9 Eylül 2015

Kırılganlıklar artarken

Bugünlerde ekonomi yazmak zor.

Gençler ölüyor. Onlarca cenaze vatan topraklarına defnediliyor. Güzelim ülkemin bir bölgesinde hayat neredeyse durmuş vaziyette. İnsanlar fırından ekmek almak için hayatlarını riske ediyorlar. Barolar terörü lanetlemek için gazetelere ilan veriyor. Bazı illerin baro başkanlarının imzası yok. Sanki onlar için yaşananlar terör değil.

Kısacası siyasi ve toplumsal kırılganlıklar yukarı doğru tırmanıyor. Birçok insan devlet mekanizmasının neden etkin kararlar alamadığını sorguluyor.

Ben de böylesi bir ortamda ekonomideki kırılganlık verilerini yazıyorum. Umarım bazılarınızın dikkatini çeker de okursunuz.

***
Aşağıdaki grafik 1999 – 2014 yılları arasındaki döneme ait dış, finansal ve mali kırılganlık endekslerini gösteriyor.

Dış endeks; cari açık, dış borçlar, ihracat, reel kur endeksi ve uluslararası rezervler gibi dövize ilişkin ekonomik verilerin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.

Finansal endeks ise krediler, mevduatlar ve finansal sektörün yabancı bankalara borçlarından oluşturuldu.

Mali endeksin bileşenleri; bütçe açığı, toplam kamu açığı, merkezi borç stoku, iç ve dış borç stoku ile vadesi 12 ay içinde dolan borçların toplam borca oranından oluşuyor.

Grafik aslında her şeyi çok net özetliyor. Kamu maliyesinde kısa vadeli bir sorun görünmüyor. Veriler her geçen yıl için olumlu yönde gelişiyor. Sadece bütçe dışı işlemlerin bu endekste yer almadığını önemle hatırlatmak isterim. Grafikten de görüleceği gibi, mali endeks 2001 yılında çok hızlı bozulmuştu. Bunun en önemli nedeni görev zararı gibi bütçe dışı işlemlerden oluşan borçların kriz yılında bütçeye dâhil edilmesidir. Çıkabilecek bir krizde aynı şey,120 milyar lira büyüklüğünde olduğu tahmin edilen, şimdiki bütçe dışı işlemler için de geçerlidir.

Finansal endekste 2009 yılından sonraki dönemde görülen bozulmanın temel nedeni, bankaların dışarıdan döviz borçlanıp içeride TL dağıttıkları kredilerin çok hızlı artması. Bunun da özünde, bir tür üstü kapalı dış kırılganlık göstergesi olduğu da söylenebilir. Dikkatinizi çekmiştir, finansal endeks 2000 yılındaki seviyelerinden yukarıda.

Yıllar itibariyle kırılganlığı en hızlı artan endeks ise dış kırılganlık endeksi. 2008 Küresel Krizinden sonraki dönemden başlayarak gelen yukarı hareket her yıl artarak devam ediyor. Grafikten de görüldüğü gibi, 2000 yılında yüzde 130’lar seviyesine kadar endeks, 2007 yılında yüzde 60’lara kadar düşmüş. Geçen yılın sonunda tekrar yüzde 90’lara kadar tırmanmış.

Dövize bağlı kırılganlıkların bozuk olduğunu bilmeyenimiz yok. Dolayısıyla endeks aslında çok değişik bir şey göstermiyor.

Ancak, ekonomi bazılarının düşündüğü kadar rahat bir konjonktürde değilken bir de sosyo-politik kırılganlıkların sinir uçlarıyla oynanmaya başlanmasını akılcı bir mantıkla açıklamak mümkün değil. Böylesi hareket olsa olsa vazgeçilemez kişisel ve siyasi çıkarların her şeyin önüne geçmiştir.

Eylül ayına geldik. Yabancı bankalar gelecek yılın bütçe hazırlıklarına başlamak üzereler. Hangi ülkeye ne kadar fon tahsis edeceklerine, oralardaki kırılganlıklara, ülke kredi notlarına bakarak karar verecekler.

Günümüzde Türkiye’ye döviz girişinin büyük çoğunluğunu bankaların aldığı borçlardan oluşuyor. Bu nedenle, umarım riskler ivedilikle yok edilir ve FED’ in faiz kararı alacağı bir ortamda, döviz kurunda görülen hızlı hareket daha da kötüleşmez.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme