16 Ağustos 2014

Bu düzen değişmemeli (?!)

Hem 68’li abilerimizin hem de biz 78’lilerin gençliği, önce dünyada sonra ülkemizde düzeni değiştirme uğraşısıyla geçti. Kimimiz olaya sınıfsal batık kimimiz milliyetçi. Ama ortak ideal ülkede fakirliğin azaltılması, refahın artması ve bağımsız, demokratik bir ülkede yaşamaktı. Evet amaçlar aynı olsa da yöntemler farklıydı. Bunun nedenleri ayrı bir konu.

Hepimiz ezilenin, mazlumun yanında olduğumuzu söylüyorduk. Zaten çoğumuz dar ve sabit gelirli ailelerden geldiğimiz için çözmeyi istediğimiz sorunlar aslında yakın çevremizin sorunlarıydı.

Bu nedenle geniş kitleleri etkileme şansını yakaladık. Şans diyorum ama, aslında ideallerimiz için gece, gündüz demeden; yemeden, içmeden çalıştık. Düşündüklerimizin, hayallerimizin ne kadarı doğru ise, yaptıklarımızın, eylemlerimizin o kadarı yanlıştı. Ama sonuçta mevcut düzeni değiştirmek istiyorduk.

Bugün kimsenin düzenle sorunu yok(!?)


Aradan uzun yıllar geçti. Aslında değişen çok şey yok. Bugün şöyle çevrenize bir bakın. Okuyamayan, iş bulamayan, ailesinin yanında asalak gibi yaşayan, sigara parası için annesiyle kavga eden, üniversite diye gittiği okulun aslında arkadaşlarla zaman geçirmekten başka bir işe yaramadığını bilen yüzbinlerce genç göreceksiniz.

Dahası gecekonduda oturan, mahallenin uyuşturucu çetelerince işgal edildiğini bilen, yaşam mücadelesinin en ağırını veren, evinde çağdaş yaşam koşullarının bir çoğunun bulunmadığı, daha önemlisi düzenli bir işi olmayan milyonları göreceksiniz.

Ama biraz yakından bakınca başka bir gerçekle karşılaşacaksınız. İnsanların büyük çoğunluğunun düzene karşı bir tek söylemi yok. Çünkü bir şekilde düzenden, kamu kaynaklarından pay alıyorlar. Ya çocuk parası, ya bedava kömür, ya gıda yardımı, ya yaşlı yardımı ya da yeşil kart vb. Hem de oy vermek dışında hiç bir bedel ödemeden.

Nüfusun geniş kesimlerinin böyle geçindiğini artık biliyoruz. Gazete haberlerine göre Samsun genelinde yaşayan nüfusun yarısı bir şekilde devletten yardım alıyormuş.

Bir de madalyonun diğer yanı var. Birazı okumuş, yazmış ama çoğunun doğru dürüst mesleği olmayan; inşaatın “i” sinden anlamadığı halde devletten ihale alabilen; siyasi ilişkileri sayesinde çok kolay para kazanabilen ve hiç vergi ödemeyen bir kesim var. Bunlar nüfusun çok geniş bir kesimi olmasalar da kolay zenginleşebildikleri için fikir bazında değil, biat bazında siyaset yapan ve sesi çok fazla çıkabilen örgütlü bir grup.

Bunlar düzenin değişmemesi için her türlü fedakarlığı yapabilirler. Gözlerini budaktan sakınmazlar. Çünkü ranttan aldıkları pay çok büyük. Eskiden işe giderken kullandıkları arabalarının arkasında “Mülk Allah’ındır” diye yazıyordu. Şimdi bindikleri Audi Q7 / BMW X5’lerinin arka camında hiç bir yazı yok. Aksine camlar karartılmış.

Sorunu olanlar

Çok fazla olmasalar da düzeni sorgulayanlar hala var. Ben onlara son yılların moda deyimiyle “orta sınıf” diyeyim. Çoğu okumuş yazmış, batı standartlarını bilen ve çağdaş değerlere sahip ama en önemlisi devletten geçinmeyi, rant peşinde koşmayı kabul etmeyen yurtsever bir grup.

Ötekiler gibi örgütlü değiller. Siyaseti, rant elde etmek için bir birliktelik olarak gördükleri için pek sevmiyorlar. Hangi partide olursa olsun, siyasetin içinde olanların kamu kaynaklarını paylaşmak için verdiği mücadeleyi kabul doğru bulmuyorlar. Ama ülkenin gidişatında pek memnun değiller.

Vergi toplamadan, okul arazilerini satarak, dışarıdan borç alınarak yaratılan gelirlerin, umutsuzlaştırılmış geniş kesimlere dağıtılmasıyla sürdürülmeye çalışılan paylaşım düzeninin bir gün çökeceğini biliyorlar. O zaman maliyeti hep beraber ödeyeceğimizin de farkındalar.

Henüz umudunu yitirmemiş, çözümü tartışanların bir bölümü için tek çıkış yolu, kamu kaynağıyla zengin yaratma yollarının tıkanması. Hükümetlerin günlük ekonomik işlere müdahale yetkisinin sınırlanması. Kısacası üretime dayalı, yabancıdan alınan borca dayanmayan bir büyüme/kalkınma modeli. Sonuç olarak yeni bir refah paylaşım modeli.


Özetle geniş kesimleri huzursuz etmeyecek, ama “devletin malı deniz yemeyen domuzcuları” yok edecek bir yeni düzen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme