28 Ocak 2016

2015'te kırılganlıklar daha da artmış

Son günlerde hava buz gibi. Kaloriferle evlerde bile ısınamaz olduk. Hele bir de evin kapıları ve pencereleri iyi yapılmamış, dış cephe mantolaması yoksa veya doğru dürüst yapılmamışsa, ne kadar kalorifer yakarsanız yakın odalar buz gibi. Havayı ısıtamayacağınıza göre olan doğal gaz faturanıza oluyor. Hem çok para harcıyor hem de ısınamıyorsunuz.  

Ekonomide de kırılganlık böyle bir şeydir.

Kaloriferli apartman dairesinde oturduğunuzu düşünüp, soğuktan korkmazsınız. Ama soğuk -10; -15 derecelere düşünce, evin yeterli korunaklı olmadığını ısınamayarak anlarsınız. Dışardan görüntüde hiçbir sorun yokken, doğa koşulları zorlaşınca evin gerçek kalitesi ortaya çıkar.

Benzer anlayışla hazırlanan kırılganlık göstergeleri, beklenmedik gelişmeler karşısında ekonominin dayanıklılığını/kırılganlığını gösterir. Uluslararası karşılaştırmalarda en fazla kullanılan araçlardandır. 


Küreselleşen, finansallaşan dünyada özellikle sıcak para yatırımcıları kendi önceliklerine göre hazırladıkları çeşitli göstergeleri kullanarak yatırım kararlarını etkilemeye çalışırlar.

Sıcak para büyük sorun olduğu için ben de, geçen yıldan başlayarak, Türkiye için kırılganlık göstergeleri derlemeye başladım. Bloğu izleyenler hatırlayacaktır, ilk çalışmamı, 1999-2014 dönemi için, geçen Eylül ayında yayımladım. (http://www.hakanozyildiz.com/2015/09/krlganlklar-artarken.html)

Kısaca hatırlatayım. Kırılganlık göstergeleri üç endeksle özetleniyor. “Dış endeks; cari açık, dış borçlar, ihracat, reel kur endeksi ve uluslararası rezervler gibi dövize ilişkin ekonomik verilerin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.

Finansal endeks ise krediler, mevduatlar ve finansal sektörün yabancı bankalara borçlarından oluşturuldu.

Mali endeksin bileşenleri; bütçe açığı, toplam kamu açığı, merkezi borç stoku, iç ve dış borç stoku ile vadesi 12 ay içinde dolan borçların toplam borca oranından oluşuyor.”

Bir endeksin ne kadar iyi/sağlıklı gösterge olduğunu anlamak için, kriz zamanlarındaki performansına bakmak lazım. Aşağıdaki grafikten görüldüğü gibi, göstergeler 2001 ve 2009 krizlerinde kötü performans göstermemiş. Önce kırılganlıklar yükselmiş, sonrasında kriz gelince göstergeler birden bire yerlerde sürünmeye başlamış.

Dünya finans piyasalarında dalgalanmalar artınca ekonominin son durumunu anlamak önem kazandı. Ancak 2015 verilerinin bazıları Eylül (kamu dış borç stoku) bazıları Kasım (uluslararası rezervler, kısa vadeli dış borçlar vb.) aylarına ait. Yanı sıra GSYH ve bazı diğer büyüklükler de OVP’den alındı. Yani tam olarak kesinleşen veriler değil. Ancak, çoğu verinin iyimser tahminler olduğunu, uzun yıllara dayanan deneyimlerimizle biliyoruz.

Bu bağlamda 2015 rakamlarını kullanarak hazırladığım endekslerde kötüleşmeler göze çarpıyor

Dış endeks 2014 yılında 85 iken 2015 yılı geçici verilerine göre 91’e çıkmış. Kırılganlık biraz daha artmış. Bozulmanın en çok görüldüğü alanlar; uluslararası döviz rezervlerindeki düşüş, ihracattaki azalış ve dış borçlardaki artış.

Benzeri bir durum finansal endekste de görülüyor. Önceki yıl 46 değerine ulaşan endeks, geçen yıl 50 olmuş. Bu değişimde en büyük etkenler, kredi/mevduat oranı ile yurt dışından alınan borçlardaki yükseliş.

Ekonomiyi tam kırılganlıktan kurtaran tek alan mali endeks. Önceki yıldaki değerini koruyor. Bütçe açığının düşüklüğü, kamu borç stokunun sürdürülebilirliğinin çok fazla bozulmaması bunda en önemli etken. Ancak burada tekrarlamadan geçemeyeceğim bir şey var. Hatırlayacaksınız, 120 milyar lira tutarındaki kamu yatırımı kamu özel işbirliği (KÖİ) ve yap-işlet-devret (YİD) kapsamında bütçe dışına çıkarıldı. Dolayısıyla büyük montanlı riskler bütçe dışına çıkarılmış orada duruyor.

Peki, kırılganlıkların artması ne anlama geliyor?

Cevabı basit. Dünyada ve/veya Türkiye’de beklenmedik bir sosyo-ekonomik gelişme olursa ekonomi sanıldığı kadar dayanıklı değil. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme