11 Şubat 2016

ABD ile Suudi Arabistan arasında “gizli bir finansal aşk hikâyesi”

Konularımı seçerken çoğunlukla, alıntı ağırlıklı yazmamaya, yorum ve görüşlerimi dile getirmeye çalışırım.

Ancak bugün durum biraz farklı olacak. Konunun gizlilik taşıması nedeniyle bilgiye ulaşma olanağım yok. Dolayısıyla Bloomberg’te yer alan bir yazıyı geniş oranda özetleyeceğim.

Bildiğiniz gibi, uluslararası finans dünyasındaki ilişkiler, gazete haberleriyle anlaşılabilecek kadar basit değil. Bir de işin içine enerji, diploması, savaş, bölgesel dengeler gibi konular girerse. Üstüne üstlük bir de olay Ortadoğu’da geçiyorsa... Karışıklık, gizlilik neredeyse işin özünde var demek yanlış olmaz.
Neyse gelelim “gizli aşka”.

Yıl 1973. Arap-İsrail savaşında İsrail’e silah verdiği için, OPEC Amerika’ya petrol ambargosu uygulamaya başlıyorlar. Petrol fiyatları tavan yapıyor, dünya ekonomisi krize giriyor. Bu arada dönemin, Vietnam savaşı yenilgisi yılları olduğunu, savaş harcamalarının ABD ekonomisini mahvettiğini hatırlayalım.


Amerika devasa boyutlara ulaşan bütçe açığını finanse etmek için kaynak ararken, Amerikan Hazinesi’nin başındakilerin aklına Suudi Arabistan geliyor. Ağustos 1974 tarihinde, Nixon’un Watergate skandalı nedeniyle istifasından hemen önce ABD Hazinesi ile Suudi Arabistan Para Otoritesi (SAPO) arasında gizli bir anlaşma yapılıyor.

Bu anlaşma ile Suudiler, ABD Hazinesi tahvili almaya başlıyorlar. Ama bu alımların gizli kalmasını şart koşuyorlar. Dünyaya şeffaflık, hesap verilebilirlik dersi veren Amerikalılar, iş kendilerine gelince yüz milyarlarca dolarlık işlemi gizliyorlar.

SAPO normal ihaleye girerek tahvil almıyor. Ortalama fiyat üzerinden, rekabetçi olmayan fiyattan alıyorlar. Suudilerin Amerikan Hazinesi’nden aldıkları faiz gelirlerini ne yaptıkları konusu tam olarak net değil. Ancak din uzmanları, özü faiz olan bir havuzdan alınan menkul kıymetlerin şeriata aykırı olduğu iddia ediyorlar.

Gizliliğin ilk nedeni de bu. Amerikan Hazinesi tahvilleri faiz getirisi olan finansal enstrümanlar. Yani yapılan işlemler aslında Suudi Arabistan mevzuatına (şeriata) göre yasak.

İkinci nedeni ise, işlemlerin ilk başladığı, OPEC ambargosunun uygulandığı yıllarda, el altından ABD kâğıdı alarak, diğer OPEC üyelerine kazık atmak. Zaten kâğıt üstündeki neden de buydu.

Nerden baksan tutarsızlık, ikiyüzlülük. Tam bir şarklılık ve finansal sömürü örneği.

Yalnız haklarını yemeyelim. Amerikalıları anlamak bir yere kadar mümkün. Onlar için asıl olan bütçe açıklarını, düşük faizli ve uzun vadeli kaynaklardan finanse etmek. Yanı sıra o yıllarda yükselen petrol fiyatları nedeniyle Ortadoğu’ya akan petro-dolarları Amerika’ya geri döndürmek. Her iki amaçlarına da ulaştıkları kesin.
İşin daha ilginç yanı, ABD Hazinesi, Suudi kağıtlarının miktarını bugün bile açıklamıyor. Hatta bir süre öne CIA’nın bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmak için yaptığı bir girişim Hazine yetkililerince şiddetle ret ediliyor ve önleniyor. Benzeri bir girişim ABD Kongresi üyeleri tarafından yapılıyor. Sonuç değişmiyor.

Anlayacağınız gizlilik çok önemli. Çünkü ABD Hazine kâğıtlarını eline tutan yabancı alıcıların en büyüklerinden birisi Suudi Arabistan. Onlar kızar ve olur da elindeki tahvilleri satmaya kalkarsa başta ABD tahvil piyasaları olmak üzere dünya finansal piyasaları tamamen karışabilir.

Zaten bu konunun simdi yeniden gündeme gelmesinin nedeni de burada yatıyor. Petrol fiyatları düştüğü için bütçe açığı veren Suudilerin ellerindeki tahvilleri satması ve açığı finanse etmelerinden korkuluyor. Endişe New York’ta yayılmaya başlamış bile.


Gördüğünüz gibi, dünyada ama özellikle Ortadoğu’da, işin içine para girince ne din kalıyor ne de iman.

2 yorum:

  1. Hakan bey bizlere aktardığınız bu çarpıcı bilgilerin sizin gibi eski bir Hazine yöneticisinde farklı çağrışımları olabileceğini düşünüyorum. Gözden düşen Suudi Arabistan'ı da zor günler bekliyor galiba.

    YanıtlayınSil
  2. Değerli Maruf,
    Yazdıklarına katılıyorum. Ama benim için daha önemlisi işin içindeki ikiyüzlülük.

    YanıtlayınSil