14 Ocak 2016

Dünyada dul kadınlara en kötü davranılan ülke Türkiye

Ben iktisat eğitimini AÜ SBF’de, 1973-77 arasında aldım. Hocalarımız bize iktisat öğretirken kalkınmanın öneminden bahsederler, büyüme ile kalkınmanın farklarını anlatırlardı. Öğrenciydik. Anlatılanların yarısını dinledik. Öteki yarısı bir kulağımızdan girdi, geçer not alınca, öteki kulağımızdan çıktı.

Ardından hayata atıldık. İktisadın sadece araba, telefon ithal etmek, hisse almak, kur tahmini yapmak olmadığını, geçen yıllar çoğumuza, zorla da olsa, öğretti.

İş sahibi olmanın, aile kurmanın, konut sahibi olmanın, tatile gitmenin, kitap okumanın, eğlenmenin de insan hayatında ne kadar önemli olduğunu kavradık. Refah içinde yaşamak, refahtan olabildiğince daha çok pay alabilmek ve böylelikle geleceğe umutla bakabilmek, kısacası mutlu olabilmek her şeyden önce geliyor. Anladık. Sonra yaşımız kemale erince, aynı şeylerin daha çoğunu ve daha iyisini çocuklarımız, yeğenlerimiz, kısacası gençler için istemeye başladık.


Özellikle gelişmiş ülkelerdeki standartları görüp, yaşayınca, yaşam kalitesini yükseltmenin ne kadar değerli olduğunu gördük. Daha iyisi bizde de olsun istedik. Bunun, rüşvetçi değil, akılcı sosyal politikalardan geçtiğini artık çok iyi biliyoruz.
Dolayısıyla kalkınmanın büyümeden daha önemli olduğu beynimize kazıldı.

Örneğin, kişi başına milli geliri 30-40 bin dolar civarında olan bir Ortadoğu ülkesinde kadınların gördüğü muameleyi görünce işin özünün ekonominin büyümesi olmadığını daha iyi öğrendik. Kalkınmanın temel amacının insana özgür bir biçimde ve refah içinde yaşama garantisi vermek olduğunu anladık.

Amacım sözü Diyanet’in iğrenç, korkunç (!) baba-kız fetvasına getirmek değil.
Elime yeni geçen bir rapordan bahsedeceğim.

Küresel Dullar Raporu 2015 (The Global Widows Report 2015 – The Loomba Foundation) aslında geçen sene Mart ayında yayımlanmış. Oldukça kapsamlı bir çalışma. Özet bilgiler vereyim.

Tahminlere göre dünyada 258,5 milyon dul var. Bunların, yetişkinler dâhil, 584,5 çocuğu var. Sayılar 2010-15 arasında yüzde 9 artmış. Ortadoğu ve Kuzey Afrika artışın en fazla görüldüğü bölgeler. Nedenlerin başında, çatışmalar ve hastalıklar geliyor. Her yedi duldan birisi çok yoksul şartlarda yaşıyor. Dünyadaki her on evli kadından birisi boşanıyor. Dulların üçte biri Çin ve Hindistan’da yaşıyor. Önemli miktarda dul kadın, çocuk yaşında evlendirilmiş.

Bahsi geçen çalışmada en çok dikkatimi çeken bir tabloyu aşağıda sunuyorum. Tabloda, ülkeler itibariyle, toplumda dul kadınlara gösterilen davranışın diğer kadınlara gösterilen davranıştan farkı oranı yer alıyor. Yani değerlendirme toplumlarda genel olarak kadınlara yapılan ayrımcılığı değil, dul kadınlara yapılan ayrımcılığı inceliyor.

Türkiye burada da birinci sırada. Bu topraklarda dul kadına olan davranışlar, yüzde 52 oranında diğer kadınlara olan davranışlardan büyük oranda farklı. Yüzde 18 oranında biraz farklı. Dul kadına farklı davranılmıyor diyenler yüzde 16 kadar.

Dul kadınları ayrım yapmada Nijerya’dan, Mısır’dan, Hindistan’dan, Azerbaycan’dan daha kötü durumdayız. Dünya ortalamasının epeyi üzerindeyiz.
“Efendim büyük ekonomiyiz, G20 üyesiyiz, büyüme oranımız yüzde bilmem kaçlarla dünyada önde gidiyor” şeklindeki söylemler, avunmak için kısa vadede işe yarar. Ama eğer boşanan bir kadın, o toplumda kendisini güvende hissetmiyor ve büyük oranda farklı davranış görüyorsa, yüzde 10 büyüseniz kaç yazar?


Oturup neden bu alanda dünya lideri olmuşuz düşünmemiz lazım. Örneğin, eğitim ve sosyal, kültürel politikalarımızdaki yanlışları araştırmamız gerek. Ama biz bu ve diğer toplumsal yaralarımızı görmemezlikten gelmeyi yeğliyoruz. Bunun yerine, bir bölümüz sabah akşam başkanlık mı parlamenter sitem mi; diğerlerimiz faiz, kur, enflasyon üzerinden ahkâm kesiyoruz. Böyle gidersek yakın gelecekte sağlıklı bir toplumda yaşamayacağımızı söyleyebilirim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme