16 Ocak 2016

Cari açık azalıyor diye sevinmeyin döviz ihtiyacımız yerinde sayıyor

Geçen yılı FED kararlarını izlemek ve yorumlamakla geçirdik. Sonunda FED faizleri yükseltmeye başladı piyasalardaki arkadaşlar rahatladı. Artık biraz olsun önlerini görebiliyorlar.

Bu sene hepimiz petrolcü olacağız sanırım. Hangi ülkede ne kadar rezerv var, çıkarması kaça mal oluyor gibi enerji uzmanlarının konularını, piyasa ekonomistleri çalmaya başladılar. Raporlar yazılıyor, tahminler havada uçuşuyor. Nedeni belli. Türkiye ekonomisinin en can alıcı sorunu olan cari açık ve döviz ihtiyacı hakkında görüş oluşturmaya çalışıyorlar.

O kadar haklılar ki. Eğer FED, aniden çark etmezse, dünyada döviz likiditesi azalıyor. Eski günler geride kalacak. Buna bağlı olarak oynaklık artıyor. Sabah Çin’den bir haber geliyor borsalar, döviz aşağılarda, ertesi gün bir Amerikan verisi yayınlanıyor her şey tam tersi.

Böylesi ortamların doğal sonucu faizlerin yükselmesidir. Artık ucuz ve bol döviz bulabileceğimiz günleri arayacağız. Özetle döviz arzı azalacak.

Buna karşılık bizim döviz talebimiz de azalsa sorun olmazdı.


Piyasadakilerin ortak görüşü, cari açığımız düşüyor. Düşüşün ana nedeni petrol fiyatlarındaki gelişmeler. Yanı sıra dışa bağımlı ekonomide büyüme yavaşladığı için ithalatta azalıyor. Düşük cari açık beklentisi, birçok yorumcunun elma şekeri. Her sıcak para yatırımcısına onu ikram ediyorlar.

Ama deneyimli uzmanlar bir ülkenin döviz dengesine bakarken sadece cari açığa bakmıyorlar. Bir de dış borç geri ödemeleri var. Konuyu; Dış finansman ihtiyacı = Cari açık + Dış borç geri ödemeleri şeklinde formüle ediyorlar.

Bu bağlamda cari açığımız düşüyor diye sevinirken, ülkenin kesin döviz ihtiyacını anlayabilmek için, 170 milyar dolarlar düzeyine çıkan dış borç geri ödemelerini de hesaba katmak gerekiyor.

Hesaplar doğru yapılırsa, ülkenin toplam döviz ihtiyacının yerinde saydığını görürüz.

Değerli İktisatçı İlker Domaç, 2003 – 2016 arasındaki brüt dış finansman ihtiyacını ve bunun milli gelire (GSYH) oranını hesaplamış.

Reel değişimi içeren grafik aşağıda bilginize sunulmuştur. Görüldüğü gibi, reel döviz finansman ihtiyacı 2003 ten bu yana iki kattan fazla artmış. O yıllarda milli gelirin yüzde 14’ünden biraz fazla olan döviz ihtiyacı, artık yüzde 28’lerin üzerine çıkmış.

En büyük artış 2008 yılından sonra. Yatırımcılar Küresel Krizin ardından bollaşan ucuz dövizden yararlanmak istenmiş. Ülkenin sıcak paraya bağımlılığı hızla artmış.
Sadece bir örnek vereyim. Hükümet 2009 yılında döviz geliri olmayan şirketlerin dövizle borçlanmasının önünü açtı. Bankalar ve şirketler olabildiğince dolar borçlanarak faaliyetlerini devam ettirdiler. Sanayi yerine, inşaata, ithalata para yatırdılar. Ağrılı hastanın her geçen gün artan morfin bağımlılığı gibi dövize bağımlılık arttı.

Ama şimdi ucuz borçlanma değil borç geri ödeme zamanı. Bir yerden döviz bulup alacaklıları üzmemek lazım. Üzersek ne mi olur? Yerim yok. Tarihe bakın bir çok örnek var.

Kısacası cari açık düşüyor dövize ihtiyacımız azalıyor diyenleri dikkatle dinleyin.  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme