3 Ocak 2016

Şirketlerin dolar borçları sıralaması

Bazı iktisadi olaylar ülkelerin tarihlerinde telafisi zor ağır sonuçlar yaratır. Bunların bir kısmının ortaya çıkardığı siyasi sonuçlarının yarattığı tahribat yıllarca tamir edilemez.  

Örneğin 1838 Baltalimanı Anlaşması ile İngilizlere verilen haklar daha sonra diğer ülkelere de verilmiş ve Osmanlının tabutuna birkaç çivi daha çakılmıştır.

1945 Marshall yardımı, 24 Ocak1980 Kararları, 1989 yılında Kambiyo rejiminin, tüm uyarılara rağmen altyapısı oluşturtulmadan, tamamen serbestleştirilmesi diğer bazı örneklerdir. Özellikle son kararla 1994 ve 2001 Krizlerinin temeli atılmıştır desem yanlış yapmam.

2001 Krizinin sonuçlarını hala daha yaşıyoruz.

Bunlara benzer bir karar da 16 Haziran 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişikliktir.

Hatırlayacaksınız yapılan değişiklikle, döviz getirici kazancı olmayan şirketlere dövizle borçlanmanın önü açılmıştı. Ardından, bankalar yurtdışından aldıkları borçları çoğaltıp, reel sektöre dövizle borç vermeyi hızlandırmışlardı.

Burada bir hatırlatma yapmakta yarar var.


Olay sadece bize mahsus bir gelişme değil. Yaşananlar dünyanın önde gelen merkez bankalarının, özellikle FED’in ortalığa para saçmasının bir sonucu.

İşin kötüsü bu bolluktan yararlanacağını düşünen yükselen piyasa ekonomilerindeki (YPE) şirketlerin dövizle, özellikle dolarla borçlanmalarında görülen aşırı artış. Şirketlerin borçlanmasına sınırlar, şartlar getirilmemesi.

Aşağıda, dünya bankacılık devlerinden Citybank’ın araştırma bölümünün hazırladığı bir tablo var. En borçlu YPE reel sektör şirketlerinin ne kadar  dış borç aldıklarını ve bu borçların ne kadarının dolar olduğunu gösteriyor.

Görüldüğü gibi Türkiye, dolarla alınan şirket dış borçlarının milli gelire oranı sıralamasında ilk dörde giriyor. İsrail’in özel konumunu bir kenara koyarsanız, ilk üçteyiz. Reel sektörümüz, milli gelirimizin yüzde 15,5 kadar dolar dış borç almış.

Bu oran, YPE içinde rakiplerimiz sayılan Brezilya, Rusya, Hindistan’dan daha yüksek. Bizden daha kırılgan sayılan G. Afrika’nın durumu bile daha iyi.

Şimdi dövizli borçları geri ödemek için gelinen ortama bakın. Antalya’ya Rus turist gelmiyor. Gürcistan’dan, Bulgaristan’dan gelenlere turist muamelesi yapıp rakamları şişirerek, döviz gelecek hayaliyle, yaza kadar kendimizi avutmaya çalışıyoruz.

Irak, Suriye ve Mısır ile daha doğrusu komşularımızın çoğu ile dış ticaretimiz neredeyse durma noktasında. Buna Rusya’nın yaptırımlarını da ekleyin. Dünya ticaretinin yavaşlamakta olduğunu unutmayın.

Yani ihracat ve diğer döviz kazandırıcı işlemlerde azalma var.

Döviz açısından tek sevindirici gelişme petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki düşüş. Döviz giderlerimizi azaltıyor.

Ama nereden bakarsanız bakın borç geri ödeme zamanı geldiğinde, döviz geliri olmayan şirketlerin yeniden dövizle borçlanması çok zorlaşacak. Bankalar borçların dolarla ödenmesini isteyecekler. Bu yıl ödenecek 60 milyar dolarlık dış borcun ne kadarının bu şirketlere ait olduğuna bağlı olarak, sonuç dövizin, özellikle doların yükselmesi olacak.


2 yorum:

  1. Hakan bey merhaba, 3 ocak'ta yayınladığınız yazınızda tablo web sayfasında görünmüyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben çeşitli kaynaklardan kontrol ettim. Bir soruna rastlayamadım. Bir de siz dener misiniz?

      Sil