14 Aralık 2015

Gerçek yapısal reformlara sanayinin ithalata bağımlılığını azaltmakla başlamalıyız

Bugün yazıyı kolaya getirdim. Konu aslında bir doktora tezi. Ama uzatmamak için bol rakam kullanarak kısalttım. Aslında yazıya benim katkım da yok denecek kadar az. Türkiye’de sanayileşme deyince ilk akla gelenlerden iki değerli uzmanın, Dr. Serdar Şahinkaya ve Dr. Oktay Küçükkiremitçi’nin, TMMOB’un 2015 Sanayileşme Kongresi’nde yaptıkları sunumu özetlemeye çalıştım.

Anladığım kadarıyla sözün özü şu: ülkede sanayileşme bitmiş. Milli gelir içindeki payı, her geçen yıl daha da düşüyor. Daha önemlisi, olan sanayi de dışa, ithalata bağımlı.

Sektörler ve yıllar itibariyle dışa bağımlılık, aşağıdaki tablolarda harika özetleniyor.


Tablo 1: İthal bağımlılığının genel görünümü (%)

Tablo 1’den görüldüğü gibi, imalat sanayi toplam ithalatın yüzde 80’nini geçmiş. 2014 yılsonu itibariyle toplam ithalat 240 milyar dolardan fazla. İmalat sanayi toplam ithalatı 190 milyar dolar kadar. Diğer bir bakış açısıyla, imalat sanayiinde 100 dolarlık üretim yapabilmek için 80 dolarlık ithalat yapmak gerekiyor.

Tablo 2: Sektörlerin imalat sanayi ithalatı içindeki payları (%)

Tablo 2 sektörlerin imalat sanayi ithalatı içindeki paylarını gösteriyor. En fazla kimya sektörü ithalat yapıyor. Toplam içindeki ortalama payı yüzde 15,4. İkinci sektör ana metal sektörü. Onun toplam içindeki payı ise yüzde 15,1.

Tablo 3: Sektörlerin ithalattaki, üretimdeki göreli büyüklükleri ve aramalı ithal bağımlılık oranları

Değerli Şahinkaya ve Küçükkiremitçi’nin çalışmasında benim en çok dikkatimi çeken veri seti Tablo 3’te yer alıyor. Tabloda, 2013 yılı itibariyle, sektörler itibariyle imalat sanayi içindeki pay, ara malı ithalatının sektör ithalatına oranı ve üretimin ithal ara mala bağımlılığını gösteriyor.
Bir örnek vererek açıklayalım. Kimyasalların imalat sanayi ithalatı içindeki payı yüzde 15,4 ile birinci sırada. Buna karşılık, sektörün ara malı ithalatı sektörün toplam ithalatının yüzde 94,5. Kimyasallar sektörünün imalat sanayi üretimi içindeki payı ise çok fazla değil, sadece yüzde 4,9. Ancak üretimin ithal ara mala bağımlılık oranı yüzde 126,4. Yanlış okumadınız. Kimyasallar sektörü 100 birim mala üretebilmek için 126,4 birim ithalat yapıyor. Ana metal sektöründe bu oran yüzde 83,6. Bir tek konfeksiyonda ithalata bağımlılık sıfır.

Tablo 4: Teknoloji düzeyine göre sektörlerin üretimdeki ithal bağımlılığı

Son olarak sektörlerin teknoloji düzeyine göre hazırlanan tabloya bakalım. Orta ve ileri teknoloji düzeyi olan sektörler, neredeyse ithalat yapamazlarsa üretim yapamayacak durumdalar.
Fazla uzatmayayım. Sanayi üretimi bir ekonominin olmazsa olmazıdır. Ekonomik büyüme, kalıcı istihdam demektir.

Ancak, eğer bir ekonomide bankalar kredi verirken dışarıdan döviz getirmek, sanayi sektörü üretmek için ithalat yapmak zorundaysa onu geçiniz. Buna sürdürülebilir ekonomi demek mümkün değildir.

Gelin artık gerçekçi olalım. Çattı pattı dolar kaç oldu, enflasyon ve faiz düşsün gibi bir birimizi kandırmaya yönelik işlere bu kadar önem vermeyi bırakalım. Sanayileşmeyi artıracak ve dışa bağımlılığı azaltacak seçenekleri konuşalım.


Çünkü, bu durum değiştiremezsek biz ürettik, büyüdük diye övünürken (!) aslında başkalarını zengin ediyoruz.

2 yorum:

  1. Sevgili Hakan,
    Her zaman olduğu gibi seçtiğin konu ve değerlendirmen için kutluyorum.
    Sürdürebilirliğin önündeki gerçek iki neden de bu zaten, ama pek konuşulmuyor.
    Enver GÜNEY

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Enver. Umarım yazılarım tartışma ortamına katkı sağlar.

      Sil