16 Kasım 2015

Sıcak paracıların istediği yapılacaklar listesi

Seçimler bitti. Tek partili, istikrarı hedef alan bir hükümetin kurulmasına birkaç gün kaldı. En geç hafta sonunda kabinenin yapısı belli olacak.

Seçim öncesinde politik istikrar arayan yabancı sıcak para yatırımcıları şimdi kendilerine göre, “yapılması gerekenler listeleri” yayımlamaya başladılar.
Önce bir liste hazırlamaya hakları var mı bir ona bakalım.

Ne yazık ki var?

Neden mi?

Aşağıdaki tablo çok net. Türkiye’nin önümüzdeki 12 ay içerisinde ödemesi gereken dış borçlarının toplamı 210 milyar dolar civarında. Civarında diyorum, çünkü cari açık rakamı değişebilir. Bunun büyük çoğunluğu özel sektöre ait. Bankalar rahatça yeniden borçlanırlar. Ama hangi maliyetle? Eğer döviz kazançları varsa, şirketler içinde aynı şey söylenebilir. Yoksa işleri zor.

Buna karşılık, ülkenin döviz sağlayabilecek kuruluşu, TCMB’nin net (kendisine ait olan) uluslararası döviz rezervlerinin toplamı 30 milyar dolar. Dolayısıyla eğer ihtiyaç olursa elindeki kaynak sınırlı. O zaman yabancıları, tekrar Türkiye’ye para getirmek için ikna edecek bir siyasi ve ekonomik ortam oluşmazsa döviz kuru hareketlenir.

Bu arada FED ve diğer dışsal etkiler nedeniyle zaten yukarı yönlü bir hareket beklenen döviz kuruna bir de içeriden kaynaklanan olumsuz gelişmeler eklenirse dertler büyür.

Peki, bu ortamda sıcak paracılar ne istiyor?


İlk olarak hükümetin yapısına, ekonomi takımına bakacaklar. Eğer bekledikleri ve her ortamda dile getirdikleri isimleri göremezlerse ilk günlerde aşırı tepki verebilirler. Sonrasında hükümet programını ve eylemlerini izleyecekler.

Ardından, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusuna önem veriyorlar. Bundan kast ettikleri belli: TCMB ne zaman ve ne kadar faiz artıracak? Eğer FED faiz artırırken Türkiye düşük faiz politikası izlemeye devam ederse, onlara göre, milli gelirinin yüzde 30’na karşılık gelen döviz ihtiyacını dışarıdan daha yüksek maliyetle karşılar.

Hükümetin son 3 yıllık reform performansına bakan sıcak paracılar, yeni ve kapsamlı bir yapısal reformlar dizisini gerçekleşme olasılığını sorguluyorlar. Daha önceki açıklamaların, değişen şartlara göre tekrar gözden geçirileceğine inanıyorlar.
Onlar için daha önemli olan başlık, hükümetin seçim vaatleri. Asgari ücret ve emekli maaşlarına zam, taşeron işçilere kadro ve diğer sosyal vaatlerin bütçeye ve enflasyona olacak etkileri hakkında detaylı raporlar yazmaya başladılar. Tüm yükün işverene bırakılmasını ve/veya bütçeden karşılanmasını pek kabullenmiyorlar. İşveren bırakılan yük, maliyetleri ve dolayısıyla enflasyonu etkileyecek. Bütçeye gelen yük ise bütçe açığını.

Aynı şey emekli maaşlarına zam, taşeron kadroların bütçeye ek yükü, işgücü piyasalarına etkisi vb. konularda da öne çıkarılıyor.

Tabi bunlara, Suriye, Irak, terör gibi jeopolitik riskler ile basın ve ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü gibi konuları da eklemek lazım. 

En çok üzerinde durulan konu, hükümetin yeni Anayasa ve başkanlık rejimini ne zaman gündeme getireceği? Çünkü referandumun, ülkeyi yeni bir seçim ortamına sokacağını ve yapısal reformları geciktireceğini düşünüyorlar. Böylesi bir ortamda seçmene negatif etki yapacak, vergi reformu vb. yapısal değişimlerin hayata geçirilmesinin zorlaşacağını biliyorlar.

Uzatmaya gerek yok.


Artık rüyadan uyanma, gerçeklere dönme zamanı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme