11 Kasım 2015

Ekonominin finansallaşması

2008 Küresel Krizinden sonra daha da hızlanan finansallaşma, dünya ekonomilerinin en önemli sorunlarından birisi haline geldi. Özellikle sanayileşmiş ülkeler başta olmak üzere, artık üretim/sanayileşme ekonomik aktivitedeki önemini kaybetmeye başladı.

Finansallaşma ne demek?

Bir ekonomide karlar daha çok finansal faaliyetlerden elde ediliyor, mal ve hizmet ticareti ile üretiminden elde edilen karlar azalıyorsa, orada finansallaşma var demektir. Bazı ekonomistler, sayısal bir gösterge kullanarak finansallaşmayı; toplam kredi hacminin, milli gelirin yüzde 80’nini geçmesi olarak tanımlıyorlar.

Neden önemli?

Bir ekonomik aktivite ya “yaratıcı” ya da “dağıtımsal” olabilir. “Yaratıcı” faaliyetler üretimi temsil eder. Kısacası sanayileşme de denebilir. Yani ekonominin can damarıdır. “Dağıtımsal” faaliyetler ise, birinin parasını alıp ötekine kredi vermek gibi çok sofistike olmayan, “paradan para kazanma” gibi üretici/yaratıcı yanı da çok gelişmemiş olan bir faaliyet türüdür.


Dolayısıyla bir ekonomide “yaratıcılık/sanayileşme/üretim” azalıyor, bunun yerine “dağıtımsal” faaliyetler çoğalıyorsa sorunlar da beraberinde geliyor demektir.

Yalnız buradan finansallaşma kategorik olarak kötüdür sonucu çıkmamalı. Sağlıklı işleyen, ucuz fonlama bulabilen ve bu fonları üretken projelere, yatırımlara kredi olarak veren bir finansal sektör ekonominin kalbidir. Burada sorun olabilecek şey, sağlıksız büyüyen kalbin vücudun dolaşım sisteminde yarattığı etki gibi, kredi vermek yerine başka tür sağlam dayanağı olmayan türev ürünler üzerinden sınırsız risk alan sektördür. Böylelikle aşırı büyüyen finansal sektör, ekonomiye can vermek yerine sorun olmaktadır.

Tarihin çeşitli dönemlerinde aşırı finansallaşan ekonomilerin sonu kriz olmuştur. 14. YY ‘da İspanya, 18. YY ‘da Hollanda ve 19. YY ’ın sonları ile 20 YY ’ın başlarında İngiltere’de yaşanan ekonomik sorunlar buna örnektir.

Türkiye ekonomisi henüz bu derece sorunlu aşamaya gelmiş sayılmaz.
Buna karşılık, son yıllarda hanehalkı ve şirketler kesiminin, çok hızlı borçlanmasına dikkat etmek gerekir.

Hane halklarının borçlanması aslında bir dünya sorunu. Bir rakam vereyim. Dünyada 2007 yılından bu yana hane halklarının borçlarının 7,7 trilyon dolar çoğalarak, 44 trilyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Artış miktarının çok büyük bölümü, 6,2 trilyon doları bizim gibi yükselen piyasa ekonomilerindeki hane halklarına ait.

Diğer bir deyimle, ülkesinde ücret/maaş artıramayan gelişme yolundaki ekonomilere dışarıdan borç veriliyor. Değer kazanan yerli parayla ithalat özendiriliyor. Finansal sektörden ucuz/kolay kredi alabilen insanlar da konut, ithal otomobil/cep telefonu satın alarak zenginleştiklerini sanıyorlar.

Eğer kredi geri ödeme sorunu çıkmazsa, finansallaşan ekonomide yaşayanlar ithalata/cari açığa dayalı büyüyerek kendini mutlu hissediyorlar. Aynen uyuşturucu bağımlısı örneğinde olduğu gibi. Ama geri ödemeler sıkıntı yaratırsa, toplar damar sistemi bozulan büyümüş kalbin vücutta yaratığı sorunlar gibi, finansal sektörde ekonomiye yük olmaya başlıyor.


Bu bağlamda acil önlem alarak, çok geç kalmadan, ekonominin yönünü yaratıcılığa/sanayileşmeye/üretime döndürmenin tam zamanı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme