7 Aralık 2015

Komşunla ilişki durumunu söyle ekonomik durumunu söyleyeyim

1990’lı yıllarda İsviçre’de Birleşmiş Milletler ’de (BM) görev yapıyordum. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) çalışma gruplarından birisi “Denize Kıyısı Olmayan Ülkeler” grubuydu. Bugün sayısı 31’e ulaşan, çoğu az gelişmiş ülkenin büyüme sorununa çare aranıyordu.

Benim bulunduğum yıllardaki bir toplantıda, yanlış hatırlamıyorsam OECD sekretaryası çözüm yollarına ilişkin bir rapor hazırlamıştı. Rapor özetle, komşularınızla iyi geçinin, ticareti artırın, zenginleşin mealinde bir içeriğe sahipti.

Toplantıda söz alan dönemin Uganda Büyükelçisi, OECD Sekretaryasını diplomatik teamüllerin dışına çıkarak, çok ağır eleştirdi. Sekretaryanın, İsviçre ile Uganda’yı karıştırdığını söyledi. Kendi komşularının, Kenya, Nijer, Çad gibi dünyanın en fakir ülkelerini olduğunu hatırlattı. Almanya, Avusturya, İtalya ve Fransa’nın ortasında bir ülke olan İsviçre’nin yerine, mümkün olsa da Uganda’yı taşısalar, kendilerinin de birkaç yıl içinde zengin olabileceğini belirtti.

Büyükelçinin ne kadar haklı olduğunu, son günlerdeki Türkiye deneyimlerinden bir kez daha anlıyorum.


Bizdeki sorunlar önce Irak’la başladı. Bağdat merkezi yönetimi önemsenmedi K. Irak’tan yana tavır alındı. Ticaretimiz olumsuz etkilendi. Ardından, Mısır ve Libya gibi bölgedeki en önemli ticari partnerlerimizle aramız açıldı. Milyarlarca dolarlık zararımız var. Ardından Suriye geldi. Sorunların içine balıklama dalındı. İsrail ile ilişkiler ise tam bir keşmekeş. Bir alanda var öteki alanda yok gibi. İran’la Irak’a asker gönderme ve Suriye meselesinden karşılıklı laf atmalar başladı. Yunanistan zaten eskiden beri çok iyi ticari ilişkimiz olan ülke değil. Ermenistan ile sınırlarımız kapalı. Gürcistan üzerinden ticaret yapıyoruz. Ona da ticaret denirse.

Son olarak Rusya ile yaşanan sorunlar bunların üzerine tuz biber ekti. Antalya başta olmak üzere turizmciler, sebze ihracatçıları, Laleli ve Aksaray’daki bavul ticaretçileri, nakliyeciler ve hatta öğrenciler mağduriyet sırasına girdiler. Devletten yardım bekleyen bekleyene.

Sınırlarımızı göz önüne getirin. Bir tek Bulgaristan ve Gürcistan ile sorunumuz yok. Onlarında ticaret yapacak gücü sıfıra yakın.

Anlayacağınız, yaşanan siyasi gelişmelerden sonra durumumuz Uganda’dan pek farklı değil. İhracat yapmak istesek bile komşularımızın bizden mal alma istekleri ve/veya durumları yok.

Unutmadan, olaya büyüme açısından bakınca, listeye bir de içeride yaşanan Güney Doğu’daki hendek sorununu eklemek lazım. Son günlerde medyada yer alan haberlere göre, bölgede yatırım yapan sanayiciler ve iş adamları sokağa çıkma yasakları ve terör olayları nedeniyle hayatın durduğunu, ticaretin neredeyse sıfırlandığından şikayet ediyorlar. Dolayısıyla bankalara borçlarını ödeyemez duruma geldiklerini söylüyorlar.

Sözün özü şu: 2015 yılında büyümeyi seçimlerden dolayı ıskaladık, yüzde 3’ün altında gelecek.

Buna karşılık, yaşanan olaylardan sonra, 2016 yılı için yüzde 4 büyüme beklentisi de bir temenni olarak kalır. Bu oranı yakalayabilmek için ihracattan umut yok. Reel sektörde borçlarını ödeme derdinde.

Büyüyemeye ivme kazandıracak bir tek kamu sektörü kalıyor. Daha çok harcama yaparsa ekonomi büyüme hızını çoğaltabilir. Vergiler arıtılmazsa bütçe açık verirmiş.
Ama açık demek borç demek. Büyüme için seçenek bu olursa faiz lobisi yaşadı.

Önemli mi, olsun ne olacak?


Mühim olan referandum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme