tür dolaylı vergileri kaldırmak veya minimuma indirmek olmalı. Bunun yerine, önce kayıtdışılık azaltılmalı sonra gelirden ve servetten vergi almanın yolları aranmalı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme