1 Kasım 2015

Trabzonspor başkanına değil kendinize kızın

Ülkenin çivisi çıkmış, bazılarımız farkında değiliz.

Ülke topraklarının bir bölümünde devletin hakimiyeti sorgulanıyor. Sokaklara belediye araçları ile hendekler kazılıyor, kuralları terör örgütü koyuyor. Polis ancak sokağa çıkma yasağı ilan ederek mahallere girebiliyor.

Ankara’nın göbeğinde canlı bombalar patlıyor, 102 kişi ölüyor. Güvenliği sorguluyoruz. Milli maçta birkaç insan müsveddesi saygı duruşuna karşı ıslık çalıyor.

Gazetelere kayyum atanıyor. Polis kameranın, atanan kayyum uydu bağlantısının fişini çekiyor. Anayasanın en temel ilkesi olan haber alma özgürlüğü ihlal ediliyor.

Oy vermeye gitmeden önce sandık güvenliğinden ve sayım/kayıt işlemlerinin doğruluğundan şüphelendiğimiz için devletin kurumlarına güvenmiyoruz. Onun yerine insanlar sosyal medya üzerinden örgütlenip oylarına sahip çıkmaya çalışıyorlar.

Bunlara daha nice örnekler eklenebilir.

Çivinin çıktığına son örnek, geçen gün Trabzon’da yaşanan hakemlerin statta alıkonması olayı. Hakemin kararını beğenmeyenler, sözde dışarıda başlarına bir şey gelmesin diye, hakemleri saatlerce Avni Aker stadında alıkoyuyorlar. Başkanın “çok özel önem verdiği kişi” aramasa belki de bırakılmayacaklar. Bu arada o ilin valisi var. Emniyet müdürü var. Jandarma komutanı var. Hepsi kulüp başkanını seyrediyorlar. Çünkü orada kuralları o koyuyor.


Bu arada spor, centilmenlik, ahlak, kamu düzeni, devletin o ildeki kurumları hepsi birer birer yıkılıyor. Aldıran yok.

Sadece başkanın kadınlara yönelik kullandığı bir söz biraz tepki görüyor. Bana kalırsa o bile cılız ve korkakça. Bu ülkenin nüfusunun yarısı kadın olduğuna göre sesleri bundan daha çok çıkmalıydı.

Gelin gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için spor olayının biraz arkasına bakmaya çalışalım.

Amacım ekonomisi değil. Dönen milyarlarca doların, kayıt dışılığın iliklerine kadar işlemiş bir yapından ahlak, izan ve kural beklemek yanlış. Şu kadarını söyleyerek ekonomi işini geçeyim. Süper lig kulüplerinden birinin mali müşaviri olan arkadaşım, “Harcamaların en az yüzde 80’i faturasız, kayıtdışı ve paraların nerelere harcandığı belli değil” demişti.

Bunları geçeyim ve size, “Türkiye profesyonel futbol liglerinde ne kadar belediye ve KİT destekli takım olduğunu biliyor musunuz?” diye sorayım.

Birkaç örnek; Bergama Belediye spor, Bodrum Belediye spor, Van BB Spor, Sultanbeyli Belediye Spor, Zara Belediye spor. Liste o kadar uzun ki buraya sığmadığı için internet bağlantısını vereyim, merak edenler bakıversin (  http://www.tff.org/default.aspx?pageID=86). Ancak şu kadarını bilmenizi isterim. 3. Ligin neredeyse yarısı, çoğunluğu belediye olmak üzere kamu destekli takımlar.

Belediye veya KİT neden bir profesyonel takıma para aktarır? Amatör sporları desteklemeyi anlarım. O bölgenin gençlerine destek olmak, enerjilerini spora yönlendirmek, disiplinli sağlıklı insan olmalarına katkıda bulunmak anlaşılabilir bir yerel yöneticiliktir. Ama profesyonel çıkarlar işin içine girince belediyenin, kamunun ne işi var?

Halkın parası neden bir profesyonel yöneticiye/antrenöre/sporcuya aktarılır? Oradan para kazanılması yerel yöneticinin neden işi olur? Bunun yerine, daha çok kreş, daha çok amatör sporcuya destek sağlansa olmaz mı? Olur ama onlar oy getirmiyorsa, birilerini zengin etmeye yardımcı olmuyorsa destek göremiyor.


Bunun sorumlusu da, o yerel yöneticileri seçen, vergilerimizle profesyonel futbol dünyasını zengin edenlere göz yuman bizleriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme