27 Eylül 2014

Kırılganlık göstergeleri bozuluyor

Yazılarımda, çoğunlukla, bir çalışmayı tamamen kopyalayarak yorum yapmam. Elimden geldiğince özgün olmaya çalışırım. Doğal olarak bu hiç bir kitaptan, dergiden, makaleden etkilenmediğim anlamına gelmez. Her okuduğum satırın mutlaka bir katkısı olmuştur ve olacaktır da.

Böylesi bir giriş yapmamın nedeni, aşağıdaki tabloyu çokuluslu bir banka olan Barclays’ın son raporundan tercüme ederek yazımda kullanmam.

Nedenini açıklayayım. Sıcak paranın Türkiye ekonomisindeki önemini hepimiz öğrendik. Sokaktaki insan bile dövizdeki hareketleri dikkatle takip etmeye gayret gösteriyor. İş öyle bir yere vardı ki; döviz sepetindeki değişime göre ekonominin iyiye veya kötüye gittiğini söylemeye başlayanlar var.

Dolayısıyla ekonomiye sıcak para sağlayanların bizi nasıl değerlendirdikleri beklentiler açısından hayati öneme sahip. Eğer olur da güvenleri azalır ve piyasalara döviz göndermez hatta bir de çekmeye başlarlarsa işimiz çok zorlaşır. Bunun en güzel örneğini son günlerde yaşıyoruz. Doların yükselişini durdurmak için TC Merkez Bankası yoğun bir uğraş içerisinde.

Gelelim kırılganlık göstergelerine

Aslında tek bir gösterge veya gösterge demeti yok. Herkes kendi bilançosuna göre gösterge oluşturuyor. Bununla beraber, aşıdaki tabloda yer alan oranlar genellikle kabul gören verilerdir. Sadece başka bankalar veya ekonomistler her oran için kendine göre bir kırılganlık aralığı belirleyebiliyor. Ama sonuç üç aşağı beş yukarı aynı olacaktır.

Dolayısıyla oturup Türkiye’ye göre bir aralık belirlerseniz, Ukrayna’nın veya Brezilya’nın kırılganlıklarını doğru saptayamazsınız. Hem kendiniz hem de yatırımcılarınız zarar ederler. Bu nedenle tarafsız olmak zorundasınız.

Barclays’a göre Türkiye dış denge, para politikası ve bankacılık alanında kızarmış. Oranlar belirlenen aralıkların dışında. Bazıları da aralıklara çok yakın. Sadece fiskal veriler rahat. İzleyenler bilir, benzeri değerlendirmeler diğer çokuluslu şirket ve kuruluşlar tarafında da yapılıyor.

Neden şimdi yayınlamaya başladılar?

Bu çalışmaların sıklıkla yapılmaya başlanmasının, daha doğrusu yayımlanmasının nedeni FED’in faiz artırma kararı almak üzere olması. Dünyada parasal genişleme döneminin sonuna yaklaşıldığının genel kabul görmesi. Dolayısıyla, yatırımcılar sıcak paraya dayalı büyüme modeliyle ekonomilerini idame ettiren ülkelerin, döviz akımlarında oluşacak yavaşlamadan ne kadar etkileneceklerini anlamaya çalışıyorlar.

Türkiye Ukrayna, G. Afrika, Polonya ve Romanya gibi ülkelerin tabloları çoğunlukla kırmızıyla dolu. Ama AB üyesi ülkelere bir şekilde yardım yapılacağına inanlar az değil.

Bizdeki bazı piyasa oyuncuları da, IŞID operasyonunda ABD ile uzlaşıldığına dikkat çekerek, sıcak para girişinin siyasi nedenlerle durdurulmayacağına inanıyorlar. Geldiğimiz yere bakar mısınız? Bazılarına göre, bırakın ekonomideki etkisini dış politikamızı bile döviz belirler olmuş.


Bana diyecek söz kalmamış. Susmam daha hayırlı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme